Kitap ve Sünnete Sarılma Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

7287. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ ابْنَةِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ عَائِشَةَ حِينَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ، وَالنَّاسُ قِيَامٌ وَهْىَ قَائِمَةٌ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا لِلنَّاسِ فَأَشَارَتْ بِيَدِهَا نَحْوَ السَّمَاءِ فَقَالَتْ سُبْحَانَ اللَّهِ‏.‏ فَقُلْتُ آيَةٌ‏.‏ قَالَتْ بِرَأْسِهَا أَنْ نَعَمْ‏.‏ فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ شَىْءٍ لَمْ أَرَهُ إِلاَّ وَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي، حَتَّى الْجَنَّةَ وَالنَّارَ، وَأُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ قَرِيبًا مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ، فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوِ الْمُسْلِمُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ مُحَمَّدٌ جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ فَأَجَبْنَا وَآمَنَّا‏.‏ فَيُقَالُ نَمْ صَالِحًا عَلِمْنَا أَنَّكَ مُوقِنٌ‏.‏ وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوِ الْمُرْتَابُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; Hişam b. Urve’den; Fatıma bintü’l-Münzir’den; Esma bint Ebi Bekir radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. O şöyle demiştir: “Güneş tutulduğu zaman Aişe’ye geldim. İnsanlar ayakta duruyor (namaz kılıyor), o da ayakta namaz kılıyordu. Dedim ki: ‘İnsanlara ne oluyor?’ Eliyle göğe doğru işaret etti ve: ‘Sübhanallah!’ dedi. Ben: ‘Bir ayet (alamet) mi?’ dedim. Başıyla ‘Evet’ diye işaret etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (namazı) bitirince Allah’a hamdetti ve O’nu sena etti, sonra şöyle buyurdu: ‘Görmediğim hiçbir şey kalmadı ki, şu makamımda onu görmüş olmayayım; cennet ve cehennem bile. Ve bana vahyolundu ki, sizler kabirlerde Deccal fitnesine yakın bir şekilde imtihan olunacaksınız. Mümin –veya Müslüman, hangisini dedi Esma bilemiyorum– ise şöyle der: “Muhammed’dir. Bize apaçık delillerle geldi, biz de icabet ettik ve iman ettik.” Ona denilir ki: “Salih bir şekilde uyu. Senin yakinen inanan biri olduğunu bildik.” Münafık –veya şüphe eden, hangisini dedi Esma bilemiyorum– ise şöyle der: “Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler dediğini işittim, ben de söyledim.”’