7048. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ قَالَتْ أَسْمَاءُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَنَا عَلَى، حَوْضِي أَنْتَظِرُ مَنْ يَرِدُ عَلَىَّ، فَيُؤْخَذُ بِنَاسٍ مِنْ دُونِي فَأَقُولُ أُمَّتِي. فَيَقُولُ لاَ تَدْرِي، مَشَوْا عَلَى الْقَهْقَرَى ". قَالَ ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ أَنْ نَرْجِعَ عَلَى أَعْقَابِنَا أَوْ نُفْتَنَ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Bişr b. es-Seri bize tahdis etti, Nafi b. Ömer bize tahdis etti; İbn Ebi Müleyke’den. Dedi ki: Esma, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) dedi ki: (Resulullah) şöyle buyurdu: “Ben havuzumun başında, bana gelecek olanları bekliyorum. Benden önce birtakım insanlar yakalanıp (tutulup) götürülür. Ben: ‘(Onlar) benim ümmetim!’ derim. (Melek): ‘Bilmiyorsun; onlar (topukları üzerinde) gerisin geriye (eski dinlerine) döndüler’ der.” İbn Ebi Müleyke dedi ki: “Allah’ım! Topuklarımız üzerinde geriye dönmekten veya fitneye düşürülmekten sana sığınırız.” (Bölüm Başlığı Ayeti: { وَاتَّقُوا فِتْنَةً لاَ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً } “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir fitneden sakının...”)
7049. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَنَا فَرَطُكُمْ عَلَى الْحَوْضِ، لَيُرْفَعَنَّ إِلَىَّ رِجَالٌ مِنْكُمْ حَتَّى إِذَا أَهْوَيْتُ لأُنَاوِلَهُمُ اخْتُلِجُوا دُونِي فَأَقُولُ أَىْ رَبِّ أَصْحَابِي. يَقُولُ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثُوا بَعْدَكَ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti; Muğire’den; Ebu Vail’den. Dedi ki: Abdullah dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben havuzun başında sizin önden gideniniz (ve sizi bekleyeniniz) olacağım (farat). Sizden bazı adamlar bana yükseltilecek (gösterilecek/getirilecek). Tam onlara (dolu kovayı) uzatmak için eğildiğimde önümden çekilip alınacaklar. Ben: ‘Ey Rabbim! Onlar ashabım!’ diyeceğim. O (Allah): ‘Onların senden sonra neler ihdas ettiğini (uydurduğunu) bilmiyorsun’ buyuracak.”
7050. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَنَا فَرَطُكُمْ، عَلَى الْحَوْضِ، مَنْ وَرَدَهُ شَرِبَ مِنْهُ، وَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ لَمْ يَظْمَأْ بَعْدَهُ أَبَدًا، لَيَرِدُ عَلَىَّ أَقْوَامٌ أَعْرِفُهُمْ وَيَعْرِفُونِي، ثُمَّ يُحَالُ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ ".
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Yakub b. Abdurrahman bize tahdis etti; Ebu Hazim’den. Dedi ki: Sehl b. Sa'd’ı şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: “Ben havuzun başında sizin önden gideninizim (farat). Oraya gelen ondan içer. Ondan içen bir daha asla susamaz. Bana birtakım kavimler gelecek ki ben onları tanırım, onlar da beni tanırlar. Sonra benimle onların arasına perde çekilir (engellenirler).”
7051. Hadis
قَالَ أَبُو حَازِمٍ فَسَمِعَنِي النُّعْمَانُ بْنُ أَبِي عَيَّاشٍ، وَأَنَا أُحَدِّثُهُمْ، هَذَا فَقَالَ هَكَذَا سَمِعْتَ سَهْلاً، فَقُلْتُ نَعَمْ. قَالَ وَأَنَا أَشْهَدُ، عَلَى أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ لَسَمِعْتُهُ يَزِيدُ فِيهِ قَالَ " إِنَّهُمْ مِنِّي. فَيُقَالُ إِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا بَدَّلُوا بَعْدَكَ فَأَقُولُ سُحْقًا سُحْقًا لِمَنْ بَدَّلَ بَعْدِي ".
Ebu Hazim dedi ki: Numan b. Ebi Ayyaş, ben onlara bu hadisi anlatırken beni işitti ve: “Sehl’den böyle mi işittin?” dedi. “Evet” dedim. Dedi ki: “Ben de Ebu Said el-Hudrî hakkında şahitlik ederim ki, onun (bu hadise) şunu eklediğini işittim: (Resulullah) şöyle buyurdu: ‘(Ben): Onlar bendendir (derim). (Bana): Sen onların senden sonra neleri değiştirdiklerini (tebdil) bilmiyorsun’ denilir. Ben de: ‘Benden sonra (dinimi) değiştirenler uzak olsun, uzak olsun (suhkan suhkan)!’ derim.”
7052. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَهْبٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً وَأُمُورًا تُنْكِرُونَهَا". قَالُوا فَمَا تَأْمُرُنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أَدُّوا إِلَيْهِمْ حَقَّهُمْ وَسَلُوا اللَّهَ حَقَّكُمْ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti, Zeyd b. Vehb bize tahdis etti. Abdullah’ı (şöyle) derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: “Şüphesiz siz, benden sonra bir kayırma (esere) ve yadırgayacağınız (hoş görmeyeceğiniz) işler göreceksiniz.” Dediler ki: “Bize ne emredersin ey Allah’ın Resulü?” Buyurdu ki: “Onlara (yöneticilere) haklarını verin, (kendi) hakkınızı ise Allah’tan isteyin.”
7053. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ عَبْدِ الْوَارِثِ، عَنِ الْجَعْدِ، عَنْ أَبِي رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَرِهَ مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا فَلْيَصْبِرْ، فَإِنَّهُ مَنْ خَرَجَ مِنَ السُّلْطَانِ شِبْرًا مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً ".
Müsedded bize tahdis etti; Abdulvaris’ten; Ca'd’dan; Ebu Reca’dan; İbn Abbas’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Kim emirinden (yöneticisinden) hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin. Zira kim otoriteden (itaatten) bir karış dışarı çıkarsa, cahiliye ölümüyle ölür.”
7054. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الْجَعْدِ أَبِي عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو رَجَاءٍ الْعُطَارِدِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ رَأَى مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلْيَصْبِرْ عَلَيْهِ، فَإِنَّهُ مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا فَمَاتَ، إِلاَّ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً ".
Ebu'n-Numan bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Ca'd Ebu Osman’dan. Ebu Reca el-Utaridî bana tahdis etti. Dedi ki: İbn Abbas radıyallahu anhumâ’yı, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederken) işittim. Buyurdu ki: “Kim emirinden (yöneticisinden) hoşlanmadığı bir şey görürse ona sabretsin. Zira kim cemaatten bir karış ayrılır ve ölürse, mutlaka cahiliye ölümüyle ölür.”
7055. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَهْوَ مَرِيضٌ قُلْنَا أَصْلَحَكَ اللَّهُ حَدِّثْ بِحَدِيثٍ، يَنْفَعُكَ اللَّهُ بِهِ سَمِعْتَهُ مِنَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم. قَالَ دَعَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْنَاهُ فَقَالَ فِيمَا أَخَذَ عَلَيْنَا أَنْ بَايَعَنَا عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ، فِي مَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا، وَعُسْرِنَا، وَيُسْرِنَا، وَأَثَرَةٍ عَلَيْنَا، وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ، إِلاَّ أَنْ تَرَوْا كُفْرًا بَوَاحًا، عِنْدَكُمْ مِنَ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ.
İsmail bize tahdis etti, İbn Vehb bana tahdis etti; Amr’dan; Bükeyr’den; Büsr b. Said’den; Cünade b. Ebi Ümeyye’den [naklederek]. Dedi ki: Hasta iken Ubade b. es-Samit’in yanına girdik. “Allah seni iyileştirsin (ıslah etsin)! Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğin, Allah’ın seni kendisiyle faydalandıracağı bir hadis anlat” dedik. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi davet etti, biz de ona biat ettik. Bizden aldığı sözler arasında şunlar vardı: Bize neşeli (istekli) anımızda da, hoşlanmadığımız (isteksiz) anımızda da; zorluğumuzda da, kolaylığımızda da; (haklarımız verilmez) başkaları bize tercih edilse (esere yapılsa) de (emiri) dinleyip itaat etmek üzere biat ettik. Ve emir sahipleriyle (yöneticilerle) iktidar mücadelesine girişmeyeceğimize (dair biat ettik). Ancak; “Elinizde Allah’tan (gelen) kesin bir delil (burhan) bulunan apaçık bir küfür (küfr-i bevâh) görmeniz müstesna.”
7057. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اسْتَعْمَلْتَ فُلاَنًا وَلَمْ تَسْتَعْمِلْنِي. قَالَ " إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي ".
Muhammed b. Ar'ara bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti; Katade’den; Enes b. Malik’ten; Useyd b. Hudayr’dan [naklederek]. Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Falanı (filanı) görevlendirdin (vali tayin ettin) fakat beni görevlendirmedin" dedi. Buyurdu ki: “Şüphesiz benden sonra (başkalarının size tercih edildiği) bir (kayırma) 'esere' göreceksiniz. Bana kavuşana kadar sabredin.”
7058. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَدِّي، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ فِي مَسْجِدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ وَمَعَنَا مَرْوَانُ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ الصَّادِقَ الْمَصْدُوقَ يَقُولُ " هَلَكَةُ أُمَّتِي عَلَى يَدَىْ غِلْمَةٍ مِنْ قُرَيْشٍ ". فَقَالَ مَرْوَانُ لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ غِلْمَةً. فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ لَوْ شِئْتُ أَنْ أَقُولَ بَنِي فُلاَنٍ وَبَنِي فُلاَنٍ لَفَعَلْتُ. فَكُنْتُ أَخْرُجُ مَعَ جَدِّي إِلَى بَنِي مَرْوَانَ حِينَ مَلَكُوا بِالشَّأْمِ، فَإِذَا رَآهُمْ غِلْمَانًا أَحْدَاثًا قَالَ لَنَا عَسَى هَؤُلاَءِ أَنْ يَكُونُوا مِنْهُمْ قُلْنَا أَنْتَ أَعْلَمُ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Amr b. Yahya b. Said b. Amr b. Said bize tahdis etti. Dedi ki: Dedem bana haber verdi. Dedi ki: Medine’de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in mescidinde Ebu Hureyre ile birlikte oturuyordum. Yanımızda Mervan da vardı. Ebu Hureyre dedi ki: Doğru söyleyen ve doğrulanmış olanı (Sâdık el-Masdûk'u) şöyle buyururken işittim: “Ümmetimin helakı Kureyş'ten birtakım gençlerin elinden olacaktır.” Mervan: “Allah’ın laneti o gençlerin üzerine olsun” dedi. Ebu Hureyre: “İsteseydim falan oğulları ve falan oğulları(dır) demeyi (yapardım)” dedi. (Amr dedi ki:) Şam’da mülkü (iktidarı) ellerinde tuttukları zaman dedemle birlikte Mervan oğullarına çıkardım (giderdim). Onları genç yaşta çocuklar olarak gördüğü zaman bize: “Belki bunlar onlardandır” derdi. Biz de: “Sen daha iyi bilirsin” derdik.
7059. Hadis
حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ الزُّهْرِيَّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ ـ رضى الله عنهن ـ أَنَّهَا قَالَتِ اسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ النَّوْمِ مُحْمَرًّا وَجْهُهُ يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَيْلٌ لِلْعَرَبِ مِنْ شَرٍّ قَدِ اقْتَرَبَ، فُتِحَ الْيَوْمَ مِنْ رَدْمِ يَاجُوجَ وَمَاجُوجَ مِثْلُ هَذِهِ ". وَعَقَدَ سُفْيَانُ تِسْعِينَ أَوْ مِائَةً. قِيلَ أَنَهْلِكُ وَفِينَا الصَّالِحُونَ قَالَ " نَعَمْ، إِذَا كَثُرَ الْخَبَثُ ".
Malik b. İsmail bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize tahdis etti. O Zühri'den işitmiş; Urve’den; Zeyneb bint Ümmü Seleme’den; Ümmü Habibe’den; Zeyneb bint Cahş radıyallahu anhunne’den [naklederek]. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yüzü kızarmış bir halde uykudan uyandı. Şöyle diyordu: “La ilahe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur). Yaklaşan bir şerden dolayı vay Arabın haline! Bugün Ye’cuc ve Me’cuc seddinden şunun gibi (bir delik) açıldı.” (Ravi dedi ki:) Süfyan (parmaklarıyla) doksan veya yüz (işareti) yaptı. “İçimizde salih kimseler olduğu halde helak olur muyuz?” denildi. Buyurdu ki: “Evet, pislik (kötülük) çoğaldığı zaman.”
7060. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ،. وَحَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْد ٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَشْرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى أُطُمٍ مِنْ آطَامِ الْمَدِينَةِ فَقَالَ " هَلْ تَرَوْنَ مَا أَرَى ". قَالُوا لاَ. قَالَ " فَإِنِّي لأَرَى الْفِتَنَ تَقَعُ خِلاَلَ بُيُوتِكُمْ كَوَقْعِ الْقَطْرِ ".
Ebu Nuaym bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize tahdis etti; Zühri’den. (Ve) Mahmud bana tahdis etti, Abdurrezzak bize haber verdi, Mamer bize haber verdi; Zühri’den; Urve’den; Usame b. Zeyd radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’nin yüksek binalarından (Utumlarından) birinin üzerine çıktı ve: “Benim gördüğümü görüyor musunuz?” buyurdu. “Hayır” dediler. Buyurdu ki: “Şüphesiz ben fitnelerin, evlerinizin aralarına yağmurun düşüşü gibi düştüğünü görüyorum.”
7061. Hadis
حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَتَقَارَبُ الزَّمَانُ، وَيَنْقُصُ الْعَمَلُ، وَيُلْقَى الشُّحُّ، وَتَظْهَرُ الْفِتَنُ، وَيَكْثُرُ الْهَرْجُ ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُّمَ هُوَ. قَالَ " الْقَتْلُ الْقَتْلُ ". وَقَالَ شُعَيْبٌ وَيُونُسُ وَاللَّيْثُ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ayyaş b. el-Velid bize tahdis etti, Abdulala bize haber verdi, Mamer bize tahdis etti; Zühri’den; Said’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Zaman yakınlaşır, amel eksilir, (kalplere) cimrilik atılır, fitneler ortaya çıkar ve herc çoğalır.” “Ey Allah’ın Resulü! O nedir?” dediler. “Öldürmektir, öldürmektir” buyurdu. Şuayb, Yunus, Leys ve Zühri’nin kardeşinin oğlu da; Zühri’den; Humeyd’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (diye rivayet) söylediler.
7062. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي مُوسَى فَقَالاَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ لأَيَّامًا يَنْزِلُ فِيهَا الْجَهْلُ، وَيُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ، وَيَكْثُرُ فِيهَا الْهَرْجُ، وَالْهَرْجُ الْقَتْلُ ".
Ubeydullah b. Musa bize tahdis etti; Ameş’ten; Şakik’ten [naklederek]. Dedi ki: Abdullah ve Ebu Musa ile birlikteydim. İkisi dediler ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz kıyametin önünde öyle günler vardır ki; onlarda cehalet iner, ilim kaldırılır ve herc çoğalır. Herc (ise) öldürmektir.”
7064. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقٌ، قَالَ جَلَسَ عَبْدُ اللَّهِ وَأَبُو مُوسَى فَتَحَدَّثَا فَقَالَ أَبُو مُوسَى قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ أَيَّامًا يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ، وَيَنْزِلُ فِيهَا الْجَهْلُ، وَيَكْثُرُ فِيهَا الْهَرْجُ، وَالْهَرْجُ الْقَتْلُ ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, Ameş bize tahdis etti, Şakik bize tahdis etti. Dedi ki: Abdullah ve Ebu Musa oturdular ve konuştular. Ebu Musa dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz kıyametin önünde öyle günler vardır ki; onlarda ilim kaldırılır, cehalet iner ve herc çoğalır. Herc (ise) öldürmektir.”
7065. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ إِنِّي لَجَالِسٌ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنهما ـ فَقَالَ أَبُو مُوسَى سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ، وَالْهَرْجُ بِلِسَانِ الْحَبَشَةِ الْقَتْلُ.
Kuteybe bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; Ameş’ten; Ebu Vail’den [naklederek]. Dedi ki: Abdullah ve Ebu Musa radıyallahu anhumâ ile birlikte oturuyordum. Ebu Musa dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (bunun) mislini (benzerini) işittim. “Herc”, Habeş lisanında öldürmektir.
7066. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ وَاصِلٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، وَأَحْسِبُهُ، رَفَعَهُ قَالَ " بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ أَيَّامُ الْهَرْجِ، يَزُولُ الْعِلْمُ، وَيَظْهَرُ فِيهَا الْجَهْلُ ". قَالَ أَبُو مُوسَى وَالْهَرْجُ الْقَتْلُ بِلِسَانِ الْحَبَشَةِ.
Muhammed bize tahdis etti, Gunder bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti; Vasil’den; Ebu Vail’den; Abdullah’tan [naklederek]. –(Ravi dedi ki:) Onu (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e) ref ettiğini sanıyorum.– Dedi ki: “Kıyametin önünde herc günleri vardır. İlim zail olur ve onlarda cehalet ortaya çıkar.” Ebu Musa dedi ki: “Herc, Habeş lisanında öldürmektir.”
7067. Hadis
وَقَالَ أَبُو عَوَانَةَ عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنِ الأَشْعَرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ تَعْلَمُ الأَيَّامَ الَّتِي ذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَيَّامَ الْهَرْجِ. نَحْوَهُ. قَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مِنْ شِرَارِ النَّاسِ مَنْ تُدْرِكُهُمُ السَّاعَةُ وَهُمْ أَحْيَاءٌ ".
Ve Ebu Avana; Asim’dan; Ebu Vail’den; Eş'ari’den [naklederek] (şöyle) dedi: O Abdullah’a: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zikrettiği günleri, herc günlerini biliyor musun?” dedi. (Ravi hadisin devamını öncekine) benzer şekilde (zikretti). İbn Mesud dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “İnsanların en şerlileri, onlar hayattayken kıyametin kendilerine yetiştiği kimselerdir.”
7068. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، قَالَ أَتَيْنَا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ فَشَكَوْنَا إِلَيْهِ مَا نَلْقَى مِنَ الْحَجَّاجِ فَقَالَ " اصْبِرُوا، فَإِنَّهُ لاَ يَأْتِي عَلَيْكُمْ زَمَانٌ إِلاَّ الَّذِي بَعْدَهُ شَرٌّ مِنْهُ، حَتَّى تَلْقَوْا رَبَّكُمْ ". سَمِعْتُهُ مِنْ نَبِيِّكُمْ صلى الله عليه وسلم.
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Zübeyr b. Adiy'den [naklederek]. Dedi ki: Enes b. Malik'e geldik ve Haccac’dan çektiklerimizi ona şikayet ettik. Dedi ki: “Sabredin! Zira üzerinize hiçbir zaman gelmez ki, ondan sonraki ondan daha şerli olmasın. Rabbinize kavuşuncaya kadar (bu böyledir). Ben bunu Nebiniz sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim.”
7069. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ هِنْدٍ بِنْتِ الْحَارِثِ الْفِرَاسِيَّةِ، أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتِ اسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَزِعًا يَقُولُ " سُبْحَانَ اللَّهِ مَاذَا أَنْزَلَ اللَّهُ مِنَ الْخَزَائِنِ وَمَاذَا أُنْزِلَ مِنَ الْفِتَنِ، مَنْ يُوقِظُ صَوَاحِبَ الْحُجُرَاتِ ـ يُرِيدُ أَزْوَاجَهُ ـ لِكَىْ يُصَلِّينَ، رُبَّ كَاسِيَةٍ فِي الدُّنْيَا، عَارِيَةٍ فِي الآخِرَةِ ".
Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri'den. (H) Ve İsmail bize tahdis etti, kardeşim bana tahdis etti; Süleyman’dan; Muhammed b. Ebi Atik’ten; İbn Şihab’dan; Hind bint el-Haris el-Firasiyye’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Ümmü Seleme dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece telaşla uyandı. Şöyle diyordu: “Subhanallah! Allah ne hazineler indirdi! Ve ne fitneler indirildi! Odaların sahiplerini –eşlerini kastediyor– kim uyandıracak ki namaz kılsınlar? Dünyada nice giyinik (kadın) vardır ki, ahirette çıplaktır.”
7070. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا ".
Abdullah b. Yusuf bize haber verdi, Malik bize haber verdi; Nafi’den; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bize silah çekerse bizden değildir.”
7071. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا ".
Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Büreyd’den; Ebu Bürde’den; Ebu Musa’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Kim bize silah çekerse bizden değildir.”
7072. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يُشِيرُ أَحَدُكُمْ عَلَى أَخِيهِ بِالسِّلاَحِ، فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي لَعَلَّ الشَّيْطَانَ يَنْزِعُ فِي يَدِهِ، فَيَقَعُ فِي حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ ".
Muhammed bize tahdis etti, Abdurrezzak bize haber verdi; Mamer’den; Hemmam’dan [naklederek]. Dedi ki: Ebu Hureyre’yi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederken) işittim. Buyurdu ki: “Sizden biriniz kardeşine silahla işaret etmesin. Zira o bilmez; belki şeytan elini çeker (oynatır) da ateşten bir çukura düşer.”
7073. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قُلْتُ لِعَمْرٍو يَا أَبَا مُحَمَّدٍ سَمِعْتَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ مَرَّ رَجُلٌ بِسِهَامٍ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمْسِكْ بِنِصَالِهَا ". قَالَ نَعَمْ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Dedi ki: Amr’a: “Ey Ebu Muhammed! Cabir b. Abdullah’ı şöyle derken işittin mi: Bir adam mescidde (yanında) oklarla geçti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Onların (demir) uçlarından tut’ buyurdu.” (Diye sordum). O: “Evet” dedi.
7074. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مَرَّ فِي الْمَسْجِدِ بِأَسْهُمٍ قَدْ أَبْدَى نُصُولَهَا، فَأُمِرَ أَنْ يَأْخُذَ بِنُصُولِهَا، لاَ يَخْدِشُ مُسْلِمًا.
Ebu'n-Numan bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Amr b. Dinar'dan; Cabir'den [naklederek]. (Şöyle dedi:) Bir adam mescidde (beraberinde) oklarla geçti; (okların) demir uçlarını açığa çıkarmıştı. Bir müslümanı çizmesin diye, (okların) demir uçlarından tutması emredildi.
7075. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا مَرَّ أَحَدُكُمْ فِي مَسْجِدِنَا أَوْ فِي سُوقِنَا وَمَعَهُ نَبْلٌ فَلْيُمْسِكْ عَلَى نِصَالِهَا ـ أَوْ قَالَ فَلْيَقْبِضْ بِكَفِّهِ ـ أَنْ يُصِيبَ أَحَدًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ مِنْهَا شَىْءٌ ".
Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Büreyd’den; Ebu Bürde’den; Ebu Musa’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Sizden biriniz mescidimizden veya çarşımızdan geçerken, beraberinde oklar bulunuyorsa, onların (demir) uçlarından tutsun –veya (şöyle buyurdu:) avucuyla kavrasın– ki, müslümanlardan birine onlardan bir şey isabet etmesin.”
7076. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقٌ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ، وَقِتَالُهُ كُفْرٌ ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bana tahdis etti, Ameş bize tahdis etti, Şakik bize tahdis etti. Dedi ki: Abdullah dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslümana sövmek fısk, onunla savaşmak küfürdür.”
7077. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي وَاقِدٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ".
Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti, Vakid bana haber verdi; babasından; İbn Ömer’den [naklederek]. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: “Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olarak geri dönmeyin!”
7078. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، وَعَنْ رَجُلٍ، آخَرَ هُوَ أَفْضَلُ فِي نَفْسِي مِنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ " أَلاَ تَدْرُونَ أَىُّ يَوْمٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ. فَقَالَ " أَلَيْسَ بِيَوْمِ النَّحْرِ ". قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " أَىُّ بَلَدٍ، هَذَا أَلَيْسَتْ بِالْبَلْدَةِ ". قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ، وَأَمْوَالَكُمْ، وَأَعْرَاضَكُمْ، وَأَبْشَارَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ". قُلْنَا نَعَمْ. قَالَ " اللَّهُمَّ اشْهَدْ، فَلْيُبَلِّغِ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ، فَإِنَّهُ رُبَّ مُبَلِّغٍ يُبَلِّغُهُ مَنْ هُوَ أَوْعَى لَهُ فَكَانَ كَذَلِكَ ـ قَالَ ـ لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ". فَلَمَّا كَانَ يَوْمَ حُرِّقَ ابْنُ الْحَضْرَمِيِّ، حِينَ حَرَّقَهُ جَارِيَةُ بْنُ قُدَامَةَ. قَالَ أَشْرِفُوا عَلَى أَبِي بَكْرَةَ. فَقَالُوا هَذَا أَبُو بَكْرَةَ يَرَاكَ. قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَحَدَّثَتْنِي أُمِّي عَنْ أَبِي بَكْرَةَ أَنَّهُ قَالَ لَوْ دَخَلُوا عَلَىَّ مَا بَهَشْتُ بِقَصَبَةٍ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti, Kurre b. Halid bize tahdis etti, İbn Sirin bize tahdis etti; Abdurrahman b. Ebi Bekre’den; Ebu Bekre’den –ve (İbn Sirin dedi ki:) benim nazarımda Abdurrahman b. Ebi Bekre’den daha faziletli olan başka bir adamdan; (yine) Ebu Bekre’den– [naklederek]. (Şöyle dediler:) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara hitap etti ve: “Bu günün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?” buyurdu. “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. (Ebu Bekre dedi ki:) Biz, onu isminden başka bir isimle isimlendireceğini zannettik. Buyurdu ki: “Kurban günü değil midir?” “Evet ya Resulallah” dedik. “Bu hangi beldedir? (Mekke olan) El-Belde değil midir?” buyurdu. “Evet ya Resulallah” dedik. Buyurdu ki: “Şüphesiz kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız ve tenleriniz üzerinize haramdır; bu (mukaddes) beldenizde, bu ayınızda, bu gününüzün haramlığı gibi. Dikkat edin, tebliğ ettim mi?” “Evet” dedik. “Allahım şahit ol! Hazır bulunan gaib olana tebliğ etsin. Zira nice kendisine tebliğ edilen kimse vardır ki, tebliğ edenden daha kavrayışlıdır –(Ravi dedi ki:) ve hakikaten öyle oldu–. Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olarak geri dönmeyin!” İbn’ul-Hadrami’nin yakıldığı, Cariye b. Kudame’nin onu yaktığı gün olunca; (Cariye) “Ebu Bekre’ye (yukarıdan) bakın” dedi. Onlar da: “İşte bu Ebu Bekre seni görüyor” dediler. Abdurrahman dedi ki: Annem bana Ebu Bekre’den tahdis etti ki, o şöyle demiştir: “Şayet yanıma girselerdi, onlara bir kamışla bile karşılık vermezdim.”
7079. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِشْكَابٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَرْتَدُّوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ".
Ahmed b. İşkab bize tahdis etti, Muhammed b. Fudayl bize tahdis etti; babasından; İkrime’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olarak geri dönmeyin!”
7080. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُدْرِكٍ، سَمِعْتُ أَبَا زُرْعَةَ بْنَ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ جَدِّهِ، جَرِيرٍ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ " اسْتَنْصِتِ النَّاسَ ". ثُمَّ قَالَ " لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ".
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti; Ali b. Müdrik’ten [naklederek]. (Şöyle dedi:) Ebu Zura b. Amr b. Cerir’i, dedesi Cerir’den (naklederken) işittim. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda bana: “İnsanları sustur” buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olarak geri dönmeyin!”
7081. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ،. قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَحَدَّثَنِي صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَتَكُونُ فِتَنٌ الْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ، وَالْقَائِمُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي، وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي، مَنْ تَشَرَّفَ لَهَا تَسْتَشْرِفْهُ، فَمَنْ وَجَدَ فِيهَا مَلْجَأً أَوْ مَعَاذًا فَلْيَعُذْ بِهِ ".
Muhammed b. Ubeydullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sad bize tahdis etti; babasından; Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. İbrahim dedi ki: Salih b. Keysan da bana tahdis etti; İbn Şihab’dan; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fitneler olacaktır. O fitnelerde oturan ayaktakinden daha hayırlıdır. Ayaktaki yürüyenden daha hayırlıdır. Yürüyen (ona) koşandan daha hayırlıdır. Kim ona (fitneye) göz dikerse (yönelirse), (fitne) onu (kendine) çeker. Kim orada bir sığınak veya barınak bulursa, hemen ona sığınsın.”
7082. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَتَكُونُ فِتَنٌ الْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ، وَالْقَائِمُ خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي، وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي، مَنْ تَشَرَّفَ لَهَا تَسْتَشْرِفْهُ، فَمَنْ وَجَدَ مَلْجَأً أَوْ مَعَاذًا فَلْيَعُذْ بِهِ ".
Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri'den. (Dedi ki:) Ebu Seleme b. Abdurrahman bana haber verdi ki Ebu Hureyre şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fitneler olacaktır. O fitnelerde oturan ayaktakinden daha hayırlıdır. Ayaktaki yürüyenden daha hayırlıdır. Yürüyen (ona) koşandan daha hayırlıdır. Kim ona (fitneye) göz dikerse (yönelirse), (fitne) onu (kendine) çeker. Kim bir sığınak veya barınak bulursa, hemen ona sığınsın.”
7083. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ رَجُلٍ، لَمْ يُسَمِّهِ عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ خَرَجْتُ بِسِلاَحِي لَيَالِيَ الْفِتْنَةِ فَاسْتَقْبَلَنِي أَبُو بَكْرَةَ فَقَالَ أَيْنَ تُرِيدُ قُلْتُ أُرِيدُ نُصْرَةَ ابْنِ عَمِّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا تَوَاجَهَ الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا فَكِلاَهُمَا مِنْ أَهْلِ النَّارِ ". قِيلَ فَهَذَا الْقَاتِلُ، فَمَا بَالُ الْمَقْتُولِ قَالَ " إِنَّهُ أَرَادَ قَتْلَ صَاحِبِهِ ". قَالَ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ فَذَكَرْتُ هَذَا الْحَدِيثَ لأَيُّوبَ وَيُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ يُحَدِّثَانِي بِهِ فَقَالاَ إِنَّمَا رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ الْحَسَنُ عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ. حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ بِهَذَا. وَقَالَ مُؤَمَّلٌ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَيُونُسُ، وَهِشَامٌ، وَمُعَلَّى بْنُ زِيَادٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنِ الأَحْنَفِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَرَوَاهُ مَعْمَرٌ عَنْ أَيُّوبَ. وَرَوَاهُ بَكَّارُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ. وَقَالَ غُنْدَرٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَلَمْ يَرْفَعْهُ سُفْيَانُ عَنْ مَنْصُورٍ.
Abdullah b. Abdilvehhab bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; ismini vermediği bir adamdan; Hasan’dan [naklederek]. Dedi ki: Fitne gecelerinde silahımla (dışarı) çıktım. Ebu Bekre beni karşıladı ve: “Nereye (gitmek) istiyorsun?” dedi. “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in amcasının oğluna yardım etmeyi istiyorum” dedim. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki müslüman kılıçlarıyla karşılaştığı zaman, her ikisi de ateş ehlindendir.” “(Ya Resulallah!) Bu katildir, peki ya maktulün durumu nedir?” denildi. Buyurdu ki: “Şüphesiz o da arkadaşını öldürmeyi istemişti.” Hammad b. Zeyd dedi ki: Ben bu hadisi Eyyub ve Yunus b. Ubeyd’e zikrettim; onların bana bunu tahdis etmelerini istiyordum. Dediler ki: “Bu hadisi Hasan ancak Ahnef b. Kays’tan; Ebu Bekre’den rivayet etti.” Süleyman bize tahdis etti, Hammad bize bununla tahdis etti. Ve Müemmel dedi ki: Hammad b. Zeyd bize tahdis etti, Eyyub, Yunus, Hişam ve Mualla b. Ziyad bize tahdis etti; Hasan’dan; Ahnef’ten; Ebu Bekre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Mamer bunu Eyyub’dan rivayet etti. Bekkar b. Abdilaziz de babasından; Ebu Bekre’den rivayet etti. Gunder dedi ki: Şube bize tahdis etti; Mansur’dan; Rib’i b. Hiraş’tan; Ebu Bekre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Ve Süfyan bunu Mansur’dan (rivayet ederken) ref etmedi.
7084. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحَضْرَمِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيَّ، أَنَّهُ سَمِعَ حُذَيْفَةَ بْنَ الْيَمَانِ، يَقُولُ كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَيْرِ، وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ، مَخَافَةَ أَنْ يُدْرِكَنِي فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا فِي جَاهِلِيَّةٍ وَشَرٍّ فَجَاءَنَا اللَّهُ بِهَذَا الْخَيْرِ، فَهَلْ بَعْدَ هَذَا الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ " نَعَمْ ". قُلْتُ وَهَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الشَّرِّ مِنْ خَيْرٍ قَالَ " نَعَمْ، وَفِيهِ دَخَنٌ ". قُلْتُ وَمَا دَخَنُهُ قَالَ " قَوْمٌ يَهْدُونَ بِغَيْرِ هَدْىٍ، تَعْرِفُ مِنْهُمْ وَتُنْكِرُ ". قُلْتُ فَهَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ " نَعَمْ، دُعَاةٌ عَلَى أَبْوَابِ جَهَنَّمَ، مَنْ أَجَابَهُمْ إِلَيْهَا قَذَفُوهُ فِيهَا ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صِفْهُمْ لَنَا. قَالَ " هُمْ مِنْ جِلْدَتِنَا، وَيَتَكَلَّمُونَ بِأَلْسِنَتِنَا ". قُلْتُ فَمَا تَأْمُرُنِي إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ قَالَ " تَلْزَمُ جَمَاعَةَ الْمُسْلِمِينَ وَإِمَامَهُمْ ". قُلْتُ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُمْ جَمَاعَةٌ وَلاَ إِمَامٌ قَالَ " فَاعْتَزِلْ تِلْكَ الْفِرَقَ كُلَّهَا، وَلَوْ أَنْ تَعَضَّ بِأَصْلِ شَجَرَةٍ، حَتَّى يُدْرِكَكَ الْمَوْتُ، وَأَنْتَ عَلَى ذَلِكَ ".
Muhammed b. el-Müsenna bize tahdis etti, Velid b. Müslim bize tahdis etti, İbn Cabir bize tahdis etti; Büsr b. Ubeydullah el-Hadrami bana tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlani’den işitmiş, O da Huzeyfe b. el-Yeman’dan işitmiş. (Huzeyfe) şöyle diyordu: İnsanlar Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e hayırdan sorarlardı; ben ise bana ulaşmasından korktuğum için şerden sorardım. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü! Biz cahiliye ve şer (dönemi) içindeydik. Allah bize bu hayrı getirdi. Bu hayırdan sonra bir şer var mıdır?” Buyurdu ki: “Evet.” “Peki o şerden sonra bir hayır var mıdır?” dedim. “Evet, fakat onda duman (bulanıklık) vardır” buyurdu. “Onun dumanı nedir?” dedim. “(Benim) yolumdan başkasıyla yol gösteren bir kavimdir. Onların (yaptıklarından bazısını) tanır (onaylar), (bazısını) inkar edersin (yadırgarsın)” buyurdu. “O hayırdan sonra bir şer var mıdır?” dedim. “Evet, cehennem kapıları üzerinde (duran) davetçiler vardır. Kim onlara (çağrılarına) icabet ederse onu oraya (cehenneme) atarlar” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü! Onları bize vasfet” dedim. “Onlar bizim cildimizden (soyumuzdan)dirler ve bizim dillerimizle konuşurlar” buyurdu. “Bana o durum yetişirse ne emredersin?” dedim. “Müslümanların cemaatine ve imamına yapışırsın (ayrılmazsın)” buyurdu. “Peki eğer onların bir cemaati ve imamı yoksa?” dedim. “O halde, bir ağacın kökünü ısırmak (suretiyle) de olsa, ölüm sana yetişinceye kadar o hal üzere kalarak, o fırkaların hepsinden ayrıl (uzaklaş)” buyurdu.
7085. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، وَغَيْرُهُ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَسْوَدِ،. وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، قَالَ قُطِعَ عَلَى أَهْلِ الْمَدِينَةِ بَعْثٌ فَاكْتُتِبْتُ فِيهِ فَلَقِيتُ عِكْرِمَةَ فَأَخْبَرْتُهُ فَنَهَانِي أَشَدَّ النَّهْىِ ثُمَّ قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَّ أُنَاسًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ كَانُوا مَعَ الْمُشْرِكِينَ يُكَثِّرُونَ سَوَادَ الْمُشْرِكِينَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَيَأْتِي السَّهْمُ فَيُرْمَى فَيُصِيبُ أَحَدَهُمْ، فَيَقْتُلُهُ أَوْ يَضْرِبُهُ فَيَقْتُلُهُ. فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلاَئِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ}
Abdullah b. Yezid bize tahdis etti, Hayve ve başkası bize tahdis etti. İkisi dediler ki: Ebu'l-Esved bize tahdis etti. Ve Leys; Ebu'l-Esved'den [naklederek] dedi ki: "Medine halkına bir ordu (seferi) çıkarıldı (yazılmaları emredildi). Ben de ona yazıldım. İkrime ile karşılaştım ve ona (durumu) haber verdim. Beni (bundan) şiddetle nehyetti. Sonra dedi ki: İbn Abbas bana haber verdi: Müslümanlardan birtakım insanlar müşriklerle beraber bulunuyor, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e karşı müşriklerin karaltısını (sayısını) çoğaltıyorlardı. (Bazen) ok gelir, atılır ve onlardan birine isabet eder, onu öldürürdü; yahut (kılıçla) vurulur ve öldürülürdü. Bunun üzerine Allah Teâlâ: {Meleklerin, nefislerine zulmedenler olarak canlarını aldıkları kimseler...} (ayetini) indirdi."
7086. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا حُذَيْفَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثَيْنِ رَأَيْتُ أَحَدَهُمَا وَأَنَا أَنْتَظِرُ الآخَرَ حَدَّثَنَا " أَنَّ الأَمَانَةَ نَزَلَتْ فِي جَذْرِ قُلُوبِ الرِّجَالِ، ثُمَّ عَلِمُوا مِنَ الْقُرْآنِ، ثُمَّ عَلِمُوا مِنَ السُّنَّةِ ". وَحَدَّثَنَا عَنْ رَفْعِهَا قَالَ " يَنَامُ الرَّجُلُ النَّوْمَةَ فَتُقْبَضُ الأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ، فَيَظَلُّ أَثَرُهَا مِثْلَ أَثَرِ الْوَكْتِ، ثُمَّ يَنَامُ النَّوْمَةَ فَتُقْبَضُ فَيَبْقَى فِيهَا أَثَرُهَا مِثْلَ أَثَرِ الْمَجْلِ، كَجَمْرٍ دَحْرَجْتَهُ عَلَى رِجْلِكَ فَنَفِطَ، فَتَرَاهُ مُنْتَبِرًا وَلَيْسَ فِيهِ شَىْءٌ، وَيُصْبِحُ النَّاسُ يَتَبَايَعُونَ فَلاَ يَكَادُ أَحَدٌ يُؤَدِّي الأَمَانَةَ فَيُقَالُ إِنَّ فِي بَنِي فُلاَنٍ رَجُلاً أَمِينًا. وَيُقَالُ لِلرَّجُلِ مَا أَعْقَلَهُ، وَمَا أَظْرَفَهُ، وَمَا أَجْلَدَهُ، وَمَا فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ حَبَّةِ خَرْدَلٍ مِنْ إِيمَانٍ، وَلَقَدْ أَتَى عَلَىَّ زَمَانٌ، وَلاَ أُبَالِي أَيُّكُمْ بَايَعْتُ، لَئِنْ كَانَ مُسْلِمًا رَدَّهُ عَلَىَّ الإِسْلاَمُ، وَإِنْ كَانَ نَصْرَانِيًّا رَدَّهُ عَلَىَّ سَاعِيهِ، وَأَمَّا الْيَوْمَ فَمَا كُنْتُ أُبَايِعُ إِلاَّ فُلاَنًا وَفُلاَنًا ".
Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi, Ameş bize tahdis etti; Zeyd b. Vehb’den; Huzeyfe’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize iki hadis tahdis etti. Ben onlardan birini gördüm, diğerini bekliyorum. Bize (şunu) tahdis etti: “Emanet, adamların kalplerinin köküne indi. Sonra Kur’an’dan öğrendiler, sonra Sünnetten öğrendiler.” Ve bize onun (emanetin) kaldırılması hakkında da şöyle tahdis etti: “Kişi bir uyku uyur, kalbinden emanet alınır. İzi, hafif bir leke gibi kalır. Sonra bir uyku (daha) uyur, (kalan da) alınır; izi, su toplamış kabarcık gibi kalır. Ayağının üzerinde yuvarladığın, (derisini) kabartan ama içinde bir şey olmayan kor ateş gibi.” (Sonra dedi ki:) “Onu şişmiş görürsün ama içinde bir şey yoktur. İnsanlar alışveriş yaparlar da, neredeyse emaneti yerine getiren hiç kimse kalmaz. Hatta: ‘Falan oğulları içinde emin bir adam varmış’ denilir. Ve bir adam için: ‘Ne kadar akıllı, ne kadar zarif, ne kadar dayanıklı!’ denilir. Halbuki kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur.” (Huzeyfe dedi ki:) “Andolsun ki üzerime öyle bir zaman gelmişti ki, hanginizle alışveriş yaptığıma aldırmazdım. Eğer müslüman ise, İslam’ı onu bana (hakkımı ödemeye) sevk ederdi. Eğer hristiyan ise, (başındaki) görevlisi onu bana sevk ederdi. Ama bugün, falan ve falandan başkasıyla alışveriş yapmıyorum.”
7087. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْحَجَّاجِ فَقَالَ يَا ابْنَ الأَكْوَعِ ارْتَدَدْتَ عَلَى عَقِبَيْكَ تَعَرَّبْتَ قَالَ لاَ وَلَكِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَذِنَ لِي فِي الْبَدْوِ. وَعَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ قَالَ لَمَّا قُتِلَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ خَرَجَ سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ إِلَى الرَّبَذَةِ، وَتَزَوَّجَ هُنَاكَ امْرَأَةً وَوَلَدَتْ لَهُ أَوْلاَدًا، فَلَمْ يَزَلْ بِهَا حَتَّى قَبْلَ أَنْ يَمُوتَ بِلَيَالٍ، فَنَزَلَ الْمَدِينَةَ.
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Hatim bize tahdis etti; Yezid b. Ebi Ubeyd’den; Seleme b. el-Ekva’dan [naklederek]. O, Haccac’ın yanına girdi. (Haccac) dedi ki: “Ey İbnü’l-Ekva! Ökçelerin üzerine geri mi döndün? Bedevileştin mi?” Dedi ki: “Hayır, lakin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana bedevilik (çölde yaşamak) hususunda izin verdi.” Ve Yezid b. Ebi Ubeyd dedi ki: Osman b. Affan öldürüldüğü zaman Seleme b. el-Ekva Rebeze’ye çıktı. Orada bir kadınla evlendi ve (kadın) ona çocuklar doğurdu. Ölmeden birkaç gece öncesine kadar orada kalmaya devam etti, sonra Medine’ye indi.
7088. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُوشِكُ أَنْ يَكُونَ خَيْرَ مَالِ الْمُسْلِمِ غَنَمٌ، يَتْبَعُ بِهَا شَعَفَ الْجِبَالِ وَمَوَاقِعَ الْقَطْرِ، يَفِرُّ بِدِينِهِ مِنَ الْفِتَنِ ".
Abdullah b. Yusuf bize haber verdi, Malik bize haber verdi; Abdurrahman b. Abdullah b. Ebi Sa'sa'ah’tan; babasından; Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yakında müslümanın en hayırlı malı; dinini fitnelerden kaçırmak için, dağların zirvelerini ve yağmur düşen yerleri takip ederek (güttüğü) koyunlar olacaktır.”
7089. Hadis
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَحْفَوْهُ بِالْمَسْأَلَةِ، فَصَعِدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ الْمِنْبَرَ فَقَالَ " لاَ تَسْأَلُونِي عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ بَيَّنْتُ لَكُمْ ". فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ يَمِينًا وَشِمَالاً، فَإِذَا كُلُّ رَجُلٍ رَأْسُهُ فِي ثَوْبِهِ يَبْكِي، فَأَنْشَأَ رَجُلٌ كَانَ إِذَا لاَحَى يُدْعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَنْ أَبِي فَقَالَ " أَبُوكَ حُذَافَةُ ". ثُمَّ أَنْشَأَ عُمَرُ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً، نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ سُوءِ الْفِتَنِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا رَأَيْتُ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ كَالْيَوْمِ قَطُّ، إِنَّهُ صُوِّرَتْ لِي الْجَنَّةُ وَالنَّارُ حَتَّى رَأَيْتُهُمَا دُونَ الْحَائِطِ ". قَالَ قَتَادَةُ يُذْكَرُ هَذَا الْحَدِيثُ عِنْدَ هَذِهِ الآيَةِ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ}
Muaz b. Fedale bize tahdis etti, Hişam bize tahdis etti; Katade’den; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: (İnsanlar) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e (o kadar) soru sordular, hatta onu sorularla bunalttılar. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün minbere çıktı ve: “Bana bir şey sormazsınız ki, onu sizin için beyan etmiş olmayayım” buyurdu. Ben sağıma soluma bakmaya başladım; bir de gördüm ki herkes başını elbisesinin içine sokmuş ağlıyor. Derken, münakaşa ettiğinde babasından başkasına nispet edilerek çağrılan bir adam (söze) atıldı ve: “Ey Allah’ın Nebisi! Benim babam kimdir?” dedi. Buyurdu ki: “Senin baban Huzafe’dir.” Sonra Ömer (söze) atıldı ve şöyle dedi: “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan ve Resul olarak Muhammed’den razı olduk. Fitnelerin şerrinden Allah’a sığınırız.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hayır ve şer (adına) bugün gibisini asla görmedim. Şüphesiz cennet ve cehennem bana tasvir edildi (gösterildi); hatta o ikisini (şu) duvarın önünde gördüm.” Katade dedi ki: Bu hadis, şu ayetin yanında zikredilir: {Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeyleri sormayın...}
7090. Hadis
وَقَالَ عَبَّاسٌ النَّرْسِيُّ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ أَنَسًا، حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا وَقَالَ كُلُّ رَجُلٍ لاَفًّا رَأْسَهُ فِي ثَوْبِهِ يَبْكِي. وَقَالَ عَائِذًا بِاللَّهِ مِنْ سُوءِ الْفِتَنِ. أَوْ قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ سُوءِ الْفِتَنِ.
Ve Abbas en-Nersi dedi ki: Yezid b. Zürey bize tahdis etti, Said bize tahdis etti, Katade bize tahdis etti [naklederek]. Enes onlara, Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu (hadisi) tahdis etti. Ve dedi ki: Her adam başını elbisesine sarmış ağlıyordu. Ve (Ömer): “Fitnelerin şerrinden Allah’a sığınırız” dedi. Yahut: “Fitnelerin şerrinden Allah’a sığınırım” dedi.
7091. Hadis
وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، وَمُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسًا، حَدَّثَهُمْ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا وَقَالَ عَائِذًا بِاللَّهِ مِنْ شَرِّ الْفِتَنِ.
Ve Halife bana dedi ki: Yezid b. Zürey bize tahdis etti, Said bize tahdis etti; ve Mutemir; babasından; Katade’den [naklederek]. Enes onlara, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu (hadisi) tahdis etti. Ve: “Fitnelerin şerrinden Allah’a sığınırız” dedi.
7092. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَامَ إِلَى جَنْبِ الْمِنْبَرِ فَقَالَ " الْفِتْنَةُ هَا هُنَا الْفِتْنَةُ هَا هُنَا مِنْ حَيْثُ يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ". أَوْ قَالَ " قَرْنُ الشَّمْسِ ".
Abdullah b. Muhammed bana tahdis etti, Hişam b. Yusuf bize tahdis etti; Mamer’den; Zühri’den; Salim’den; babasından [naklederek]. (Dedi ki:) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem minberin yanında ayağa kalktı ve: “Fitne işte şuradadır, fitne işte şuradadır; şeytanın boynuzunun doğduğu yerden (taraftan)dır” buyurdu. –Yahut, “Güneşin boynuzunun (doğduğu yer)” buyurdu.–
7093. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُسْتَقْبِلٌ الْمَشْرِقَ يَقُولُ " أَلاَ إِنَّ الْفِتْنَةَ هَا هُنَا مِنْ حَيْثُ يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ".
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Nafi’den; İbn Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. O, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i doğuya yönelmiş bir halde şöyle buyururken işitmiştir: “Dikkat edin! Şüphesiz fitne işte şuradadır; şeytanın boynuzunun doğduğu yerden (taraftan)dır.”
7094. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ ذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي شَأْمِنَا، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي يَمَنِنَا ". قَالُوا وَفِي نَجْدِنَا. قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي شَأْمِنَا، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي يَمَنِنَا ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَفِي نَجْدِنَا فَأَظُنُّهُ قَالَ فِي الثَّالِثَةَ " هُنَاكَ الزَّلاَزِلُ وَالْفِتَنُ، وَبِهَا يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Ezher b. Sad bize tahdis etti; İbn Avn’dan; Nafi’den; İbn Ömer’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allahım! Şam’ımızda bize bereket ver. Allahım! Yemen’imizde bize bereket ver” (diye dua) buyurdu. (Yanındakiler): “Necd’imizde de” dediler. Buyurdu ki: “Allahım! Şam’ımızda bize bereket ver. Allahım! Yemen’imizde bize bereket ver.” “Ey Allah’ın Resulü! Necd’imizde de” dediler. Zannediyorum ki üçüncü defasında: “Orada zelzeleler ve fitneler vardır; şeytanın boynuzu da oradan doğar” buyurdu.
7095. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ وَبَرَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ فَرَجَوْنَا أَنْ يُحَدِّثَنَا، حَدِيثًا حَسَنًا ـ قَالَ ـ فَبَادَرَنَا إِلَيْهِ رَجُلٌ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدِّثْنَا عَنِ الْقِتَالِ فِي الْفِتْنَةِ وَاللَّهُ يَقُولُ {وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ} فَقَالَ هَلْ تَدْرِي مَا الْفِتْنَةُ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ، إِنَّمَا كَانَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم يُقَاتِلُ الْمُشْرِكِينَ، وَكَانَ الدُّخُولُ فِي دِينِهِمْ فِتْنَةً، وَلَيْسَ كَقِتَالِكُمْ عَلَى الْمُلْكِ.
İshak el-Vasıti bize tahdis etti, Halid bize tahdis etti; Beyan’dan; Vebera b. Abdurrahman’dan; Said b. Cubeyr’den [naklederek]. Dedi ki: Abdullah b. Ömer yanımıza çıktı. Bize güzel bir hadis tahdis etmesini umduk. Derken bir adam ona (bizden önce) atıldı ve: “Ey Ebu Abdurrahman! Bize fitnede savaşmaktan bahset. Halbuki Allah: {Fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın} buyuruyor” dedi. (İbn Ömer) dedi ki: “Sen fitnenin ne olduğunu biliyor musun? Annen seni yitirsin! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ancak müşriklerle savaşırdı ve (o zaman) onların dinine girmek fitne idi. (Bu), sizin mülk (iktidar) uğruna savaşmanız gibi değildir.”
7096. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقٌ، سَمِعْتُ حُذَيْفَةَ، يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ جُلُوسٌ عِنْدَ عُمَرَ قَالَ أَيُّكُمْ يَحْفَظُ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْفِتْنَةِ. قَالَ " فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَمَالِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ، تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصَّدَقَةُ وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْىُ عَنِ الْمُنْكَرِ ". قَالَ لَيْسَ عَنْ هَذَا أَسْأَلُكَ، وَلَكِنِ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ. قَالَ لَيْسَ عَلَيْكَ مِنْهَا بَأْسٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، إِنَّ بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا بَابًا مُغْلَقًا. قَالَ عُمَرُ أَيُكْسَرُ الْبَابُ أَمْ يُفْتَحُ قَالَ بَلْ يُكْسَرُ. قَالَ عُمَرُ إِذًا لاَ يُغْلَقَ أَبَدًا. قُلْتُ أَجَلْ. قُلْنَا لِحُذَيْفَةَ أَكَانَ عُمَرُ يَعْلَمُ الْبَابَ قَالَ نَعَمْ كَمَا أَعْلَمُ أَنَّ دُونَ غَدٍ لَيْلَةً، وَذَلِكَ أَنِّي حَدَّثْتُهُ حَدِيثًا لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ. فَهِبْنَا أَنْ نَسْأَلَهُ مَنِ الْبَابُ فَأَمَرْنَا مَسْرُوقًا فَسَأَلَهُ فَقَالَ مَنِ الْبَابُ قَالَ عُمَرُ.
Ömer b. Hafs b. Gıyas bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, Ameş bize tahdis etti, Şakik bize tahdis etti. Dedi ki: Huzeyfe’yi şöyle derken işittim: Biz Ömer’in yanında otururken: “Hanginiz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in fitne hakkındaki sözünü ezberinde tutuyor?” dedi. Ben: “Kişinin ailesi, malı, çocuğu ve komşusu ile olan fitnesine; namaz, sadaka, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak kefaret olur” dedim. (Ömer): “Senden bunu sormuyorum. Lakin deniz dalgası gibi dalgalanan o fitneyi (soruyorum)” dedi. Ben: “Ey Müminlerin Emiri! Ondan sana bir zarar gelmez. Şüphesiz seninle onun arasında kapalı bir kapı vardır” dedim. Ömer: “O kapı kırılacak mı yoksa açılacak mı?” dedi. “Bilakis kırılacak” dedim. Ömer: “Öyleyse ebediyen kapanmaz” dedi. “Evet” dedim. Biz Huzeyfe’ye: “Ömer o kapıyı biliyor muydu?” dedik. “Evet, yarından önce bir gece olduğunu bildiğim gibi (biliyordu). Zira ben ona, içinde yanlışlık olmayan bir hadis tahdis ettim” dedi. Ona "Kapı kimdir?" diye sormaktan çekindik de Mesruk’a emrettik; o sordu: “Kapı kimdir?” dedi. (Huzeyfe): “Ömer’dir” dedi.
7097. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى حَائِطٍ مِنْ حَوَائِطِ الْمَدِينَةِ لِحَاجَتِهِ، وَخَرَجْتُ فِي إِثْرِهِ، فَلَمَّا دَخَلَ الْحَائِطَ جَلَسْتُ عَلَى بَابِهِ وَقُلْتُ لأَكُونَنَّ الْيَوْمَ بَوَّابَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَأْمُرْنِي فَذَهَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَضَى حَاجَتَهُ، وَجَلَسَ عَلَى قُفِّ الْبِئْرِ، فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْهِ لِيَدْخُلَ فَقُلْتُ كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ لَكَ، فَوَقَفَ فَجِئْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْكَ. قَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَدَخَلَ فَجَاءَ عَنْ يَمِينِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَجَاءَ عُمَرُ فَقُلْتُ كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ لَكَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَجَاءَ عَنْ يَسَارِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ فَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَامْتَلأَ الْقُفُّ فَلَمْ يَكُنْ فِيهِ مَجْلِسٌ، ثُمَّ جَاءَ عُثْمَانُ فَقُلْتُ كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ لَكَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ، مَعَهَا بَلاَءٌ يُصِيبُهُ ". فَدَخَلَ فَلَمْ يَجِدْ مَعَهُمْ مَجْلِسًا، فَتَحَوَّلَ حَتَّى جَاءَ مُقَابِلَهُمْ عَلَى شَفَةِ الْبِئْرِ، فَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ ثُمَّ دَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ. فَجَعَلْتُ أَتَمَنَّى أَخًا لِي وَأَدْعُو اللَّهَ أَنْ يَأْتِيَ. قَالَ ابْنُ الْمُسَيَّبِ فَتَأَوَّلْتُ ذَلِكَ قُبُورَهُمُ اجْتَمَعَتْ هَا هُنَا وَانْفَرَدَ عُثْمَانُ.
Said b. Ebi Meryem bize tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize haber verdi; Şerik b. Abdullah’tan; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Musa el-Eş'ari’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, ihtiyacı için Medine’nin bahçelerinden bir bahçeye çıktı. Ben de izinden gittim. Bahçeye girdiği zaman kapısına oturdum ve: “Bugün muhakkak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kapıcısı olacağım” dedim –halbuki o bana (bunu) emretmemişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gitti, ihtiyacını giderdi ve kuyunun bileziğine oturdu. İki baldırını açtı ve onları kuyuya sarkıttı. Derken Ebu Bekir geldi, girmek için izin istiyordu. “Olduğun yerde kal, senin için izin isteyeyim” dedim. Durdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve: “Ey Allah’ın Nebisi! Ebu Bekir izin istiyor” dedim. Buyurdu ki: “Ona izin ver ve onu cennetle müjdele.” (Ebu Bekir) girdi ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sağına geldi (oturdu). O da iki baldırını açtı ve kuyuya sarkıttı. Sonra Ömer geldi. Ben: “Olduğun yerde kal, senin için izin isteyeyim” dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona izin ver ve onu cennetle müjdele” buyurdu. (Ömer) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sol tarafından geldi; iki baldırını açtı ve kuyuya sarkıttı. (Kuyunun) bileziği doldu, orada oturacak yer kalmadı. Sonra Osman geldi. “Olduğun yerde kal, senin için izin isteyeyim” dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona izin ver ve kendisine isabet edecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele” buyurdu. Girdi, fakat onlarla beraber (yanlarında) oturacak yer bulamadı. Bunun üzerine (karşıya) geçti ve kuyunun kenarına, onların karşısına (oturdu). İki baldırını açtı ve kuyuya sarkıttı. (Ebu Musa dedi ki:) Ben (o sırada) bir kardeşim(in gelmesini) temenni ediyor ve gelmesi için Allah’a dua ediyordum. İbn’ul-Müseyyeb dedi ki: Ben bunu onların kabirlerine tevil ettim. (Üçünün kabri) şurada toplandı, Osman ise (onlardan) ayrı kaldı.
7098. Hadis
حَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، قَالَ قِيلَ لأُسَامَةَ أَلاَ تُكَلِّمُ هَذَا. قَالَ قَدْ كَلَّمْتُهُ مَا دُونَ أَنْ أَفْتَحَ بَابًا، أَكُونُ أَوَّلَ مَنْ يَفْتَحُهُ، وَمَا أَنَا بِالَّذِي أَقُولُ لِرَجُلٍ بَعْدَ أَنْ يَكُونَ أَمِيرًا عَلَى رَجُلَيْنِ أَنْتَ خَيْرٌ. بَعْدَ مَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يُجَاءُ بِرَجُلٍ فَيُطْرَحُ فِي النَّارِ، فَيَطْحَنُ فِيهَا كَطَحْنِ الْحِمَارِ بِرَحَاهُ، فَيُطِيفُ بِهِ أَهْلُ النَّارِ فَيَقُولُونَ أَىْ فُلاَنُ أَلَسْتَ كُنْتَ تَأْمُرُ بِالْمَعْرُوفِ، وَتَنْهَى عَنِ الْمُنْكَرِ فَيَقُولُ إِنِّي كُنْتُ آمُرُ بِالْمَعْرُوفِ وَلاَ أَفْعَلُهُ، وَأَنْهَى عَنِ الْمُنْكَرِ وَأَفْعَلُهُ ".
Bişr b. Halid bana tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize haber verdi; Şube’den; Süleyman’dan [naklederek]. Ebu Vail’i şöyle derken işittim: Usame’ye: “Şununla (Osman ile) konuşmayacak mısın?” denildi. Dedi ki: “Ben onunla, (fitne) kapısı açmaksızın konuştum; o kapıyı ilk açan ben olmak (istemem). Ben, iki kişi üzerine emir olan bir kimseye dahi –Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den duyduğumdan sonra– ‘Sen hayırlısın’ diyecek değilim. O şöyle diyordu: ‘Bir adam getirilir ve ateşe atılır. Orada, eşeğin değirmeniyle dönmesi gibi döner durur. Ateş ehli onun etrafını sarar ve: ‘Ey falan! Sen iyiliği emredip kötülükten sakındırmaz mıydın?’ derler. O da: ‘Ben iyiliği emrederdim ama onu yapmazdım; kötülükten sakındırırdım ama onu (kendim) yapardım’ der.’”
7099. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ لَقَدْ نَفَعَنِي اللَّهُ بِكَلِمَةٍ أَيَّامَ الْجَمَلِ لَمَّا بَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ فَارِسًا مَلَّكُوا ابْنَةَ كِسْرَى قَالَ " لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً ".
Osman b. el-Heysem bize tahdis etti, Avf bize tahdis etti; Hasan’dan; Ebu Bekre’den [naklederek]. Dedi ki: Cemel (Savaşı) günlerinde (hatırladığım) bir sözle Allah beni faydalandırdı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e, Fars halkının Kisra’nın kızını (başlarına) hükümdar yaptıkları (haberi) ulaşınca: “İşlerini bir kadına bırakan bir kavim asla iflah olmaz” buyurmuştu.
7100. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَصِينٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَرْيَمَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ الأَسَدِيُّ، قَالَ لَمَّا سَارَ طَلْحَةُ وَالزُّبَيْرُ وَعَائِشَةُ إِلَى الْبَصْرَةِ بَعَثَ عَلِيٌّ عَمَّارَ بْنَ يَاسِرٍ وَحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ، فَقَدِمَا عَلَيْنَا الْكُوفَةَ فَصَعِدَا الْمِنْبَرَ، فَكَانَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ فَوْقَ الْمِنْبَرِ فِي أَعْلاَهُ، وَقَامَ عَمَّارٌ أَسْفَلَ مِنَ الْحَسَنِ، فَاجْتَمَعْنَا إِلَيْهِ فَسَمِعْتُ عَمَّارًا يَقُولُ إِنَّ عَائِشَةَ قَدْ سَارَتْ إِلَى الْبَصْرَةِ، وَوَاللَّهِ إِنَّهَا لَزَوْجَةُ نَبِيِّكُمْ صلى الله عليه وسلم فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَلَكِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى ابْتَلاَكُمْ، لِيَعْلَمَ إِيَّاهُ تُطِيعُونَ أَمْ هِيَ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Yahya b. Adem bize tahdis etti, Ebu Bekir b. Ayyaş bize tahdis etti, Ebu Hasin bize tahdis etti, Ebu Meryem Abdullah b. Ziyad el-Esedi bize tahdis etti. Dedi ki: Talha, Zübeyr ve Aişe Basra’ya yürüdükleri zaman, Ali, Ammar b. Yasir ve Hasan b. Ali’yi gönderdi. İkisi bize, Kufe’ye geldiler ve minbere çıktılar. Hasan b. Ali minberin en üst kısmında idi, Ammar ise Hasan’ın aşağısında durdu. Biz onun yanına toplandık. Ammar’ı şöyle derken işittim: “Aişe Basra’ya hareket etti. Vallahi o, dünyada ve ahirette Nebinizin sallallâhu aleyhi ve sellem zevcesidir. Lakin Allah Tebâreke ve Teâlâ, kendisine mi yoksa ona (Aişe’ye) mi itaat edeceğinizi bilmek için sizi imtihan etti.”
7101. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي غَنِيَّةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَامَ عَمَّارٌ عَلَى مِنْبَرِ الْكُوفَةِ، فَذَكَرَ عَائِشَةَ وَذَكَرَ مَسِيرَهَا وَقَالَ إِنَّهَا زَوْجَةُ نَبِيِّكُمْ صلى الله عليه وسلم فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَلَكِنَّهَا مِمَّا ابْتُلِيتُمْ.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, İbn Ebi Ganiyye bize tahdis etti; Hakem’den; Ebu Vail’den [naklederek]. (Dedi ki:) Ammar, Kufe minberinde (ayağa) kalktı; Aişe’yi ve yürüyüşünü (hareketini) zikretti ve dedi ki: “Muhakkak o, dünyada ve ahirette Nebinizin sallallâhu aleyhi ve sellem zevcesidir. Lakin o, kendisiyle imtihan olunduğunuz bir imtihandır.”
7102. Hadis
حَدَّثَنَا بَدَلُ بْنُ الْمُحَبَّرِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، يَقُولُ دَخَلَ أَبُو مُوسَى وَأَبُو مَسْعُودٍ عَلَى عَمَّارٍ حَيْثُ بَعَثَهُ عَلِيٌّ إِلَى أَهْلِ الْكُوفَةِ يَسْتَنْفِرُهُمْ فَقَالاَ مَا رَأَيْنَاكَ أَتَيْتَ أَمْرًا أَكْرَهَ عِنْدَنَا مِنْ إِسْرَاعِكَ فِي هَذَا الأَمْرِ مُنْذُ أَسْلَمْتَ. فَقَالَ عَمَّارٌ مَا رَأَيْتُ مِنْكُمَا مُنْذُ أَسْلَمْتُمَا أَمْرًا أَكْرَهَ عِنْدِي مِنْ إِبْطَائِكُمَا عَنْ هَذَا الأَمْرِ. وَكَسَاهُمَا حُلَّةً حُلَّةً، ثُمَّ رَاحُوا إِلَى الْمَسْجِدِ.
Bedel b. el-Muhabber bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti, Amr bana haber verdi. Ebu Vail’i şöyle derken işittim: Ali’nin, Ammar’ı, Kufe halkını (savaşa) seferber etmesi için gönderdiği sırada Ebu Musa ve Ebu Mesud, Ammar’ın yanına girdiler. Dediler ki: “Müslüman olduğundan beri, senin bu işe (böyle) koşmandan daha hoşlanmadığımız bir işi yaptığını görmedik.” Ammar da: “Ben de sizden, müslüman olduğunuzdan beri, bu işten (geri durup) ağır davranmanızdan daha hoşlanmadığım bir iş görmedim” dedi. (Sonra Ammar) onlara birer kat elbise giydirdi, sonra mescide gittiler.
7105. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، كُنْتُ جَالِسًا مَعَ أَبِي مَسْعُودٍ وَأَبِي مُوسَى وَعَمَّارٍ فَقَالَ أَبُو مَسْعُودٍ مَا مِنْ أَصْحَابِكَ أَحَدٌ إِلاَّ لَوْ شِئْتُ لَقُلْتُ فِيهِ غَيْرَكَ، وَمَا رَأَيْتُ مِنْكَ شَيْئًا مُنْذُ صَحِبْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْيَبَ عِنْدِي مِنِ اسْتِسْرَاعِكَ فِي هَذَا الأَمْرِ. قَالَ عَمَّارٌ يَا أَبَا مَسْعُودٍ وَمَا رَأَيْتُ مِنْكَ وَلاَ مِنْ صَاحِبِكَ هَذَا شَيْئًا مُنْذُ صَحِبْتُمَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْيَبَ عِنْدِي مِنْ إِبْطَائِكُمَا فِي هَذَا الأَمْرِ. فَقَالَ أَبُو مَسْعُودٍ وَكَانَ مُوسِرًا يَا غُلاَمُ هَاتِ حُلَّتَيْنِ. فَأَعْطَى إِحْدَاهُمَا أَبَا مُوسَى وَالأُخْرَى عَمَّارًا وَقَالَ رُوحَا فِيهِ إِلَى الْجُمُعَةِ.
Abdan bize tahdis etti; Ebu Hamza’dan; Ameş’ten; Şakik b. Seleme’den [naklederek]. Dedi ki: Ebu Mesud, Ebu Musa ve Ammar ile birlikte oturuyordum. Ebu Mesud dedi ki: “Arkadaşlarından hiç kimse yoktur ki, dilesem onun hakkında (bir eksiklik) söylerdim; ancak sen hariç. Fakat Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile arkadaşlık ettiğinden beri, senden, bu işe (fitne savaşına) böyle koşmandan daha kusurlu bulduğum bir şey görmedim.” Ammar dedi ki: “Ey Ebu Mesud! Ben de senden ve şu arkadaşından, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile arkadaşlık ettiğinizden beri, bu işte ağır davranmanızdan daha kusurlu bir şey görmedim.” Bunun üzerine Ebu Mesud –ki varlıklı bir kimseydi–: “Ey oğlum! İki takım elbise getir” dedi. Birini Ebu Musa’ya, diğerini Ammar’a verdi ve: “(Bunları giyip) Cuma’ya gidin” dedi.
7108. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَنْزَلَ اللَّهُ بِقَوْمٍ عَذَابًا، أَصَابَ الْعَذَابُ مَنْ كَانَ فِيهِمْ، ثُمَّ بُعِثُوا عَلَى أَعْمَالِهِمْ ".
Abdullah b. Osman bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Yunus bize haber verdi; Zühri’den. Hamza b. Abdullah b. Ömer bana haber verdi ki o, İbn Ömer radıyallahu anhumâ’yı şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah bir kavme bir azap indirdiği zaman, o azap onların içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra amellerine göre diriltilirler.”
7109. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ أَبُو مُوسَى، وَلَقِيتُهُ، بِالْكُوفَةِ جَاءَ إِلَى ابْنِ شُبْرُمَةَ فَقَالَ أَدْخِلْنِي عَلَى عِيسَى فَأَعِظَهُ. فَكَأَنَّ ابْنَ شُبْرُمَةَ خَافَ عَلَيْهِ فَلَمْ يَفْعَلْ. قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ قَالَ لَمَّا سَارَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنهما ـ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالْكَتَائِبِ. قَالَ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ لِمُعَاوِيَةَ أَرَى كَتِيبَةً لاَ تُوَلِّي حَتَّى تُدْبِرَ أُخْرَاهَا. قَالَ مُعَاوِيَةُ مَنْ لِذَرَارِيِّ الْمُسْلِمِينَ. فَقَالَ أَنَا. فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرٍ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَمُرَةَ نَلْقَاهُ فَنَقُولُ لَهُ الصُّلْحَ. قَالَ الْحَسَنُ وَلَقَدْ سَمِعْتُ أَبَا بَكْرَةَ قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ جَاءَ الْحَسَنُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ابْنِي هَذَا سَيِّدٌ وَلَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, İsrail Ebu Musa bize tahdis etti. –Ben onunla Kufe’de karşılaştım; İbn Şübrüme’ye geldi ve: “Beni İsa’nın (valinin) yanına sok da ona öğüt vereyim” dedi. İbn Şübrüme onun başına bir iş gelmesinden korktu ve (bunu) yapmadı.– (İsrail) dedi ki: Hasan (Basri) bize tahdis etti. Dedi ki: Hasan b. Ali, taburlarla Muaviye’ye doğru yürüdüğü zaman, Amr b. el-As Muaviye’ye: “Ötekisi (karşı taraf) yüz çevirmedikçe yüz çevirmeyecek bir tabur görüyorum” dedi. Muaviye: “(Savaşırsak) müslümanların çocuklarına kim bakacak?” dedi. (Ve): “Ben” dedi. Abdullah b. Amir ve Abdurrahman b. Semure: “Biz onu karşılarız ve ona sulh (teklifini) söyleriz” dediler. Hasan (Basri) dedi ki: Yemin olsun ki Ebu Bekre’yi (şöyle derken) işittim. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken Hasan geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Benim bu oğlum seyyiddir. Umulur ki Allah onunla müslümanlardan iki grubun arasını düzeltir.”
7110. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قَالَ عَمْرٌو أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ، أَنَّ حَرْمَلَةَ، مَوْلَى أُسَامَةَ أَخْبَرَهُ قَالَ عَمْرٌو وَقَدْ رَأَيْتُ حَرْمَلَةَ قَالَ أَرْسَلَنِي أُسَامَةُ إِلَى عَلِيٍّ وَقَالَ إِنَّهُ سَيَسْأَلُكَ الآنَ فَيَقُولُ مَا خَلَّفَ صَاحِبَكَ فَقُلْ لَهُ يَقُولُ لَكَ لَوْ كُنْتَ فِي شِدْقِ الأَسَدِ لأَحْبَبْتُ أَنْ أَكُونَ مَعَكَ فِيهِ، وَلَكِنَّ هَذَا أَمْرٌ لَمْ أَرَهُ، فَلَمْ يُعْطِنِي شَيْئًا، فَذَهَبْتُ إِلَى حَسَنٍ وَحُسَيْنٍ وَابْنِ جَعْفَرٍ فَأَوْقَرُوا لِي رَاحِلَتِي.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Dedi ki: Amr dedi ki: Muhammed b. Ali bana haber verdi ki, Usame’nin azatlısı Harmele ona haber vermiş. –Amr: “Ben Harmele’yi gördüm” dedi.– (Harmele) dedi ki: Usame beni Ali’ye gönderdi ve dedi ki: “O şimdi sana soracak ve: ‘Arkadaşını geride bırakan nedir?’ diyecek. Ona de ki: O sana diyor ki: ‘Eğer sen bir aslanın ağzında olsan, orada seninle beraber olmayı arzulardım. Lakin bu iş, ben bunu (doğru) görmedim.’” (Ali) bana hiçbir şey vermedi. Bunun üzerine Hasan, Hüseyin ve İbn Cafer’e gittim; onlar benim bineğimi (hediyelerle) yüklediler.
7111. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ لَمَّا خَلَعَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَزِيدَ بْنَ مُعَاوِيَةَ جَمَعَ ابْنُ عُمَرَ حَشَمَهُ وَوَلَدَهُ فَقَالَ إِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يُنْصَبُ لِكُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ". وَإِنَّا قَدْ بَايَعْنَا هَذَا الرَّجُلَ عَلَى بَيْعِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَإِنِّي لاَ أَعْلَمُ غَدْرًا أَعْظَمَ مِنْ أَنْ يُبَايَعَ رَجُلٌ عَلَى بَيْعِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ، ثُمَّ يُنْصَبُ لَهُ الْقِتَالُ، وَإِنِّي لاَ أَعْلَمُ أَحَدًا مِنْكُمْ خَلَعَهُ، وَلاَ بَايَعَ فِي هَذَا الأَمْرِ، إِلاَّ كَانَتِ الْفَيْصَلَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Eyyub’dan; Nafi’den [naklederek]. Dedi ki: Medine halkı Yezid b. Muaviye’yi (hilafetten) hal ettikleri zaman, İbn Ömer kendi adamlarını ve çocuklarını topladı ve şöyle dedi: “Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Kıyamet günü her hain (gadir) için bir sancak dikilir.’ Muhakkak biz bu adama, Allah’ın ve Resulünün biati üzerine biat ettik. Ben, bir adama Allah’ın ve Resulünün biati üzere biat edilip, sonra ona savaş açılmasından daha büyük bir hıyanet (gadir) bilmiyorum. Sizden onu hal eden (biatini bozan) veya bu işte (isyancılara) biat eden birini bilirsem, bu benimle onun arasında kesin ayrılık olur.”
7112. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، قَالَ لَمَّا كَانَ ابْنُ زِيَادٍ وَمَرْوَانُ بِالشَّأْمِ، وَوَثَبَ ابْنُ الزُّبَيْرِ بِمَكَّةَ، وَوَثَبَ الْقُرَّاءُ بِالْبَصْرَةِ، فَانْطَلَقْتُ مَعَ أَبِي إِلَى أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ حَتَّى دَخَلْنَا عَلَيْهِ فِي دَارِهِ وَهْوَ جَالِسٌ فِي ظِلِّ عُلِّيَّةٍ لَهُ مِنْ قَصَبٍ، فَجَلَسْنَا إِلَيْهِ فَأَنْشَأَ أَبِي يَسْتَطْعِمُهُ الْحَدِيثَ فَقَالَ يَا أَبَا بَرْزَةَ أَلاَ تَرَى مَا وَقَعَ فِيهِ النَّاسُ فَأَوَّلُ شَىْءٍ سَمِعْتُهُ تَكَلَّمَ بِهِ إِنِّي احْتَسَبْتُ عِنْدَ اللَّهِ أَنِّي أَصْبَحْتُ سَاخِطًا عَلَى أَحْيَاءِ قُرَيْشٍ، إِنَّكُمْ يَا مَعْشَرَ الْعَرَبِ كُنْتُمْ عَلَى الْحَالِ الَّذِي عَلِمْتُمْ مِنَ الذِّلَّةِ وَالْقِلَّةِ وَالضَّلاَلَةِ، وَإِنَّ اللَّهَ أَنْقَذَكُمْ بِالإِسْلاَمِ وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَلَغَ بِكُمْ مَا تَرَوْنَ، وَهَذِهِ الدُّنْيَا الَّتِي أَفْسَدَتْ بَيْنَكُمْ، إِنَّ ذَاكَ الَّذِي بِالشَّأْمِ وَاللَّهِ إِنْ يُقَاتِلُ إِلاَّ عَلَى الدُّنْيَا.
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, Ebu Şihab bize tahdis etti; Avf’dan; Ebu’l-Minhal’den [naklederek]. Dedi ki: İbn Ziyad ve Mervan Şam’da oldukları, İbnü’z-Zübeyr Mekke’de ve Kurra (Kariler) Basra’da ayaklandığı zaman, babamla beraber Ebu Berze el-Eslemi’ye gittim. Nihayet evinde yanına girdik. O, kamıştan yapılmış çardağının gölgesinde oturuyordu. Yanına oturduk. Babam ondan hadis (söylemesini) istemeye başladı ve: “Ey Ebu Berze! İnsanların içine düştüğü (durumu) görmüyor musun?” dedi. İşittiğim ilk sözü şu oldu: “Allah katında ecrini umarak (söylüyorum) ki, ben Kureyş kabilelerine kızgınım. Ey Araplar topluluğu! Siz zillet, azlık ve dalalet bakımından bildiğiniz o halde idiniz. Allah sizi İslam ile ve Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ile kurtardı; nihayet sizi gördüğünüz bu (seviyeye) ulaştırdı. İşte aranız(ı bozan) ifsat eden bu dünyadır! Şam’daki o kimse, vallahi ancak dünya için savaşıyor.”
7113. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ وَاصِلٍ الأَحْدَبِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، قَالَ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ الْيَوْمَ شَرٌّ مِنْهُمْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانُوا يَوْمَئِذٍ يُسِرُّونَ وَالْيَوْمَ يَجْهَرُونَ.
Adem b. Ebi İyas bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti; Vasıl el-Ahdeb’den; Ebu Vail’den; Huzeyfe b. el-Yeman’dan [naklederek]. Dedi ki: “Şüphesiz bugünkü münafıklar, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem dönemindekilerden daha şerlidirler. O günlerde (münafıklıklarını) gizliyorlardı; bugün ise açığa vuruyorlar.”
7114. Hadis
حَدَّثَنَا خَلاَّدٌ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ إِنَّمَا كَانَ النِّفَاقُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَّا الْيَوْمَ فَإِنَّمَا هُوَ الْكُفْرُ بَعْدَ الإِيمَانِ.
Hallad bize tahdis etti, Misar bize tahdis etti; Habib b. Ebi Sabit’ten; Ebu’ş-Şa'sa’dan; Huzeyfe’den [naklederek]. Dedi ki: “Nifak ancak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında vardı. Bugüne gelince; o ancak imandan sonra küfürdür.”
7115. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَمُرَّ الرَّجُلُ بِقَبْرِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي مَكَانَهُ ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Ebu’z-Zinad’dan; A’rec’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi, bir adamın kabrine uğrayıp: ‘Keşke onun yerinde ben olsaydım!’ demedikçe kıyamet kopmaz.”
7116. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ أَخْبَرَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَضْطَرِبَ أَلَيَاتُ نِسَاءِ دَوْسٍ عَلَى ذِي الْخَلَصَةِ ". وَذُو الْخَلَصَةَ طَاغِيَةُ دَوْسٍ الَّتِي كَانُوا يَعْبُدُونَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Dedi ki: Said b. el-Müseyyeb dedi ki: Ebu Hureyre radıyallahu anh bana haber verdi ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Devs kadınlarının kalçaları, Zü’l-Halasa etrafında (tavaf ederken) titreşmedikçe kıyamet kopmaz.” Zü’l-Halasa; Devs’in cahiliye döneminde taptıkları puttur.
7117. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَوْرٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَخْرُجَ رَجُلٌ مِنْ قَحْطَانَ يَسُوقُ النَّاسَ بِعَصَاهُ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, Süleyman bana tahdis etti; Sevr’den; Ebu’l-Gays’tan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kahtan’dan, insanları asasıyla sevk eden bir adam çıkmadıkça kıyamet kopmaz.”
7118. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ أَخْبَرَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَخْرُجَ نَارٌ مِنْ أَرْضِ الْحِجَازِ، تُضِيءُ أَعْنَاقَ الإِبِلِ بِبُصْرَى ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Said b. el-Müseyyeb dedi ki: Ebu Hureyre bana haber verdi ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hicaz arazisinden, Busra’daki develerin boyunlarını aydınlatan bir ateş çıkmadıkça kıyamet kopmaz.”
7119. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَدِّهِ، حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُوشِكُ الْفُرَاتُ أَنْ يَحْسِرَ عَنْ كَنْزٍ مِنْ ذَهَبٍ، فَمَنْ حَضَرَهُ فَلاَ يَأْخُذْ مِنْهُ شَيْئًا ". قَالَ عُقْبَةُ وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ " يَحْسِرُ عَنْ جَبَلٍ مِنْ ذَهَبٍ ".
Abdullah b. Said el-Kindi bize tahdis etti, Ukbe b. Halid bize tahdis etti, Ubeydullah bize tahdis etti; Hubeyb b. Abdurrahman’dan; dedesi Hafs b. Asım’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fırat’ın (suyu çekilip) altından bir hazineyi ortaya çıkarması yakındır. Kim orada bulunursa ondan bir şey almasın.” Ukbe dedi ki: Ve Ubeydullah bize tahdis etti, Ebu’z-Zinad bize tahdis etti; A’rec’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] bunun benzerini (rivayet etti). Ancak o: “(Suyu çekilip) altından bir dağı ortaya çıkarır” dedi.
7120. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنَا مَعْبَدٌ، سَمِعْتُ حَارِثَةَ بْنَ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " تَصَدَّقُوا، فَسَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَمْشِي الرَّجُلُ بِصَدَقَتِهِ، فَلاَ يَجِدُ مَنْ يَقْبَلُهَا ". قَالَ مُسَدَّدٌ حَارِثَةُ أَخُو عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ لأُمِّهِ قَالَهُ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Şube’den [naklederek]. (Şube) dedi ki: Mebed bize tahdis etti. (Dedi ki:) Harise b. Vehb’den işittim. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Sadaka verin! Çünkü insanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki; kişi sadakasıyla (elinde) dolaşacak da onu kabul edecek kimse bulamayacak.” Müsedded dedi ki: Harise, Ubeydullah b. Ömer’in anne bir kardeşidir. Bunu Ebu Abdullah (Buhari) söyledi.
7121. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَقْتَتِلَ فِئَتَانِ عَظِيمَتَانِ، يَكُونُ بَيْنَهُمَا مَقْتَلَةٌ عَظِيمَةٌ، دَعْوَتُهُمَا وَاحِدَةٌ، وَحَتَّى يُبْعَثَ دَجَّالُونَ كَذَّابُونَ، قَرِيبٌ مِنْ ثَلاَثِينَ، كُلُّهُمْ يَزْعُمُ أَنَّهُ رَسُولُ اللَّهِ، وَحَتَّى يُقْبَضَ الْعِلْمُ، وَتَكْثُرَ الزَّلاَزِلُ، وَيَتَقَارَبَ الزَّمَانُ، وَتَظْهَرَ الْفِتَنُ، وَيَكْثُرَ الْهَرْجُ وَهْوَ الْقَتْلُ، وَحَتَّى يَكْثُرَ فِيكُمُ الْمَالُ فَيَفِيضَ، حَتَّى يُهِمَّ رَبَّ الْمَالِ مَنْ يَقْبَلُ صَدَقَتَهُ، وَحَتَّى يَعْرِضَهُ فَيَقُولَ الَّذِي يَعْرِضُهُ عَلَيْهِ لاَ أَرَبَ لِي بِهِ. وَحَتَّى يَتَطَاوَلَ النَّاسُ فِي الْبُنْيَانِ، وَحَتَّى يَمُرَّ الرَّجُلُ بِقَبْرِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي مَكَانَهُ. وَحَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا، فَإِذَا طَلَعَتْ وَرَآهَا النَّاسُ ـ يَعْنِي ـ آمَنُوا أَجْمَعُونَ، فَذَلِكَ حِينَ لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِنْ قَبْلُ، أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَقَدْ نَشَرَ الرَّجُلاَنِ ثَوْبَهُمَا بَيْنَهُمَا، فَلاَ يَتَبَايَعَانِهِ وَلاَ يَطْوِيَانِهِ، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَقَدِ انْصَرَفَ الرَّجُلُ بِلَبَنِ لِقْحَتِهِ فَلاَ يَطْعَمُهُ، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَهْوَ يُلِيطُ حَوْضَهُ فَلاَ يَسْقِي فِيهِ، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَقَدْ رَفَعَ أُكْلَتَهُ إِلَى فِيهِ فَلاَ يَطْعَمُهَا ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi, Ebu’z-Zinad bize tahdis etti; Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki büyük fırka birbiriyle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Aralarında büyük bir harp olur; (halbuki) davaları birdir. Otuz civarında yalancı deccaller türeyip çıkmadıkça; onların hepsi, kendisinin Allah’ın Resulü olduğunu iddia eder. İlim (yeryüzünden) alınmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman yakınlaşmadıkça, fitneler ortaya çıkmadıkça ve herc –yani öldürme– çoğalmadıkça. Aranızda mal çoğalıp taşmadıkça; hatta mal sahibi, sadakasını kimin kabul edeceğini kendisine dert edinmedikçe; hatta (birine) arz eder de, kendisine arz edilen kimse: ‘Benim buna ihtiyacım yok’ demedikçe. İnsanlar bina (yüksekliğinde) birbirleriyle yarışmadıkça; kişi bir adamın kabrine uğrayıp da: ‘Keşke onun yerinde ben olsaydım!’ demedikçe. Güneş batıdan doğmadıkça. (Güneş batıdan) doğduğu ve insanlar onu gördüğü zaman, hepsi toptan iman ederler. İşte bu, {daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanının fayda vermeyeceği} zamandır. Kıyamet muhakkak kopacaktır ki, iki adam aralarında elbiselerini yaymışlardır da, ne alışverişini yapabilirler ne de onu dürebilirler. Kıyamet muhakkak kopacaktır ki, kişi sağılan devesinin sütüyle dönmüştür de onu tadamaz. Kıyamet muhakkak kopacaktır ki, kişi havuzunu sıvamaktadır da onda (hayvanlarını) sulayamaz. Kıyamet muhakkak kopacaktır ki, kişi lokmasını ağzına kaldırmıştır da onu yiyemez.”
7122. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي قَيْسٌ، قَالَ قَالَ لِي الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ مَا سَأَلَ أَحَدٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدَّجَّالِ مَا سَأَلْتُهُ وَإِنَّهُ قَالَ لِي " مَا يَضُرُّكَ مِنْهُ ". قُلْتُ لأَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّ مَعَهُ جَبَلَ خُبْزٍ وَنَهَرَ مَاءٍ. قَالَ " هُوَ أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ ذَلِكَ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti, İsmail bize tahdis etti; Kays bana tahdis etti. Dedi ki: Muğire b. Şube bana dedi ki: “Hiç kimse Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e, Deccal hakkında benim sorduğum kadar sormadı. Ve o bana: ‘Ondan sana ne zarar gelir?’ buyurdu. Ben: ‘Çünkü onlar, onun yanında bir ekmek dağı ve bir su nehri olduğunu söylüyorlar’ dedim. Buyurdu ki: ‘O, Allah katında bundan daha önemsizdir.’”
7123. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أُرَاهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَعْوَرُ عَيْنِ الْيُمْنَى، كَأَنَّهَا عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Vuheyb bize tahdis etti, Eyyub bize tahdis etti; Nafi’den; İbn Ömer’den [naklederek]. –Ben onu ancak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklediyor) görüyorum.– Dedi ki: “(Deccal) sağ gözü kör olandır. Sanki o, dışa fırlamış bir üzüm tanesi gibidir.”
7124. Hadis
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَجِيءُ الدَّجَّالُ حَتَّى يَنْزِلَ فِي نَاحِيَةِ الْمَدِينَةِ، ثُمَّ تَرْجُفُ الْمَدِينَةُ ثَلاَثَ رَجَفَاتٍ، فَيَخْرُجُ إِلَيْهِ كُلُّ كَافِرٍ وَمُنَافِقٍ ".
Sad b. Hafs bize tahdis etti, Şeyban bize tahdis etti; Yahya’dan; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan; Enes b. Malik’ten [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Deccal gelir, nihayet Medine’nin bir tarafına iner. Sonra Medine üç sarsıntıyla sarsılır; bunun üzerine her kafir ve münafık (oradan) çıkıp ona gider.”
7125. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَدْخُلُ الْمَدِينَةَ رُعْبُ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَلَهَا يَوْمَئِذٍ سَبْعَةُ أَبْوَابٍ، عَلَى كُلِّ باب مَلَكَانِ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sad bize tahdis etti; babasından; dedesinden; Ebu Bekre’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mesih Deccal’in korkusu Medine’ye girmez. O gün onun yedi kapısı vardır; her kapının üzerinde iki melek bulunur.”
7126. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَدْخُلُ الْمَدِينَةَ رُعْبُ الْمَسِيحِ، لَهَا يَوْمَئِذٍ سَبْعَةُ أَبْوَابٍ، عَلَى كُلِّ باب مَلَكَانِ ". قَالَ وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ عَنْ صَالِحِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَدِمْتُ الْبَصْرَةَ فَقَالَ لِي أَبُو بَكْرَةَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Muhammed b. Bişr bize tahdis etti, Misar bize tahdis etti, Sad b. İbrahim bize tahdis etti; babasından; Ebu Bekre’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den dedi ki: “Mesih (Deccal)’in korkusu Medine’ye girmez. O gün onun yedi kapısı vardır; her kapının üzerinde iki melek bulunur.” (Ravi) dedi ki: Ve İbn İshak; Salih b. İbrahim’den; babasından [naklederek] dedi ki: Basra’ya geldim. Ebu Bekre bana: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i bunu (söylerken) işittim” dedi.
7127. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّاسِ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ ذَكَرَ الدَّجَّالَ فَقَالَ " إِنِّي لأُنْذِرُكُمُوهُ، وَمَا مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ وَقَدْ أَنْذَرَهُ قَوْمَهُ، وَلَكِنِّي سَأَقُولُ لَكُمْ فِيهِ قَوْلاً لَمْ يَقُلْهُ نَبِيٌّ لِقَوْمِهِ، إِنَّهُ أَعْوَرُ وَإِنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِأَعْوَرَ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim bize tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihab’dan; Salim b. Abdullah’tan; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlar içinde ayağa kalktı, Allah’a layık olduğu şekilde sena etti. Sonra Deccal’i zikretti ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben sizi ona karşı uyarıyorum. Hiçbir nebi yoktur ki kavmini ona karşı uyarmış olmasın. Lakin ben size onun hakkında, hiçbir nebinin kavmine söylemediği bir söz söyleyeceğim: Muhakkak ki o tek gözü kör olandır; Allah ise tek gözü kör değildir.”
7128. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ، فَإِذَا رَجُلٌ آدَمُ سَبْطُ الشَّعَرِ يَنْطُفُ ـ أَوْ يُهَرَاقُ ـ رَأْسُهُ مَاءً قُلْتُ مَنْ هَذَا قَالُوا ابْنُ مَرْيَمَ. ثُمَّ ذَهَبْتُ أَلْتَفِتُ، فَإِذَا رَجُلٌ جَسِيمٌ أَحْمَرُ جَعْدُ الرَّأْسِ أَعْوَرُ الْعَيْنِ، كَأَنَّ عَيْنَهُ عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ قَالُوا هَذَا الدَّجَّالُ. أَقْرَبُ النَّاسِ بِهِ شَبَهًا ابْنُ قَطَنٍ ". رَجُلٌ مِنْ خُزَاعَةَ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihab’dan; Salim’den; Abdullah b. Ömer’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben uyuyorken (rüyamda) Kabe’yi tavaf ediyordum. Bir de baktım; esmer, düz saçlı, başından sular damlayan –yahut dökülen– bir adam! ‘Bu kimdir?’ dedim. ‘Meryem oğlu(dur)’ dediler. Sonra döndüm; bir de baktım, iri cüsseli, kırmızı, kıvırcık saçlı, tek gözü kör bir adam! Sanki gözü, dışa fırlamış bir üzüm tanesi gibiydi. ‘Bu Deccal’dir’ dediler. İnsanlar (içinde) ona en çok benzeyen İbn Katan’dır.” (Ravi dedi ki: O), Huzaa’dan bir adamdı.
7129. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَعِيذُ فِي صَلاَتِهِ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ.
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sad bize tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihab’dan; Urve’den [naklederek]. Aişe radıyallahu anhâ dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i namazında Deccal’in fitnesinden (Allah’a) sığınırken işittim.
7130. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي الدَّجَّالِ " إِنَّ مَعَهُ مَاءً وَنَارًا، فَنَارُهُ مَاءٌ بَارِدٌ، وَمَاؤُهُ نَارٌ ". قَالَ أَبُو مَسْعُودٍ أَنَا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Abdan bize tahdis etti, babam bana haber verdi; Şube’den; Abdulmelik’ten; Rib’i’den; Huzeyfe’den [naklederek]. (O da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek), Deccal hakkında şöyle buyurdu(ğunu söyledi): “Şüphesiz onun yanında bir su ve bir ateş vardır. Fakat onun ateşi soğuk sudur, suyu ise ateştir.” Ebu Mesud da: “Ben bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim” dedi.
7131. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا بُعِثَ نَبِيٌّ إِلاَّ أَنْذَرَ أُمَّتَهُ الأَعْوَرَ الْكَذَّابَ، أَلاَ إِنَّهُ أَعْوَرُ، وَإِنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ بِأَعْوَرَ، وَإِنَّ بَيْنَ عَيْنَيْهِ مَكْتُوبٌ كَافِرٌ ". فِيهِ أَبُو هُرَيْرَةَ وَابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti; Katade’den; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gönderilen hiçbir nebi yoktur ki, ümmetini o tek gözü kör yalancıya karşı uyarmış olmasın. Dikkat edin! Şüphesiz o tek gözü kördür; Rabbiniz ise tek gözü kör değildir. Ve şüphesiz onun iki gözü arasında ‘Kafir’ yazılıdır.” Bu konuda Ebu Hureyre ve İbn Abbas’ın da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayetleri) vardır.
7132. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا حَدِيثًا طَوِيلاً عَنِ الدَّجَّالِ، فَكَانَ فِيمَا يُحَدِّثُنَا بِهِ أَنَّهُ قَالَ " يَأْتِي الدَّجَّالُ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْهِ أَنْ يَدْخُلَ نِقَابَ الْمَدِينَةِ، فَيَنْزِلُ بَعْضَ السِّبَاخِ الَّتِي تَلِي الْمَدِينَةَ، فَيَخْرُجُ إِلَيْهِ يَوْمَئِذٍ رَجُلٌ وَهْوَ خَيْرُ النَّاسِ أَوْ مِنْ خِيَارِ النَّاسِ، فَيَقُولُ أَشْهَدُ أَنَّكَ الدَّجَّالُ الَّذِي حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثَهُ، فَيَقُولُ الدَّجَّالُ أَرَأَيْتُمْ إِنْ قَتَلْتُ هَذَا ثُمَّ أَحْيَيْتُهُ، هَلْ تَشُكُّونَ فِي الأَمْرِ فَيَقُولُونَ لاَ. فَيَقْتُلُهُ ثُمَّ يُحْيِيهِ فَيَقُولُ وَاللَّهِ مَا كُنْتُ فِيكَ أَشَدَّ بَصِيرَةً مِنِّي الْيَوْمَ. فَيُرِيدُ الدَّجَّالُ أَنْ يَقْتُلَهُ فَلاَ يُسَلَّطُ عَلَيْهِ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud bana haber verdi ki, Ebu Said şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün bize Deccal hakkında uzun bir hadis tahdis etti. Bize anlattıkları arasında şu da vardı: “Deccal gelir; (fakat) Medine’nin geçitlerine girmesi ona haram kılınmıştır. (Bunun üzerine) Medine’ye yakın bazı çorak arazilere iner. O gün ona, insanların en hayırlısı –veya en hayırlılarından– bir adam çıkar ve: ‘Şehadet ederim ki sen, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bize (vasfını) anlattığı Deccal’sin’ der. Deccal: ‘Ne dersiniz? Eğer bu adamı öldürsem sonra diriltsem, (bu) işte şüphe eder misiniz?’ der. ‘Hayır’ derler. Bunun üzerine onu öldürür, sonra diriltir. (Adam) der ki: ‘Vallahi, senin hakkında hiçbir zaman bugünkünden daha basiretli (emin) olmamıştım.’ Deccal onu (tekrar) öldürmek ister fakat ona gücü yetmez.”
7133. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُجْمِرِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلَى أَنْقَابِ الْمَدِينَةِ مَلاَئِكَةٌ، لاَ يَدْخُلُهَا الطَّاعُونُ وَلاَ الدَّجَّالُ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; Nuaym b. Abdullah el-Mücmir’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Medine’nin geçitlerinde melekler vardır. Oraya ne taun ne de Deccal girer.”
7134. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمَدِينَةُ يَأْتِيهَا الدَّجَّالُ، فَيَجِدُ الْمَلاَئِكَةَ يَحْرُسُونَهَا، فَلاَ يَقْرَبُهَا الدَّجَّالُ ـ قَالَ ـ وَلاَ الطَّاعُونُ، إِنْ شَاءَ اللَّهُ ".
Yahya b. Musa bana tahdis etti, Yezid b. Harun bize tahdis etti, Şube bize haber verdi; Katade’den; Enes b. Malik’ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Dedi ki: “Deccal Medine’ye gelir, ancak melekleri onu korurken bulur. Böylece Deccal ona yaklaşamaz –dedi ki:– ne de taun, inşallah.”
7135. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ زَيْنَبَ ابْنَةَ أَبِي سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ بِنْتِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا يَوْمًا فَزِعًا يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَيْلٌ لِلْعَرَبِ مِنْ شَرٍّ قَدِ اقْتَرَبَ، فُتِحَ الْيَوْمَ مِنْ رَدْمِ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مِثْلُ هَذِهِ ". وَحَلَّقَ بِإِصْبَعَيْهِ الإِبْهَامِ وَالَّتِي تَلِيهَا. قَالَتْ زَيْنَبُ ابْنَةُ جَحْشٍ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَنَهْلِكُ وَفِينَا الصَّالِحُونَ قَالَ " نَعَمْ إِذَا كَثُرَ الْخُبْثُ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. (H) Ve İsmail bize tahdis etti, kardeşim bana tahdis etti; Süleyman’dan; Muhammed b. Ebi Atik’ten; İbn Şihab’dan; Urve b. Zübeyr’den [naklederek]. Zeyneb binti Ebi Seleme ona, Ümmü Habibe binti Ebi Süfyan’dan; o da Zeyneb binti Cahş’tan (şöyle dediğini) tahdis etmiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün dehşetle (onun) yanına girdi ve şöyle diyordu: “La ilahe illallah! Yaklaşan bir şerden dolayı Arapların vay haline! Bugün Ye’cuc ve Me’cuc’un seddinden şunun gibi (bir delik) açıldı.” (Bunu derken) başparmağı ve yanındaki parmağını (birleştirip) halkaladı. Zeyneb binti Cahş dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! İçimizde salih kimseler varken helak olur muyuz?” dedim. Buyurdu ki: “Evet, kötülük (habaset) çoğaldığı zaman.”
7136. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يُفْتَحُ الرَّدْمُ رَدْمُ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مِثْلَ هَذِهِ ". وَعَقَدَ وُهَيْبٌ تِسْعِينَ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Vuheyb bize tahdis etti, İbn Tavus bize tahdis etti; babasından; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Dedi ki: “Sedden –Ye’cuc ve Me’cuc seddinden– şunun gibi (bir delik) açılır.” Ve Vuheyb (bunu tarif için eliyle) doksan (sayısı işaretini) yaptı.