7097. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى حَائِطٍ مِنْ حَوَائِطِ الْمَدِينَةِ لِحَاجَتِهِ، وَخَرَجْتُ فِي إِثْرِهِ، فَلَمَّا دَخَلَ الْحَائِطَ جَلَسْتُ عَلَى بَابِهِ وَقُلْتُ لأَكُونَنَّ الْيَوْمَ بَوَّابَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَأْمُرْنِي فَذَهَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَضَى حَاجَتَهُ، وَجَلَسَ عَلَى قُفِّ الْبِئْرِ، فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْهِ لِيَدْخُلَ فَقُلْتُ كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ لَكَ، فَوَقَفَ فَجِئْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْكَ. قَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَدَخَلَ فَجَاءَ عَنْ يَمِينِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَجَاءَ عُمَرُ فَقُلْتُ كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ لَكَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَجَاءَ عَنْ يَسَارِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ فَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَامْتَلأَ الْقُفُّ فَلَمْ يَكُنْ فِيهِ مَجْلِسٌ، ثُمَّ جَاءَ عُثْمَانُ فَقُلْتُ كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ لَكَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ، مَعَهَا بَلاَءٌ يُصِيبُهُ ". فَدَخَلَ فَلَمْ يَجِدْ مَعَهُمْ مَجْلِسًا، فَتَحَوَّلَ حَتَّى جَاءَ مُقَابِلَهُمْ عَلَى شَفَةِ الْبِئْرِ، فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ ثُمَّ دَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ. فَجَعَلْتُ أَتَمَنَّى أَخًا لِي وَأَدْعُو اللَّهَ أَنْ يَأْتِيَ. قَالَ ابْنُ الْمُسَيَّبِ فَتَأَوَّلْتُ ذَلِكَ قُبُورَهُمُ اجْتَمَعَتْ هَا هُنَا وَانْفَرَدَ عُثْمَانُ.
Said b. Ebi Meryem bize tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize haber verdi; Şerik b. Abdullah’tan; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Musa el-Eş'ari’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, ihtiyacı için Medine’nin bahçelerinden bir bahçeye çıktı. Ben de izinden gittim. Bahçeye girdiği zaman kapısına oturdum ve: “Bugün muhakkak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kapıcısı olacağım” dedim –halbuki o bana (bunu) emretmemişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gitti, ihtiyacını giderdi ve kuyunun bileziğine oturdu. İki baldırını açtı ve onları kuyuya sarkıttı. Derken Ebu Bekir geldi, girmek için izin istiyordu. “Olduğun yerde kal, senin için izin isteyeyim” dedim. Durdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve: “Ey Allah’ın Nebisi! Ebu Bekir izin istiyor” dedim. Buyurdu ki: “Ona izin ver ve onu cennetle müjdele.” (Ebu Bekir) girdi ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sağına geldi (oturdu). O da iki baldırını açtı ve kuyuya sarkıttı. Sonra Ömer geldi. Ben: “Olduğun yerde kal, senin için izin isteyeyim” dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona izin ver ve onu cennetle müjdele” buyurdu. (Ömer) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sol tarafından geldi; iki baldırını açtı ve kuyuya sarkıttı. (Kuyunun) bileziği doldu, orada oturacak yer kalmadı. Sonra Osman geldi. “Olduğun yerde kal, senin için izin isteyeyim” dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona izin ver ve kendisine isabet edecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele” buyurdu. Girdi, fakat onlarla beraber (yanlarında) oturacak yer bulamadı. Bunun üzerine (karşıya) geçti ve kuyunun kenarına, onların karşısına (oturdu). İki baldırını açtı ve kuyuya sarkıttı. (Ebu Musa dedi ki:) Ben (o sırada) bir kardeşim(in gelmesini) temenni ediyor ve gelmesi için Allah’a dua ediyordum. İbn’ul-Müseyyeb dedi ki: Ben bunu onların kabirlerine tevil ettim. (Üçünün kabri) şurada toplandı, Osman ise (onlardan) ayrı kaldı.