7096. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقٌ، سَمِعْتُ حُذَيْفَةَ، يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ جُلُوسٌ عِنْدَ عُمَرَ قَالَ أَيُّكُمْ يَحْفَظُ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْفِتْنَةِ. قَالَ " فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَمَالِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ، تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصَّدَقَةُ وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْىُ عَنِ الْمُنْكَرِ ". قَالَ لَيْسَ عَنْ هَذَا أَسْأَلُكَ، وَلَكِنِ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ. قَالَ لَيْسَ عَلَيْكَ مِنْهَا بَأْسٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، إِنَّ بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا بَابًا مُغْلَقًا. قَالَ عُمَرُ أَيُكْسَرُ الْبَابُ أَمْ يُفْتَحُ قَالَ بَلْ يُكْسَرُ. قَالَ عُمَرُ إِذًا لاَ يُغْلَقَ أَبَدًا. قُلْتُ أَجَلْ. قُلْنَا لِحُذَيْفَةَ أَكَانَ عُمَرُ يَعْلَمُ الْبَابَ قَالَ نَعَمْ كَمَا أَعْلَمُ أَنَّ دُونَ غَدٍ لَيْلَةً، وَذَلِكَ أَنِّي حَدَّثْتُهُ حَدِيثًا لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ. فَهِبْنَا أَنْ نَسْأَلَهُ مَنِ الْبَابُ فَأَمَرْنَا مَسْرُوقًا فَسَأَلَهُ فَقَالَ مَنِ الْبَابُ قَالَ عُمَرُ.
Ömer b. Hafs b. Gıyas bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, Ameş bize tahdis etti, Şakik bize tahdis etti. Dedi ki: Huzeyfe’yi şöyle derken işittim: Biz Ömer’in yanında otururken: “Hanginiz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in fitne hakkındaki sözünü ezberinde tutuyor?” dedi. Ben: “Kişinin ailesi, malı, çocuğu ve komşusu ile olan fitnesine; namaz, sadaka, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak kefaret olur” dedim. (Ömer): “Senden bunu sormuyorum. Lakin deniz dalgası gibi dalgalanan o fitneyi (soruyorum)” dedi. Ben: “Ey Müminlerin Emiri! Ondan sana bir zarar gelmez. Şüphesiz seninle onun arasında kapalı bir kapı vardır” dedim. Ömer: “O kapı kırılacak mı yoksa açılacak mı?” dedi. “Bilakis kırılacak” dedim. Ömer: “Öyleyse ebediyen kapanmaz” dedi. “Evet” dedim. Biz Huzeyfe’ye: “Ömer o kapıyı biliyor muydu?” dedik. “Evet, yarından önce bir gece olduğunu bildiğim gibi (biliyordu). Zira ben ona, içinde yanlışlık olmayan bir hadis tahdis ettim” dedi. Ona "Kapı kimdir?" diye sormaktan çekindik de Mesruk’a emrettik; o sordu: “Kapı kimdir?” dedi. (Huzeyfe): “Ömer’dir” dedi.