7268. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَغَيْرِهِ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْيَهُودِ لِعُمَرَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ لَوْ أَنَّ عَلَيْنَا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا} لاَتَّخَذْنَا ذَلِكَ الْيَوْمَ عِيدًا. فَقَالَ عُمَرُ إِنِّي لأَعْلَمُ أَىَّ يَوْمٍ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ، نَزَلَتْ يَوْمَ عَرَفَةَ فِي يَوْمِ جُمُعَةٍ. سَمِعَ سُفْيَانُ مِنْ مِسْعَرٍ وَمِسْعَرٌ قَيْسًا وَقَيْسٌ طَارِقًا.
Humeydi bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Mis’ar’dan ve başkasından; Kays b. Müslim’den; Tarık b. Şihab’dan [naklederek]. Dedi ki: Yahudilerden bir adam Ömer’e dedi ki: “Ey Müminlerin Emiri! Eğer şu ayet bizim üzerimize inseydi: {Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum}, biz o günü bayram edinirdik.” Ömer dedi ki: “Ben bu ayetin hangi gün indiğini çok iyi biliyorum. Arefe günü, Cuma gününde indi.” Süfyan Mis’ar’dan, Mis’ar Kays’dan, Kays da Tarık’tan işitmiştir.
7269. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عُمَرَ الْغَدَ، حِينَ بَايَعَ الْمُسْلِمُونَ أَبَا بَكْرٍ، وَاسْتَوَى عَلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَشَهَّدَ قَبْلَ أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ أَمَّا بَعْدُ فَاخْتَارَ اللَّهُ لِرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم الَّذِي عِنْدَهُ عَلَى الَّذِي عِنْدَكُمْ، وَهَذَا الْكِتَابُ الَّذِي هَدَى اللَّهُ بِهِ رَسُولَكُمْ فَخُذُوا بِهِ تَهْتَدُوا وَإِنَّمَا هَدَى اللَّهُ بِهِ رَسُولَهُ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihab’dan. Enes b. Malik bana haber verdi ki; o, Müslümanların Ebu Bekir’e biat ettiği günün ertesinde Ömer’i işitmiş. (Ömer) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberine çıktı, Ebu Bekir’den önce şehadet getirdi ve şöyle dedi: “Emmâ ba’d; muhakkak ki Allah, Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem için kendi katındakini, sizin yanınızdakine tercih etti. Ve bu Kitap (Kur’an), Allah’ın onunla Resulünüzü hidayete erdirdiği Kitap’tır. O halde ona sarılın ki hidayet bulasınız. Çünkü Allah Resulünü ancak onunla hidayete erdirmiştir.”
7270. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ ضَمَّنِي إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " اللَّهُمَّ عَلِّمْهُ الْكِتَابَ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Vuheyb bize tahdis etti; Halid’den; İkrime’den; İbn Abbas’tan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem beni kendine bastırdı ve: ‘Allah’ım! Ona Kitab’ı öğret’ buyurdu.”
7271. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ عَوْفًا، أَنَّ أَبَا الْمِنْهَالِ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا بَرْزَةَ، قَالَ إِنَّ اللَّهَ يُغْنِيكُمْ أَوْ نَغَشَكُمْ بِالإِسْلاَمِ وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم. قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ وَقَعَ هَاهُنَا يُغْنِيكُمْ وَإِنَّمَا هُوَ نَعَشَكُمْ يُنْظَرُ فِي أَصْلِ كِتَابِ الِاعْتِصَامِ
Abdullah b. Sabbah bize tahdis etti, Mu’temir bize tahdis etti. Dedi ki: Avf’ı işittim, Ebu’l-Minhal ona tahdis etmiş; O da Ebu Berze’yi işitmiş. Dedi ki: “Muhakkak ki Allah sizi İslam ile ve Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ile zengin kılmıştır –veya sizi yüceltmiştir (na’ş)–.” Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Burada ‘Yuğnîküm (sizi zengin kılmıştır)’ ifadesi geçti. Oysa (doğrusu) ‘Neeaşeküm (sizi yükseltmiştir/diriltmiştir)’dir. (Doğrusunu tespit için) İ’tisam Kitabı’nın aslına bakılmalı.
7272. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَتَبَ إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ يُبَايِعُهُ، وَأُقِرُّ لَكَ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ عَلَى سُنَّةِ اللَّهِ وَسُنَّةِ رَسُولِهِ، فِيمَا اسْتَطَعْتُ.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Abdullah b. Dinar’dan [naklederek]. Abdullah b. Ömer, Abdülmelik b. Mervan’a (mektup) yazarak ona biat etti (ve şöyle dedi): “Allah’ın Sünneti ve Resulünün Sünneti üzere, gücüm yettiği nispetle sana (sözünü) dinlemeyi ve itaat etmeyi ikrar ediyorum.”
7273. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بُعِثْتُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ، وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ، وَبَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُنِي أُتِيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الأَرْضِ، فَوُضِعَتْ فِي يَدِي ". قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقَدْ ذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْتُمْ تَلْغَثُونَهَا أَوْ تَرْغَثُونَهَا، أَوْ كَلِمَةً تُشْبِهُهَا.
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sa’d bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; Said b. Müseyyeb’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben cevamiu’l-kelim (az sözle çok manalar ifade etme özelliği) ile gönderildim. Ve korku ile (düşmana galip gelerek) yardım olundum. Ben uyurken, bana yeryüzü hazinelerinin anahtarlarının getirildiğini ve elime konulduğunu gördüm.” Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gitti (vefat etti), siz ise onları (o hazineleri) çıkarıp yiyorsunuz (tüketiyorsunuz).
7274. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنَ الأَنْبِيَاءِ نَبِيٌّ إِلاَّ أُعْطِيَ مِنَ الآيَاتِ مَا مِثْلُهُ أُومِنَ ـ أَوْ آمَنَ ـ عَلَيْهِ الْبَشَرُ، وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِي أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَاهُ اللَّهُ إِلَىَّ، فَأَرْجُو أَنِّي أَكْثَرُهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Said’den; babasından; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Hiçbir peygamber yoktur ki, insanların (görüp de) üzerinde iman edeceği ayetlerden (mucizelerden) biri kendisine verilmiş olmasın. Bana verilen ise ancak Allah’ın bana vahyettiği bir vahiydir. Bu sebeple kıyamet günü onların en çok tâbisi olanı olmayı umuyorum.”
7275. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبَّاسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ وَاصِلٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ جَلَسْتُ إِلَى شَيْبَةَ فِي هَذَا الْمَسْجِدِ قَالَ جَلَسَ إِلَىَّ عُمَرُ فِي مَجْلِسِكَ هَذَا فَقَالَ هَمَمْتُ أَنْ لاَ أَدَعَ فِيهَا صَفْرَاءَ وَلاَ بَيْضَاءَ إِلاَّ قَسَمْتُهَا بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ. قُلْتُ مَا أَنْتَ بِفَاعِلٍ. قَالَ لِمَ. قُلْتُ لَمْ يَفْعَلْهُ صَاحِبَاكَ قَالَ هُمَا الْمَرْآنِ يُقْتَدَى بِهِمَا.
Amr b. Abbas bize tahdis etti, Abdurrahman bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Vâsıl’dan; Ebu Vail’den [naklederek]. Dedi ki: “Şu mescitte Şeybe’nin yanına oturdum. Dedi ki: Ömer de senin bu meclisine (oturduğun yere) yanıma oturmuştu. Ve: ‘İçimden, içinde (Kabe’de) ne sarı (altın) ne de beyaz (gümüş) hiçbir şey bırakmayıp hepsini Müslümanlar arasında taksim etmeyi geçirdim’ dedi. Ben: ‘Bunu yapmazsın’ dedim. ‘Niçin?’ dedi. ‘Çünkü iki arkadaşın (Resulullah ve Ebu Bekir) bunu yapmadılar’ dedim. (Ömer) dedi ki: ‘Onlar kendilerine uyulan iki kişidir (ben de onlara uyarım).’”
7276. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَأَلْتُ الأَعْمَشَ فَقَالَ عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، سَمِعْتُ حُذَيْفَةَ، يَقُولُ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ الأَمَانَةَ نَزَلَتْ مِنَ السَّمَاءِ فِي جَذْرِ قُلُوبِ الرِّجَالِ، وَنَزَلَ الْقُرْآنُ فَقَرَءُوا الْقُرْآنَ وَعَلِمُوا مِنَ السُّنَّةِ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Dedi ki: A’meş’e sordum, o da şöyle dedi: Zeyd b. Vehb’den; Huzeyfe’yi işittim, şöyle diyordu: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize (şöyle) anlattı: ‘Muhakkak ki emanet gökten adamların kalplerinin köküne (derinliğine) indi. Ve Kur’an indi. (Böylece) onlar Kur’an’ı okudular ve Sünnet’ten (de) öğrendiler.’”
7277. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، سَمِعْتُ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيَّ، يَقُولُ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ، وَأَحْسَنَ الْهَدْىِ هَدْىُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم، وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَإِنَّ مَا تُوعَدُونَ لآتٍ، وَمَا أَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ.
Adem b. Ebi İyas bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Amr b. Mürre bize haber verdi; Mürre el-Hemdani’yi işittim, diyordu ki: Abdullah (b. Mesud) şöyle dedi: “Muhakkak ki sözün en güzeli Allah’ın Kitabı’dır. Yolun en güzeli Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en şerlisi ise sonradan uydurulanlarıdır. Size vaat olunan şey mutlaka gelecektir. Ve siz (Allah’ı) aciz bırakacak (elinden kurtulacak) değilsiniz.”
7278. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، قَالاَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ ".
Müsedded bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Zühri bize tahdis etti; Ubeydullah’tan; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid’den [naklederek]. İkisi şöyle dediler: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık. Şöyle buyurdu: ‘Aranızda mutlaka Allah’ın Kitabı ile hüküm vereceğim.’”
7280. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، حَدَّثَنَا هِلاَلُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ أُمَّتِي يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ، إِلاَّ مَنْ أَبَى ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنْ يَأْبَى قَالَ " مَنْ أَطَاعَنِي دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ أَبَى ".
Muhammed b. Sinan bize tahdis etti, Füleyh bize tahdis etti, Hilal b. Ali bize tahdis etti; Ata b. Yesar’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bütün ümmetim cennete girecektir, direten müstesna.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Kim diretir ki?” Buyurdu ki: “Kim bana itaat ederse cennete girer. Kim de bana isyan ederse, o diretmiş demektir.”
7281. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَادَةَ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ، حَدَّثَنَا سَلِيمُ بْنُ حَيَّانَ ـ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ـ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مِينَاءَ، حَدَّثَنَا أَوْ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ جَاءَتْ مَلاَئِكَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ نَائِمٌ فَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّهُ نَائِمٌ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّ الْعَيْنَ نَائِمَةٌ وَالْقَلْبَ يَقْظَانُ. فَقَالُوا إِنَّ لِصَاحِبِكُمْ هَذَا مَثَلاً فَاضْرِبُوا لَهُ مَثَلاً. فَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّهُ نَائِمٌ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّ الْعَيْنَ نَائِمَةٌ وَالْقَلْبَ يَقْظَانُ. فَقَالُوا مَثَلُهُ كَمَثَلِ رَجُلٍ بَنَى دَارًا، وَجَعَلَ فِيهَا مَأْدُبَةً وَبَعَثَ دَاعِيًا، فَمَنْ أَجَابَ الدَّاعِيَ دَخَلَ الدَّارَ وَأَكَلَ مِنَ الْمَأْدُبَةِ، وَمَنْ لَمْ يُجِبِ الدَّاعِيَ لَمْ يَدْخُلِ الدَّارَ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنَ الْمَأْدُبَةِ. فَقَالُوا أَوِّلُوهَا لَهُ يَفْقَهْهَا فَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّهُ نَائِمٌ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّ الْعَيْنَ نَائِمَةٌ وَالْقَلْبَ يَقْظَانُ. فَقَالُوا فَالدَّارُ الْجَنَّةُ، وَالدَّاعِي مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم فَمَنْ أَطَاعَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ، وَمَنْ عَصَى مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَقَدْ عَصَى اللَّهَ، وَمُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم فَرْقٌ بَيْنَ النَّاسِ. تَابَعَهُ قُتَيْبَةُ عَنْ لَيْثٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ جَابِرٍ، خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.
Muhammed b. Ubade bize tahdis etti, Yezid bize haber verdi, Selim b. Hayyan bize tahdis etti –ve onu övdü–. Said b. Mina bize tahdis etti (veya dedi ki): Cabir b. Abdullah’ı şöyle derken işittim: “Melekler Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler, o ise uyuyordu. Onlardan bazısı dedi ki: ‘Muhakkak ki o uyuyor.’ Bazıları da: ‘Muhakkak ki göz uyuyor ama kalp uyanıktır’ dedi. (Sonra) dediler ki: ‘Muhakkak ki şu arkadaşınızın bir meseli vardır, ona bir misal verin.’ Onlardan bazısı: ‘O uyuyor’ dedi. Bazıları da: ‘Göz uyuyor ama kalp uyanıktır’ dedi. Dediler ki: ‘Onun misali; bir ev inşa eden, içinde bir ziyafet hazırlayan, sonra da bir davetçi gönderen adamın misali gibidir. Kim davetçiye icabet ederse eve girer ve ziyafetten yer. Kim de davetçiye icabet etmezse eve girmez ve ziyafetten yemez.’ Dediler ki: ‘Bunu ona tevil edin ki anlasın.’ Onlardan bazısı: ‘O uyuyor’ dedi. Bazıları da: ‘Göz uyuyor ama kalp uyanıktır’ dedi. (Melekler) dediler ki: ‘Ev (dar) cennettir. Davetçi ise Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’dir. Kim Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiştir. Kim de Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e isyan ederse Allah’a isyan etmiştir. Ve Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem insanlar arasında bir farktır (ayırıcıdır, müminle kâfiri ayırır).’” Kuteybe bunu Leys’ten, Halid’den, Said b. Ebi Hilal’den, Cabir’den: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı” (ifadesiyle rivayet ederek) mütabaat etmiştir.
7282. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ يَا مَعْشَرَ الْقُرَّاءِ اسْتَقِيمُوا فَقَدْ سُبِقْتُمْ سَبْقًا بَعِيدًا فَإِنْ أَخَذْتُمْ يَمِينًا وَشِمَالاً، لَقَدْ ضَلَلْتُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; A’meş’ten; İbrahim’den; Hemmam’dan; Huzeyfe’den [naklederek]. Dedi ki: “Ey Kurra (ilim ehli) topluluğu! İstikamet üzere dosdoğru olun. Andolsun ki (böyle yaparsanız) çok ileri geçmiş olursunuz. Fakat eğer sağa ve sola saparsanız, andolsun ki uzak bir sapıklıkla sapmış olursunuz.”
7283. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا مَثَلِي وَمَثَلُ مَا بَعَثَنِي اللَّهُ بِهِ كَمَثَلِ رَجُلٍ أَتَى قَوْمًا فَقَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي رَأَيْتُ الْجَيْشَ بِعَيْنَىَّ، وَإِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْعُرْيَانُ فَالنَّجَاءَ. فَأَطَاعَهُ طَائِفَةٌ مِنْ قَوْمِهِ فَأَدْلَجُوا، فَانْطَلَقُوا عَلَى مَهَلِهِمْ فَنَجَوْا، وَكَذَّبَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ فَأَصْبَحُوا مَكَانَهُمْ، فَصَبَّحَهُمُ الْجَيْشُ، فَأَهْلَكَهُمْ وَاجْتَاحَهُمْ، فَذَلِكَ مَثَلُ مَنْ أَطَاعَنِي، فَاتَّبَعَ مَا جِئْتُ بِهِ، وَمَثَلُ مَنْ عَصَانِي وَكَذَّبَ بِمَا جِئْتُ بِهِ مِنَ الْحَقِّ ".
Ebu Küreyb bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Büreyd’den; Ebu Bürde’den; Ebu Musa’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Benim meselim ve Allah’ın beni kendisiyle gönderdiği şeyin meseli, bir kavme gelen (şu) adamın meseli gibidir. (O adam) dedi ki: ‘Ey Kavmim! Ben (düşman) ordusunu (bizzat) iki gözümle gördüm. Ben (sizin için) çırılçıplak (tehlikeyi haber veren) bir uyarıcıyım. Hemen kurtulmaya bakın!’ Kavminden bir grup ona itaat etti ve geceleyin yola koyuldular. Sükunetle (gizlice) gittiler ve (böylece) kurtuldular. Onlardan bir kısmı da onu yalanladı ve yerlerinde sabahladılar. Ordu onları sabahleyin bastırdı, onları helak etti ve kökünü kazıdı. İşte bu, bana itaat edip getirdiğim şeye uyan kimse ile bana isyan edip getirdiğim hakkı yalanlayan kimsenin meselidir.”
7284. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتُخْلِفَ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَهُ، وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ الْعَرَبِ قَالَ عُمَرُ لأَبِي بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ، وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ، إِلاَّ بِحَقِّهِ، وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ ". فَقَالَ وَاللَّهِ لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ، فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ الْمَالِ، وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عِقَالاً كَانُوا يُؤَدُّونَهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهِ. فَقَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ اللَّهَ قَدْ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِلْقِتَالِ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ. قَالَ ابْنُ بُكَيْرٍ وَعَبْدُ اللَّهِ عَنِ اللَّيْثِ عَنَاقًا. وَهْوَ أَصَحُّ.
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; Zühri’den. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana haber verdi; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edip de ondan sonra Ebu Bekir halife seçilince ve Araplardan irtidad edenler dinden dönünce, Ömer Ebu Bekir’e dedi ki: ‘Sen insanlarla nasıl savaşırsın? Oysa Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ben insanlarla “La ilahe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim La ilahe illallah derse, malını ve canını benden korumuş olur; (İslam’ın) hakkı müstesna. Hesabı ise Allah’a aittir.’ (Ebu Bekir) dedi ki: ‘Vallahi namaz ile zekâtın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekât malın hakkıdır. Vallahi eğer Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e verdikleri bir oğlağı (veya deve yularını) bana vermezlerse (engel olurlarsa), onu vermedikleri için onlarla savaşırım.’ Ömer dedi ki: ‘Vallahi anladım ki bu, Allah’ın; Ebu Bekir’in göğsünü savaş için genişletmesinden başka bir şey değildir. Ve onun hak olduğunu anladım.’” İbn Bükeyr ve Abdullah, Leys’ten (ikalen yerine) “anâkan” (oğlak) diye rivayet etmiştir ki, bu daha sahihtir.
7286. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَدِمَ عُيَيْنَةُ بْنُ حِصْنِ بْنِ حُذَيْفَةَ بْنِ بَدْرٍ فَنَزَلَ عَلَى ابْنِ أَخِيهِ الْحُرِّ بْنِ قَيْسِ بْنِ حِصْنٍ، وَكَانَ مِنَ النَّفَرِ الَّذِينَ يُدْنِيهِمْ عُمَرُ، وَكَانَ الْقُرَّاءُ أَصْحَابَ مَجْلِسِ عُمَرَ وَمُشَاوَرَتِهِ كُهُولاً كَانُوا أَوْ شُبَّانًا فَقَالَ عُيَيْنَةُ لاِبْنِ أَخِيهِ يَا ابْنَ أَخِي هَلْ لَكَ وَجْهٌ عِنْدَ هَذَا الأَمِيرِ فَتَسْتَأْذِنَ لِي عَلَيْهِ قَالَ سَأَسْتَأْذِنُ لَكَ عَلَيْهِ. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَاسْتَأْذَنَ لِعُيَيْنَةَ فَلَمَّا دَخَلَ قَالَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ وَاللَّهِ مَا تُعْطِينَا الْجَزْلَ، وَمَا تَحْكُمُ بَيْنَنَا بِالْعَدْلِ. فَغَضِبَ عُمَرُ حَتَّى هَمَّ بِأَنْ يَقَعَ بِهِ فَقَالَ الْحُرُّ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ لِنَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم {خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ} وَإِنَّ هَذَا مِنَ الْجَاهِلِينَ. فَوَاللَّهِ مَا جَاوَزَهَا عُمَرُ حِينَ تَلاَهَا عَلَيْهِ، وَكَانَ وَقَّافًا عِنْدَ كِتَابِ اللَّهِ.
İsmail bana tahdis etti, İbn Vehb bana tahdis etti; Yunus’tan; İbn Şihab’dan. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana tahdis etti ki; Abdullah b. Abbas radıyallahu anhuma şöyle demiştir: Uyeyne b. Hısn b. Huzeyfe b. Bedr (Medine’ye) geldi ve kardeşi oğlu Hurr b. Kays b. Hısn’a misafir oldu. (Hurr), Ömer’in kendisine yakın tuttuğu kişilerdendi. Kurra (Kur’an alimleri), ister yaşlı ister genç olsunlar, Ömer’in meclis ve istişare arkadaşları idiler. Uyeyne kardeşinin oğluna dedi ki: “Ey kardeşimin oğlu! Bu emirin yanında senin bir itibarın (yüzün) var mı ki, benim için ondan izin isteyesin?” (Hurr): “Senin için ondan izin isteyeceğim” dedi. İbn Abbas dedi ki: (Hurr) Uyeyne için izin istedi. (Uyeyne) içeri girince dedi ki: “Ey Hattab’ın oğlu! Vallahi bize bol (mal) vermiyorsun. Ve aramızda adaletle hükmetmiyorsun.” Ömer buna öfkelendi, hatta ona ceza vermeye niyetlendi. Bunun üzerine Hurr dedi ki: “Ey Müminlerin Emiri! Muhakkak ki Allah Teala Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’e şöyle buyurmuştur: {Affı (kolaylığı) tut, iyiliği (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir} [Araf: 199]. Şüphesiz ki bu (adam) da cahillerdendir.” Vallahi Ömer, (Hurr) bu ayeti kendisine okuyunca onu (hükmünü) asla aşmadı (durdu). O, Allah’ın Kitabı yanında (hemen) duran bir kimseydi.
7287. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ ابْنَةِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ عَائِشَةَ حِينَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ، وَالنَّاسُ قِيَامٌ وَهْىَ قَائِمَةٌ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا لِلنَّاسِ فَأَشَارَتْ بِيَدِهَا نَحْوَ السَّمَاءِ فَقَالَتْ سُبْحَانَ اللَّهِ. فَقُلْتُ آيَةٌ. قَالَتْ بِرَأْسِهَا أَنْ نَعَمْ. فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " مَا مِنْ شَىْءٍ لَمْ أَرَهُ إِلاَّ وَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي، حَتَّى الْجَنَّةَ وَالنَّارَ، وَأُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ قَرِيبًا مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ، فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوِ الْمُسْلِمُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ مُحَمَّدٌ جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ فَأَجَبْنَا وَآمَنَّا. فَيُقَالُ نَمْ صَالِحًا عَلِمْنَا أَنَّكَ مُوقِنٌ. وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوِ الْمُرْتَابُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; Hişam b. Urve’den; Fatıma bintü’l-Münzir’den; Esma bint Ebi Bekir radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. O şöyle demiştir: “Güneş tutulduğu zaman Aişe’ye geldim. İnsanlar ayakta duruyor (namaz kılıyor), o da ayakta namaz kılıyordu. Dedim ki: ‘İnsanlara ne oluyor?’ Eliyle göğe doğru işaret etti ve: ‘Sübhanallah!’ dedi. Ben: ‘Bir ayet (alamet) mi?’ dedim. Başıyla ‘Evet’ diye işaret etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (namazı) bitirince Allah’a hamdetti ve O’nu sena etti, sonra şöyle buyurdu: ‘Görmediğim hiçbir şey kalmadı ki, şu makamımda onu görmüş olmayayım; cennet ve cehennem bile. Ve bana vahyolundu ki, sizler kabirlerde Deccal fitnesine yakın bir şekilde imtihan olunacaksınız. Mümin –veya Müslüman, hangisini dedi Esma bilemiyorum– ise şöyle der: “Muhammed’dir. Bize apaçık delillerle geldi, biz de icabet ettik ve iman ettik.” Ona denilir ki: “Salih bir şekilde uyu. Senin yakinen inanan biri olduğunu bildik.” Münafık –veya şüphe eden, hangisini dedi Esma bilemiyorum– ise şöyle der: “Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler dediğini işittim, ben de söyledim.”’
7288. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " دَعُونِي مَا تَرَكْتُكُمْ، إِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِسُؤَالِهِمْ وَاخْتِلاَفِهِمْ عَلَى أَنْبِيَائِهِمْ، فَإِذَا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَاجْتَنِبُوهُ، وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِأَمْرٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Ebu’z-Zinad’dan; A’rec’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Sizi (serbest) bıraktığım sürece beni (kendi halime) bırakın. Sizden öncekiler, ancak (çok) soru sormaları ve peygamberlerine karşı ihtilaf etmeleri sebebiyle helak olmuşlardır. Ben sizi bir şeyden nehyettiğim zaman, ondan kaçının. Size bir şey emrettiğim zaman da, ondan gücünüz yettiği kadarını yerine getirin.”
7289. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَعْظَمَ الْمُسْلِمِينَ جُرْمًا مَنْ سَأَلَ عَنْ شَىْءٍ لَمْ يُحَرَّمْ، فَحُرِّمَ مِنْ أَجْلِ مَسْأَلَتِهِ ".
Abdullah b. Yezid el-Mukri bize tahdis etti, Said bize tahdis etti, Ukayl bana tahdis etti; İbn Şihab’dan; Amir b. Sa’d b. Ebi Vakkas’tan; babasından [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Müslümanlar içinde cürümü en büyük olan, haram kılınmamış bir şey hakkında soru soran ve bu sorması sebebiyle o şey haram kılınan kimsedir.”
7290. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، سَمِعْتُ أَبَا النَّضْرِ، يُحَدِّثُ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ حُجْرَةً فِي الْمَسْجِدِ مِنْ حَصِيرٍ، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهَا لَيَالِيَ، حَتَّى اجْتَمَعَ إِلَيْهِ نَاسٌ، ثُمَّ فَقَدُوا صَوْتَهُ لَيْلَةً فَظَنُّوا أَنَّهُ قَدْ نَامَ، فَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يَتَنَحْنَحُ لِيَخْرُجَ إِلَيْهِمْ فَقَالَ " مَا زَالَ بِكُمُ الَّذِي رَأَيْتُ مِنْ صَنِيعِكُمْ، حَتَّى خَشِيتُ أَنْ يُكْتَبَ عَلَيْكُمْ، وَلَوْ كُتِبَ عَلَيْكُمْ مَا قُمْتُمْ بِهِ فَصَلُّوا أَيُّهَا النَّاسُ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ أَفْضَلَ صَلاَةِ الْمَرْءِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ ".
İshak bize tahdis etti, Affan bize haber verdi, Vuheyb bize tahdis etti, Musa b. Ukbe bize tahdis etti; Ebu’n-Nadr’ı işittim; Büsr b. Said’den tahdis ediyordu; Zeyd b. Sabit’ten [naklederek]. “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mescid’de hasırdan bir oda edindi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem orada birkaç gece namaz kıldı. Nihayet insanlar etrafında toplandı. Sonra bir gece sesini kaybettiler ve uyuduğunu zannettiler. Bunun üzerine bazısı, yanlarına çıksın diye öksürmeye başladı. (Nebi) şöyle buyurdu: ‘Sizin yaptığınız bu işi görmeye o kadar devam ettim ki; hatta üzerinize farz kılınmasından korktum. Eğer üzerinize farz kılınsaydı, onu yerine getiremezdiniz. O halde ey insanlar! Namazlarınızı evlerinizde kılın. Çünkü kişinin en faziletli namazı evinde kıldığıdır; farz namaz müstesna.’”
7291. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَشْيَاءَ كَرِهَهَا، فَلَمَّا أَكْثَرُوا عَلَيْهِ الْمَسْأَلَةَ غَضِبَ وَقَالَ " سَلُونِي ". فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبِي قَالَ " أَبُوكَ حُذَافَةُ ". ثُمَّ قَامَ آخَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبِي فَقَالَ " أَبُوكَ سَالِمٌ مَوْلَى شَيْبَةَ ". فَلَمَّا رَأَى عُمَرُ مَا بِوَجْهِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْغَضَبِ قَالَ إِنَّا نَتُوبُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ.
Yusuf b. Musa bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Büreyd b. Ebi Bürde’den; Ebu Bürde’den; Ebu Musa el-Eş’ari’den [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e (bazı) şeyler soruldu, o ise bunları kerih gördü. Ona (bu) soruları çoğaltınca (Nebi) öfkelendi ve: ‘Bana sorun!’ buyurdu. Bunun üzerine bir adam kalktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Benim babam kimdir?’ dedi. ‘Senin baban Huzafe’dir’ buyurdu. Sonra başka biri kalktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Benim babam kimdir?’ dedi. ‘Senin baban Şeybe’nin azatlısı Salim’dir’ buyurdu. Ömer, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzündeki öfkeyi görünce: ‘Biz Allah Azze ve Celle’ye tövbe ediyoruz’ dedi.”
7292. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ وَرَّادٍ، كَاتِبِ الْمُغِيرَةِ قَالَ كَتَبَ مُعَاوِيَةُ إِلَى الْمُغِيرَةِ اكْتُبْ إِلَىَّ مَا سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَكَتَبَ إِلَيْهِ إِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهْوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ، اللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ". وَكَتَبَ إِلَيْهِ إِنَّهُ كَانَ يَنْهَى عَنْ قِيلَ وَقَالَ، وَكَثْرَةِ السُّؤَالِ، وَإِضَاعَةِ الْمَالِ، وَكَانَ يَنْهَى عَنْ عُقُوقِ الأُمَّهَاتِ وَوَأْدِ الْبَنَاتِ وَمَنْعٍ وَهَاتِ.
Musa bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti, Abdülmelik bize tahdis etti; Muğire’nin katibi Verrad’dan [naklederek]. Dedi ki: Muaviye, Muğire’ye: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğin şeyleri bana yaz!” diye mektup yazdı. O da ona şöyle yazdı: “Şüphesiz Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem her namazın ardında şöyle derdi: ‘Allah’tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. O her şeye kadirdir. Allah’ım! Senin verdiğine engel olacak yoktur, engellediğini de verecek yoktur. Ve (dünyalık) zenginlik sahibine senin nezdinde zenginliği fayda vermez.’” Ve (devamla) ona şöyle yazdı: “Muhakkak ki O; dedikodudan (kîl-u kâl), çok soru sormaktan (veya dilenmekten) ve malı zayi etmekten nehyederdi. Ve yine O; annelere itaatsizlikten, kız çocuklarını diri diri gömmekten ve (üzerine düşeni) vermeyip (hak etmediğini) istemekten nehyederdi.”
7293. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عُمَرَ فَقَالَ نُهِينَا عَنِ التَّكَلُّفِ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Sabit’ten; Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: “Ömer’in yanındaydık. Dedi ki: ‘Biz tekellüften (yapmacık zorlamadan) nehyolunduk.’”
7294. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ،. وَحَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه. أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى الظُّهْرَ فَلَمَّا سَلَّمَ قَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَذَكَرَ السَّاعَةَ، وَذَكَرَ أَنَّ بَيْنَ يَدَيْهَا أُمُورًا عِظَامًا ثُمَّ قَالَ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَسْأَلَ عَنْ شَىْءٍ فَلْيَسْأَلْ عَنْهُ، فَوَاللَّهِ لاَ تَسْأَلُونِي عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ أَخْبَرْتُكُمْ بِهِ، مَا دُمْتُ فِي مَقَامِي هَذَا ". قَالَ أَنَسٌ فَأَكْثَرَ النَّاسُ الْبُكَاءَ، وَأَكْثَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقُولَ " سَلُونِي ". فَقَالَ أَنَسٌ فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ فَقَالَ أَيْنَ مَدْخَلِي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " النَّارُ ". فَقَامَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُذَافَةَ فَقَالَ مَنْ أَبِي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أَبُوكَ حُذَافَةُ ". قَالَ ثُمَّ أَكْثَرَ أَنْ يَقُولَ " سَلُونِي سَلُونِي ". فَبَرَكَ عُمَرُ عَلَى رُكْبَتَيْهِ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم رَسُولاً. قَالَ فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ عُمَرُ ذَلِكَ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ عُرِضَتْ عَلَىَّ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ آنِفًا فِي عُرْضِ هَذَا الْحَائِطِ وَأَنَا أُصَلِّي، فَلَمْ أَرَ كَالْيَوْمِ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Ve Mahmud bana tahdis etti, Abdürrezzak bize tahdis etti, Ma’mer bize haber verdi; Zühri’den. Enes b. Malik radıyallahu anh bana haber verdi. “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem güneş (batıya) meyledince çıktı ve öğle namazını kıldırdı. Selam verince minbere çıktı ve kıyameti zikretti. Ve kıyametin önünde büyük işler olacağını zikretti. Sonra buyurdu ki: ‘Kim (benden) bir şey sormak istiyorsa, sorsun. Vallahi ben bu makamımda durduğum sürece, bana ne sorarsanız size mutlaka haber veririm.’ Enes dedi ki: İnsanlar çokça ağladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: ‘Bana sorun!’ demeyi çoğalttı. Enes dedi ki: Ona bir adam kalktı ve: ‘Gireceğim yer neresidir ey Allah’ın Resulü?’ dedi. (Nebi): ‘Ateştir’ buyurdu. Sonra Abdullah b. Huzafe kalktı ve: ‘Babam kimdir ey Allah’ın Resulü?’ dedi. (Nebi): ‘Baban Huzafe’dir’ buyurdu. (Ravi) dedi ki: Sonra (Nebi) ‘Bana sorun, bana sorun!’ sözünü (yine) çoğalttı. Bunun üzerine Ömer dizlerinin üzerine çöktü. Ve: ‘Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, Resul olarak da Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’den razı olduk’ dedi. (Ravi) dedi ki: Ömer bunu söyleyince Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sustu. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Nefsim elinde olana yemin olsun ki; az önce cennet ve cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu, ben namaz kılarken. Hayır ve şerde bugünkü gibisini asla görmedim.’”
7295. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، أَخْبَرَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ أَنَسٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَنْ أَبِي قَالَ " أَبُوكَ فُلاَنٌ ". وَنَزَلَتْ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ} الآيَةَ.
Muhammed b. Abdurrahim bize tahdis etti, Ravh b. Ubade bize haber verdi, Şu’be bize tahdis etti; Musa b. Enes bana haber verdi. Dedi ki: Enes b. Malik’i işittim, şöyle dedi: Bir adam: “Ey Allah’ın Nebisi! Benim babam kimdir?” dedi. (Nebi): “Baban falancadır” buyurdu. Ve {Ey iman edenler! Şeylerden (size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek hususlardan) sormayın. [Maide: 101]} ayeti indi.
7296. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَنْ يَبْرَحَ النَّاسُ يَتَسَاءَلُونَ حَتَّى يَقُولُوا هَذَا اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَىْءٍ فَمَنْ خَلَقَ اللَّهَ ".
Hasan b. Sabbah bize tahdis etti, Şebabe bize tahdis etti, Verka bize tahdis etti; Abdullah b. Abdurrahman’dan [naklederek]. Enes b. Malik’i işittim, şöyle diyordu: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlar (birbirlerine lüzumsuz sorular) sormaya devam edecekler. Hatta (sonunda) şöyle diyecekler: ‘Bu Allah her şeyi yarattı. Peki Allah’ı kim yarattı?’”
7297. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي حَرْثٍ بِالْمَدِينَةِ، وَهْوَ يَتَوَكَّأُ عَلَى عَسِيبٍ، فَمَرَّ بِنَفَرٍ مِنَ الْيَهُودِ فَقَالَ بَعْضُهُمْ سَلُوهُ عَنِ الرُّوحِ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ تَسْأَلُوهُ لاَ يُسْمِعْكُمْ مَا تَكْرَهُونَ. فَقَامُوا إِلَيْهِ فَقَالُوا يَا أَبَا الْقَاسِمِ حَدِّثْنَا عَنِ الرُّوحِ. فَقَامَ سَاعَةً يَنْظُرُ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ يُوحَى إِلَيْهِ، فَتَأَخَّرْتُ عَنْهُ حَتَّى صَعِدَ الْوَحْىُ، ثُمَّ قَالَ {وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي}.
Muhammed b. Ubeyd b. Meymun bize tahdis etti, İsa b. Yunus bize tahdis etti; A’meş’ten; İbrahim’den; Alkame’den; İbn Mesud radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: “Medine’de bir tarlada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. O, bir hurma dalına dayanıyordu. Derken Yahudilerden bir gruba uğradı. Onlardan bazısı: ‘Ona ruh hakkında sorun’ dedi. Bazıları da: ‘Ona sormayın, (belki) size hoşlanmayacağınız bir şey söyler’ dedi. Sonra ona doğru kalktılar ve: ‘Ey Ebu’l-Kasım! Bize ruhtan bahset’ dediler. (Nebi) bir süre (öylece) durup bekledi. Ben kendisine vahiy gelmekte olduğunu anladım. Vahiy (tamamlanıp) yükselinceye kadar ondan geri çekildim. Sonra (şu ayeti) okudu: {Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh Rabbimin emrindendir. [İsra: 85]}”
7298. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ اتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ فَاتَّخَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ مِنْ ذَهَبٍ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي اتَّخَذْتُ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ ". فَنَبَذَهُ وَقَالَ " إِنِّي لَنْ أَلْبَسَهُ أَبَدًا " فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Abdullah b. Dinar’dan; İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem altından bir yüzük edindi. İnsanlar da altından yüzükler edindiler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ben altından bir yüzük edinmiştim.’ Onu attı ve: ‘Ben onu asla (bir daha) takmayacağım’ buyurdu. Bunun üzerine insanlar da yüzüklerini attılar.”
7299. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُوَاصِلُوا ". قَالُوا إِنَّكَ تُوَاصِلُ. قَالَ " إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ، إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ". فَلَمْ يَنْتَهُوا عَنِ الْوِصَالِ ـ قَالَ ـ فَوَاصَلَ بِهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَيْنِ أَوْ لَيْلَتَيْنِ، ثُمَّ رَأَوُا الْهِلاَلَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ تَأَخَّرَ الْهِلاَلُ لَزِدْتُكُمْ ". كَالْمُنَكِّلِ لَهُمْ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Hişam bize tahdis etti, Ma’mer bize haber verdi; Zühri’den; Ebu Seleme’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Visal orucu tutmayın (iftar etmeden peş peşe oruç tutmayın).” Dediler ki: “Ama siz visal yapıyorsunuz?” Buyurdu ki: “Ben sizin gibi değilim. Ben, Rabbim beni yedirdiği ve içirdiği halde gecelerim.” Onlar visalden vazgeçmeyince –Ravi dedi ki– Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlarla beraber iki gün veya iki gece visal yaptı. Sonra hilali gördüler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Eğer hilal gecikseydi, (bu orucu) sizin için daha da artıracaktım.” Onlara (bu diretmelerinden dolayı) ceza vermek ister gibi (böyle yaptı).
7300. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، خَطَبَنَا عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ عَلَى مِنْبَرٍ مِنْ آجُرٍّ، وَعَلَيْهِ سَيْفٌ فِيهِ صَحِيفَةٌ مُعَلَّقَةٌ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا عِنْدَنَا مِنْ كِتَابٍ يُقْرَأُ إِلاَّ كِتَابُ اللَّهِ وَمَا فِي هَذِهِ الصَّحِيفَةِ. فَنَشَرَهَا فَإِذَا فِيهَا أَسْنَانُ الإِبِلِ وَإِذَا فِيهَا " الْمَدِينَةُ حَرَمٌ مِنْ عَيْرٍ إِلَى كَذَا، فَمَنْ أَحْدَثَ فِيهَا حَدَثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ، لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً ". وَإِذَا فِيهِ " ذِمَّةُ الْمُسْلِمِينَ وَاحِدَةٌ يَسْعَى بِهَا أَدْنَاهُمْ، فَمَنْ أَخْفَرَ مُسْلِمًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ، لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً ". وَإِذَا فِيهَا " مَنْ وَالَى قَوْمًا بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً ".
Ömer b. Hafs b. Gıyas bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A’meş bize tahdis etti, İbrahim et-Temimi bize tahdis etti, babam bana tahdis etti. Dedi ki: Ali radıyallahu anh, tuğladan bir minber üzerinde bize hutbe verdi. Üzerinde bir kılıç vardı ve kılıçta asılı bir sahife bulunuyordu. Dedi ki: “Vallahi yanımızda Allah’ın Kitabı’ndan ve şu sahifedekilerden başka okunacak bir kitap yoktur.” Sonra onu açtı. Bir de baktık ki onda deve yaşları (ile ilgili hükümler) var. Ve yine onda (şu hükümler) vardı: “Medine, Ayr dağından falan yere kadar haramdır (dokunulmazdır). Kim orada bir bidat çıkarırsa (veya bir suç işlerse), Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne farz ne de nafile kabul etmez.” Ve yine onda (şu vardı): “Müslümanların zimmeti (verdiği söz) tektir. Onların en düşüğü bile bu sözü verebilir. Kim bir Müslümanı (verdiği sözde) boşa çıkarırsa (ahdini bozarsa), Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne farz ne nafile kabul etmez.” Ve yine onda (şu vardı): “Kim efendilerinin izni olmadan bir kavme intisap ederse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne farz ne de nafile kabul etmez.”
7301. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رَضِيَ الله عنها ـ صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا تَرَخَّصَ وَتَنَزَّهَ عَنْهُ قَوْمٌ، فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَحَمِدَ اللَّهَ ثُمَّ قَالَ " مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَتَنَزَّهُونَ عَنِ الشَّىْءِ أَصْنَعُهُ، فَوَاللَّهِ إِنِّي أَعْلَمُهُمْ بِاللَّهِ، وَأَشَدُّهُمْ لَهُ خَشْيَةً ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A’meş bize tahdis etti, Müslim bize tahdis etti; Mesruk’tan. Dedi ki: Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir iş yaptı ve onda ruhsat kullandı. Bir grup insan ise bundan (ruhsatı işlemekten) sakındılar. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. O da Allah’a hamdetti ve şöyle buyurdu: ‘O kimselerin hali nedir ki, benim yaptığım bir şeyden sakınıyorlar. Vallahi ben Allah’ı onlardan daha iyi bilirim. Ve O’ndan en çok korkanları da benim.’”
7302. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ نَافِعِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ كَادَ الْخَيِّرَانِ أَنْ يَهْلِكَا أَبُو بَكْرٍ، وَعُمَرُ، لَمَّا قَدِمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَفْدُ بَنِي تَمِيمٍ، أَشَارَ أَحَدُهُمَا بِالأَقْرَعِ بْنِ حَابِسٍ الْحَنْظَلِيِّ أَخِي بَنِي مُجَاشِعٍ، وَأَشَارَ الآخَرُ بِغَيْرِهِ، فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لِعُمَرَ إِنَّمَا أَرَدْتَ خِلاَفِي. فَقَالَ عُمَرُ مَا أَرَدْتُ خِلاَفَكَ. فَارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَزَلَتْ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ} إِلَى قَوْلِهِ {عَظِيمٌ}. قَالَ ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ قَالَ ابْنُ الزُّبَيْرِ فَكَانَ عُمَرُ بَعْدُ ـ وَلَمْ يَذْكُرْ ذَلِكَ عَنْ أَبِيهِ يَعْنِي أَبَا بَكْرٍ ـ إِذَا حَدَّثَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِحَدِيثٍ حَدَّثَهُ كَأَخِي السِّرَارِ، لَمْ يُسْمِعْهُ حَتَّى يَسْتَفْهِمَهُ.
Muhammed b. Mukatil bize tahdis etti, Veki’ bize haber verdi; Nafi b. Ömer’den; İbn Ebi Müleyke’den [naklederek]. Dedi ki: “İki hayırlı kimse; Ebu Bekir ve Ömer neredeyse helak olacaklardı. Temimoğulları heyeti Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiği zaman, onlardan biri (emir olarak) Mücaşioğulları’ndan Akra b. Habis el-Hanzali’yi işaret etti. Diğeri de başkasını işaret etti. Ebu Bekir, Ömer’e: ‘Sen ancak bana muhalefet etmek istedin’ dedi. Ömer de: ‘Sana muhalefet etmek istemedim’ dedi. Ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında sesleri yükseldi. Bunun üzerine: {Ey iman edenler! Seslerinizi yükseltmeyin...} ayetinden {büyük (ecir vardır)} sözüne kadar (olan ayetler) indi.” İbn Ebi Müleyke dedi ki: İbnü’z-Zübeyr şöyle dedi: Ömer bundan sonra, –bunu babası (dedesi) Ebu Bekir hakkında zikretmedi– Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir konuda konuştuğu zaman, ona gizlice konuşan kimse gibi (fısıltıyla) konuşurdu. Hatta (Nebi) ona (tekrar) soruncaya kadar (sesini o derece kısardı).
7303. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي مَرَضِهِ " مُرُوا أَبَا بَكْرٍ يُصَلِّي بِالنَّاسِ ". قَالَتْ عَائِشَةُ قُلْتُ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ إِذَا قَامَ فِي مَقَامِكَ لَمْ يُسْمِعِ النَّاسَ مِنَ الْبُكَاءِ، فَمُرْ عُمَرَ فَلْيُصَلِّ. فَقَالَ " مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ". فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ لِحَفْصَةَ قُولِي إِنَّ أَبَا بَكْرٍ إِذَا قَامَ فِي مَقَامِكَ لَمْ يُسْمِعِ النَّاسَ مِنَ الْبُكَاءِ، فَمُرْ عُمَرَ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ، فَفَعَلَتْ حَفْصَةُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكُنَّ لأَنْتُنَّ صَوَاحِبُ يُوسُفَ، مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ لِلنَّاسِ ". قَالَتْ حَفْصَةُ لِعَائِشَةَ مَا كُنْتُ لأُصِيبَ مِنْكِ خَيْرًا.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Hişam b. Urve’den; babasından; Müminlerin Annesi Aişe’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (ölüm) hastalığında şöyle buyurdu: “Ebu Bekir’e emredin, insanlara namaz kıldırsın.” Aişe dedi ki: Ben dedim ki: “Muhakkak ki Ebu Bekir senin makamına geçtiği zaman, ağlamaktan dolayı (sesini) insanlara duyuramaz. Ömer’e emret de o kıldırsın.” (Nebi) buyurdu ki: “Ebu Bekir’e emredin, insanlara namaz kıldırsın.” Aişe dedi ki: Bunun üzerine Hafsa’ya dedim ki: “(Nebi’ye) şöyle de: ‘Muhakkak ki Ebu Bekir senin makamına geçerse, ağlamaktan dolayı (sesini) insanlara duyuramaz. Ömer’e emret de insanlara o namaz kıldırsın.’” Hafsa da (bunu) yaptı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizler gerçekten Yusuf’un sahibeleri gibisiniz. Ebu Bekir’e emredin, insanlara namaz kıldırsın.” Hafsa, Aişe’ye dedi ki: “Ben senden asla bir hayır göremeyeceğim.”
7304. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ جَاءَ عُوَيْمِرٌ إِلَى عَاصِمِ بْنِ عَدِيٍّ فَقَالَ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً فَيَقْتُلُهُ، أَتَقْتُلُونَهُ بِهِ سَلْ لِي يَا عَاصِمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ فَكَرِهَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَسَائِلَ وَعَابَ، فَرَجَعَ عَاصِمٌ فَأَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَرِهَ الْمَسَائِلَ فَقَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لآتِيَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم، فَجَاءَ وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى الْقُرْآنَ خَلْفَ عَاصِمٍ فَقَالَ لَهُ " قَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ فِيكُمْ قُرْآنًا ". فَدَعَا بِهِمَا فَتَقَدَّمَا فَتَلاَعَنَا، ثُمَّ قَالَ عُوَيْمِرٌ كَذَبْتُ عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنْ أَمْسَكْتُهَا. فَفَارَقَهَا وَلَمْ يَأْمُرْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِفِرَاقِهَا، فَجَرَتِ السُّنَّةُ فِي الْمُتَلاَعِنَيْنِ. وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " انْظُرُوهَا فَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَحْمَرَ قَصِيرًا مِثْلَ وَحَرَةٍ فَلاَ أُرَاهُ إِلاَّ قَدْ كَذَبَ، وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَسْحَمَ أَعْيَنَ ذَا أَلْيَتَيْنِ فَلاَ أَحْسِبُ إِلاَّ قَدْ صَدَقَ عَلَيْهَا ". فَجَاءَتْ بِهِ عَلَى الأَمْرِ الْمَكْرُوهِ.
Adem bize tahdis etti, İbn Ebi Zib bize tahdis etti, Zühri bize tahdis etti; Sehl b. Sa’d es-Saidi’den [naklederek]. Dedi ki: “Uveymir, Asım b. Adiy’e geldi ve dedi ki: ‘Söyle bana; karısının yanında bir adam bulup da onu öldüren bir adam hakkında (ne dersin)? (Kısas olarak) siz de onu öldürür müsünüz? Ey Asım! Benim için bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sor.’ (Asım) ona sordu. Fakat Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (bu tür) soruları kerih gördü ve ayıpladı. Asım dönüp ona, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in (böyle) sorulardan hoşlanmadığını haber verdi. Uveymir dedi ki: ‘Vallahi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e mutlaka gideceğim.’ Geldi. Allah Teala da Asım’dan sonra (onun hemen ardından) Kur’an’ı (ilgili ayetleri) indirmişti. (Nebi) ona: ‘Allah sizin hakkınızda Kur’an indirdi’ buyurdu. O ikisini çağırdı. Öne geçip lianlaştılar. Sonra Uveymir dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Eğer onu (nikahımda) tutarsam ona yalan söylemiş (iftira etmiş) olurum.’ Ve ondan ayrıldı. Oysa Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona ayrılmasını emretmemişti. Böylece lianlaşanlar hakkında sünnet (hüküm) bu şekilde cari oldu. Ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ona bakın! Eğer kırmızı, kısa, vahre (kertenkele cinsi bir hayvan) gibi bir çocuk doğurursa, (kocasının) sadece yalan söylediğini düşünürüm. Ve eğer yağız (esmer), iri gözlü, kaba kalçalı bir çocuk doğurursa, (kocasının) ona karşı doğru söylediğini düşünürüm.’ (Kadın) çocuğu o sevilmeyen (kocanın zina isnat ettiği adama benzeyen) şekilde doğurdu.”
7305. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَوْسٍ النَّصْرِيُّ، وَكَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ ذَكَرَ لِي ذِكْرًا مِنْ ذَلِكَ فَدَخَلْتُ عَلَى مَالِكٍ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ انْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى عُمَرَ أَتَاهُ حَاجِبُهُ يَرْفَا فَقَالَ هَلْ لَكَ فِي عُثْمَانَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ وَالزُّبَيْرِ وَسَعْدٍ يَسْتَأْذِنُونَ. قَالَ نَعَمْ. فَدَخَلُوا فَسَلَّمُوا وَجَلَسُوا. فَقَالَ هَلْ لَكَ فِي عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ. فَأَذِنَ لَهُمَا. قَالَ الْعَبَّاسُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ اقْضِ بَيْنِي وَبَيْنَ الظَّالِمِ. اسْتَبَّا. فَقَالَ الرَّهْطُ عُثْمَانُ وَأَصْحَابُهُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ اقْضِ بَيْنَهُمَا وَأَرِحْ أَحَدَهُمَا مِنَ الآخَرِ. فَقَالَ اتَّئِدُوا أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي بِإِذْنِهِ تَقُومُ السَّمَاءُ وَالأَرْضُ، هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ ". يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَفْسَهُ. قَالَ الرَّهْطُ قَدْ قَالَ ذَلِكَ. فَأَقْبَلَ عُمَرُ عَلَى عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ فَقَالَ أَنْشُدُكُمَا بِاللَّهِ هَلْ تَعْلَمَانِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذَلِكَ. قَالاَ نَعَمْ. قَالَ عُمَرُ فَإِنِّي مُحَدِّثُكُمْ عَنْ هَذَا الأَمْرِ، إِنَّ اللَّهَ كَانَ خَصَّ رَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْمَالِ بِشَىْءٍ لَمْ يُعْطِهِ أَحَدًا غَيْرَهُ، فَإِنَّ اللَّهَ يَقُولُ {مَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا أَوْجَفْتُمْ} الآيَةَ، فَكَانَتْ هَذِهِ خَالِصَةً لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ وَاللَّهِ مَا احْتَازَهَا دُونَكُمْ وَلاَ اسْتَأْثَرَ بِهَا عَلَيْكُمْ، وَقَدْ أَعْطَاكُمُوهَا وَبَثَّهَا فِيكُمْ، حَتَّى بَقِيَ مِنْهَا هَذَا الْمَالُ، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُنْفِقُ عَلَى أَهْلِهِ نَفَقَةَ سَنَتِهِمْ مِنْ هَذَا الْمَالِ، ثُمَّ يَأْخُذُ مَا بَقِيَ فَيَجْعَلُهُ مَجْعَلَ مَالِ اللَّهِ، فَعَمِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ حَيَاتَهُ، أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ هَلْ تَعْلَمُونَ ذَلِكَ فَقَالُوا نَعَمْ. ثُمَّ قَالَ لِعَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ أَنْشُدُكُمَا اللَّهَ هَلْ تَعْلَمَانِ ذَلِكَ قَالاَ نَعَمْ. ثُمَّ تَوَفَّى اللَّهُ نَبِيَّهُ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا وَلِيُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَقَبَضَهَا أَبُو بَكْرٍ فَعَمِلَ فِيهَا بِمَا عَمِلَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَأَنْتُمَا حِينَئِذٍ ـ وَأَقْبَلَ عَلَى عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ ـ تَزْعُمَانِ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ فِيهَا كَذَا، وَاللَّهُ يَعْلَمُ أَنَّهُ فِيهَا صَادِقٌ بَارٌّ رَاشِدٌ تَابِعٌ لِلْحَقِّ، ثُمَّ تَوَفَّى اللَّهُ أَبَا بَكْرٍ فَقُلْتُ أَنَا وَلِيُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ. فَقَبَضْتُهَا سَنَتَيْنِ أَعْمَلُ فِيهَا بِمَا عَمِلَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ جِئْتُمَانِي وَكَلِمَتُكُمَا عَلَى كَلِمَةٍ وَاحِدَةٍ وَأَمْرُكُمَا جَمِيعٌ، جِئْتَنِي تَسْأَلُنِي نَصِيبَكَ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ، وَأَتَانِي هَذَا يَسْأَلُنِي نَصِيبَ امْرَأَتِهِ مِنْ أَبِيهَا فَقُلْتُ إِنْ شِئْتُمَا دَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا، عَلَى أَنَّ عَلَيْكُمَا عَهْدَ اللَّهِ وَمِيثَاقَهُ تَعْمَلاَنِ فِيهَا بِمَا عَمِلَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِمَا عَمِلَ فِيهَا أَبُو بَكْرٍ وَبِمَا عَمِلْتُ فِيهَا مُنْذُ وَلِيتُهَا، وَإِلاَّ فَلاَ تُكَلِّمَانِي فِيهَا. فَقُلْتُمَا ادْفَعْهَا إِلَيْنَا بِذَلِكَ. فَدَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا بِذَلِكَ، أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ هَلْ دَفَعْتُهَا إِلَيْهِمَا بِذَلِكَ قَالَ الرَّهْطُ نَعَمْ. فَأَقْبَلَ عَلَى عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ فَقَالَ أَنْشُدُكُمَا بِاللَّهِ هَلْ دَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا بِذَلِكَ. قَالاَ نَعَمْ. قَالَ أَفَتَلْتَمِسَانِ مِنِّي قَضَاءً غَيْرَ ذَلِكَ فَوَالَّذِي بِإِذْنِهِ تَقُومُ السَّمَاءُ وَالأَرْضُ لاَ أَقْضِي فِيهَا قَضَاءً غَيْرَ ذَلِكَ حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ، فَإِنْ عَجَزْتُمَا عَنْهَا فَادْفَعَاهَا إِلَىَّ، فَأَنَا أَكْفِيكُمَاهَا.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, Ukayl bana tahdis etti; İbn Şihab’dan [naklederek]. Dedi ki: Malik b. Evs en-Nasri bana haber verdi. Muhammed b. Cübeyr b. Mut’im bana bu konuda bazı şeyler zikretmişti. Ben de Malik b. Evs’in yanına girdim ve ona sordum. (Malik) dedi ki: “Ömer’in yanına girmek üzere çıktım. Kapıcısı Yerfa ona geldi ve dedi ki: ‘Osman, Abdurrahman, Zübeyr ve Sa’d izin istiyorlar.’ (Ömer): ‘Evet’ dedi. Girdiler, selam verip oturdular. Sonra (Yerfa): ‘Ali ve Abbas için izin verir misin?’ dedi. Onlara da izin verdi. Abbas dedi ki: ‘Ey Müminlerin Emiri! Benimle şu zalim arasında hüküm ver.’ (Aralarında ağır sözler geçti). (Oradaki) topluluk, Osman ve arkadaşları dediler ki: ‘Ey Müminlerin Emiri! Aralarında hüküm ver de birini diğerinden kurtar.’ (Ömer) dedi ki: ‘Acele etmeyin. İzniyle göğün ve yerin ayakta durduğu Allah adına size soruyorum: Siz biliyor musunuz ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biz miras bırakmayız. Bıraktığımız her şey sadakadır.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bununla) kendisini kastediyordu.’ Topluluk: ‘Evet, bunu söylemiştir’ dediler. Sonra Ömer, Ali ve Abbas’a döndü ve dedi ki: ‘Allah adına size soruyorum: Siz ikiniz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in böyle buyurduğunu biliyor musunuz?’ Onlar da: ‘Evet’ dediler. Ömer dedi ki: ‘Size bu işi anlatayım. Muhakkak ki Allah, Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’e bu malda kimseye vermediği özel bir hak vermiştir. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: {Allah’ın onlardan Resulüne verdiği fey’e gelince, siz onun üzerine (at ve deve) sürmediniz... [Haşr: 6]} ayeti. Bu mallar, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e aitti. Sonra vallahi, o, bunları sissiz (kendi hesabına) biriktirmedi ve size karşı (kendine ayırıp) tercih etmedi. Bilakis size verdi ve aranızda dağıttı. Nihayet ondan geriye bu mal kaldı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ailesinin yıllık nafakasını bu maldan verirdi. Sonra kalanı alır ve Allah’ın malının harcandığı yere harcardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hayatı boyunca böyle yaptı. Allah adına size soruyorum, bunu biliyor musunuz?’ Onlar: ‘Evet’ dediler. Sonra Ali ve Abbas’a dedi ki: ‘Allah adına size soruyorum, bunu biliyor musunuz?’ Onlar da: ‘Evet’ dediler. ‘Sonra Allah Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’i vefat ettirince Ebu Bekir: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in velisiyim” dedi. Ebu Bekir bu malı aldı ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onda nasıl amel ettiyse öyle davrandı. –Ali ve Abbas’a dönerek– O zaman sizler, Ebu Bekir’in bu işte (size haksızlık ettiğini) zannediyordunuz. Oysa Allah biliyor ki o, bu işte sadık, iyi, doğru yolda ve hakka tabi idi. Sonra Allah Ebu Bekir’i vefat ettirdi. Ben de: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ve Ebu Bekir’in velisiyim” dedim. İki yıl boyunca onu idare ettim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir onda nasıl amel ettiyse öyle amel ettim. Sonra siz ikiniz bana geldiniz. Sözünüz birdi, işiniz aynıydı. (Abbas’a): Sen bana geldin, kardeşinin oğlundan (düşen) nasibini istiyordun. Bu (Ali) de bana geldi, karısının babasından (düşen) nasibini istiyordu. Ben de dedim ki: “İsterseniz onu size vereyim. Şu şartla ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir onda nasıl amel ettiyse ve ben veliliğini aldığımdan beri nasıl amel ettiysem öyle amel edeceğinize dair Allah’ın ahdi ve misakı üzerinize olsun. Aksi takdirde bu konuda benimle konuşmayın.” Siz de “Bu şartla onu bize ver” dediniz. Ben de onu bu şartla size verdim. Allah adına size soruyorum (ey cemaat), onu bu şartla mı onlara verdim?’ Topluluk: ‘Evet’ dedi. Sonra Ali ve Abbas’a döndü ve: ‘Allah adına size soruyorum, onu bu şartla mı size verdim?’ dedi. Onlar da: ‘Evet’ dediler. (Ömer) dedi ki: ‘Yoksa benden bundan başka bir hüküm mü istiyorsunuz? İzniyle göğün ve yerin ayakta durduğu Allah’a yemin olsun ki, kıyamet kopuncaya kadar ben bunun hakkında bundan başka bir hüküm vermem. Eğer ondan (idare etmekten) aciz kaldıysanız onu bana geri verin, ben sizin yerinize onu idare ederim.’”
7306. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَحَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ. قَالَ نَعَمْ مَا بَيْنَ كَذَا إِلَى كَذَا، لاَ يُقْطَعُ شَجَرُهَا، مَنْ أَحْدَثَ فِيهَا حَدَثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ. قَالَ عَاصِمٌ فَأَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ أَنَسٍ أَنَّهُ قَالَ أَوْ آوَى مُحْدِثًا.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdülvahid bize tahdis etti, Asım bize tahdis etti. Dedi ki: Enes’e dedim ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’yi haram kıldı mı?” Dedi ki: “Evet. Filan yerden filan yere kadar. Onun ağacı kesilmez. Kim orada bir bidat çıkarırsa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun.” Asım dedi ki: Musa b. Enes bana haber verdi ki (Enes) şöyle dedi: “Veya bir bidatçiyi barındırırsa (lanet onun da üzerine olsun).”
7307. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ تَلِيدٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ، وَغَيْرُهُ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ حَجَّ عَلَيْنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْزِعُ الْعِلْمَ بَعْدَ أَنْ أَعْطَاهُمُوهُ انْتِزَاعًا، وَلَكِنْ يَنْتَزِعُهُ مِنْهُمْ مَعَ قَبْضِ الْعُلَمَاءِ بِعِلْمِهِمْ، فَيَبْقَى نَاسٌ جُهَّالٌ يُسْتَفْتَوْنَ فَيُفْتُونَ بِرَأْيِهِمْ، فَيُضِلُّونَ وَيَضِلُّونَ ". فَحَدَّثْتُ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو حَجَّ بَعْدُ فَقَالَتْ يَا ابْنَ أُخْتِي انْطَلِقْ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ فَاسْتَثْبِتْ لِي مِنْهُ الَّذِي حَدَّثْتَنِي عَنْهُ. فَجِئْتُهُ فَسَأَلْتُهُ فَحَدَّثَنِي بِهِ كَنَحْوِ مَا حَدَّثَنِي، فَأَتَيْتُ عَائِشَةَ فَأَخْبَرْتُهَا فَعَجِبَتْ فَقَالَتْ وَاللَّهِ لَقَدْ حَفِظَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو.
Said b. Telid bize tahdis etti, İbn Vehb bana tahdis etti, Abdurrahman b. Şüreyh ve başkaları bize tahdis etti; Ebu’l-Esved’den; Urve’den [naklederek]. Dedi ki: “Abdullah b. Amr hacca geldi. Onu işittim, diyor ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Şüphesiz Allah, ilmi, onu insanlara verdikten sonra (kalplerinden söküp) çekerek almaz. Fakat alimlerin ruhunu kabzederken, ilimlerini de onlarla birlikte alıp götürür. (Geriye) cahil insanlar kalır, bunlara fetva sorulur. Onlar da kendi reyleriyle fetva verirler. Böylece hem kendileri saparlar hem de saptırırlar.’” (Urve dedi ki): Ben bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Aişe’ye anlattım. Sonra Abdullah b. Amr bir daha hacca geldi. (Aişe) dedi ki: “Ey kızkardeşimin oğlu! Abdullah’a git ve bana anlattığın bu hadisi ondan benim için iyice teyit et.” Ben de ona gittim ve sordum. O da bana (daha önce) anlattığı gibi anlattı. Aişe’ye geldim ve ona (bunu) haber verdim. O buna şaşırdı ve dedi ki: “Vallahi Abdullah b. Amr (ilmi) ezberlemiş.”
7308. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا أَبُو حَمْزَةَ، سَمِعْتُ الأَعْمَشَ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا وَائِلٍ هَلْ شَهِدْتَ صِفِّينَ قَالَ نَعَمْ. فَسَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ حُنَيْفٍ، يَقُولُ ح وَحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّهِمُوا رَأْيَكُمْ عَلَى دِينِكُمْ، لَقَدْ رَأَيْتُنِي يَوْمَ أَبِي جَنْدَلٍ وَلَوْ أَسْتَطِيعُ أَنَّ أَرُدَّ أَمْرَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَرَدَدْتُهُ، وَمَا وَضَعْنَا سُيُوفَنَا عَلَى عَوَاتِقِنَا إِلَى أَمْرٍ يُفْظِعُنَا إِلاَّ أَسْهَلْنَ بِنَا إِلَى أَمْرٍ نَعْرِفُهُ غَيْرَ هَذَا الأَمْرِ. قَالَ وَقَالَ أَبُو وَائِلٍ شَهِدْتُ صِفِّينَ وَبِئْسَتْ صِفُّونَ.
Abdan bize tahdis etti, Ebu Hamza bize haber verdi, A’meş’i işittim, dedi ki: Ebu Vail’e sordum: “Sıffin (savaşına) katıldın mı?” Dedi ki: “Evet.” Sehl b. Huneyf’i şöyle derken işittim: (H) Ve Musa b. İsmail bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti; A’meş’ten; Ebu Vail’den [naklederek]. Dedi ki: Sehl b. Huneyf şöyle dedi: “Ey insanlar! Dininiz konusunda kendi görüşünüzü itham edin (yetersiz bulun). Andolsun ki ben kendimi Ebu Cendel gününde (Hudeybiye’de) gördüm. Eğer Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in emrini reddetmeye gücüm yetseydi, mutlaka reddederdim. Biz, bizi korkutan hiçbir iş için kılıçlarımızı omuzlarımıza koymadık (kuşanmadık) ki; o kılıçlar bizi, bildiğimiz (daha kolay) bir işe ulaştırmış olmasın. Ancak bu iş (Sıffin savaşı) hariç.” (Ravi) dedi ki: Ebu Vail şöyle dedi: “Sıffin’e şahit oldum. Sıffin ne kötü idi!”
7309. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ الْمُنْكَدِرِ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ مَرِضْتُ فَجَاءَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي وَأَبُو بَكْرٍ وَهُمَا مَاشِيَانِ، فَأَتَانِي وَقَدْ أُغْمِيَ عَلَىَّ فَتَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَبَّ وَضُوءَهُ عَلَىَّ فَأَفَقْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ـ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ فَقُلْتُ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ ـ كَيْفَ أَقْضِي فِي مَالِي كَيْفَ أَصْنَعُ فِي مَالِي قَالَ فَمَا أَجَابَنِي بِشَىْءٍ حَتَّى نَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Dedi ki: İbnü’l-Münkedir’i, Cabir b. Abdullah’ı şöyle derken işittim: “Hastalandım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir yürüyerek beni ziyarete geldiler. Bana geldiklerinde bayılmıştım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem abdest aldı, sonra abdest suyundan üzerime döktü. Bunun üzerine ayıldım. Dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resulü!’ –belki de Süfyan ‘Ey Allah’ın Resulü’ lafzını kullanmıştır– ‘Malım hakkında nasıl hükmedeyim? Malım hususunda nasıl yapayım?’ Dedi ki: Bana hiçbir cevap vermedi. Nihayet miras ayeti indi.”
7310. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، ذَكْوَانَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَهَبَ الرِّجَالُ بِحَدِيثِكَ، فَاجْعَلْ لَنَا مِنْ نَفْسِكَ، يَوْمًا نَأْتِيكَ فِيهِ تُعَلِّمُنَا مِمَّا عَلَّمَكَ اللَّهُ. فَقَالَ " اجْتَمِعْنَ فِي يَوْمِ كَذَا وَكَذَا فِي مَكَانِ كَذَا وَكَذَا ". فَاجْتَمَعْنَ فَأَتَاهُنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَلَّمَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَهُ اللَّهُ ثُمَّ قَالَ " مَا مِنْكُنَّ امْرَأَةٌ تُقَدِّمُ بَيْنَ يَدَيْهَا مِنْ وَلَدِهَا ثَلاَثَةً، إِلاَّ كَانَ لَهَا حِجَابًا مِنَ النَّارِ ". فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ يَا رَسُولَ اللَّهِ اثْنَيْنِ قَالَ فَأَعَادَتْهَا مَرَّتَيْنِ ثُمَّ قَالَ " وَاثْنَيْنِ وَاثْنَيْنِ وَاثْنَيْنِ ".
Müsedded bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti; Abdurrahman b. el-Asbahani’den; Ebu Salih Zekvan’dan; Ebu Said’den [naklederek]. “Bir kadın Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Erkekler hadisini (senden bir şeyler öğrenme fırsatını) alıp götürdüler. Bize de kendinden bir gün ayır ki, sana o günde gelelim ve Allah’ın sana öğrettiklerinden bize öğretesin.’ (Nebi) buyurdu ki: ‘Falan gün, falan yerde toplanın.’ Toplandılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların yanına geldi. Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğretti. Sonra şöyle buyurdu: ‘Sizden; (kendinden önce ahirete) üç çocuğunu gönderen hiçbir kadın yoktur ki, bu onun için ateşe karşı bir perde olmasın.’ İçlerinden bir kadın dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Ya iki tane olursa?’ (Ravi) dedi ki: Kadın bunu iki kez tekrar etti. Sonra (Nebi) şöyle buyurdu: ‘İki tane de olsa, iki tane de olsa, iki tane de olsa.’”
7311. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ حَتَّى يَأْتِيَهُمْ أَمْرُ اللَّهِ وَهُمْ ظَاهِرُونَ ".
Ubeydullah b. Musa bize tahdis etti; İsmail’den; Kays’tan; Muğire b. Şu’be’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Ümmetimden bir taife, (hak üzere) galip olmaya devam edeceklerdir. Hatta Allah’ın emri gelinceye kadar onlar galip olacaklardır.”
7312. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي حُمَيْدٌ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ، يَخْطُبُ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ، وَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ وَيُعْطِي اللَّهُ، وَلَنْ يَزَالَ أَمْرُ هَذِهِ الأُمَّةِ مُسْتَقِيمًا حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ، أَوْ حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اللَّهِ ".
İsmail bize tahdis etti, İbn Vehb bize tahdis etti; Yunus’tan; İbn Şihab’dan. Humeyd bana haber verdi. Dedi ki: Muaviye b. Ebi Süfyan’ı hutbe verirken işittim; diyordu ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Allah kimin hakkında hayır dilerse, onu dinde fakih kılar. Ben ancak paylaştıranım, veren ise Allah’tır. Ve bu ümmetin işi, kıyamet kopuncaya kadar –veya Allah’ın emri gelinceye kadar– dosdoğru olmaya devam edecektir.”
7313. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ لَمَّا نَزَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم {قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ} قَالَ " أَعُوذُ بِوَجْهِكَ ". {أَوْ مِنْ تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ} قَالَ " أَعُوذُ بِوَجْهِكَ ". فَلَمَّا نَزَلَتْ {أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍ} قَالَ " هَاتَانِ أَهْوَنُ أَوْ أَيْسَرُ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Amr dedi ki: Cabir b. Abdullah radıyallahu anhuma’yı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e {De ki: O’nun size üstünüzden bir azap göndermeye gücü yeter. [Enam: 65]} ayeti nazil olunca, (Nebi): “Vechine sığınırım” buyurdu. {Yahut ayaklarınızın altından} (kısmı inince yine): “Vechine sığınırım” buyurdu. {Yahut sizi parça parça birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya} kısmı nazil olunca, (Nebi): “Bu ikisi daha hafif veya daha kolaydır” buyurdu.
7314. Hadis
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ، وَإِنِّي أَنْكَرْتُهُ. فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَمَا أَلْوَانُهَا ". قَالَ حُمْرٌ. قَالَ " هَلْ فِيهَا مِنْ أَوْرَقَ ". قَالَ إِنَّ فِيهَا لَوُرْقًا. قَالَ " فَأَنَّى تُرَى ذَلِكَ جَاءَهَا ". قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِرْقٌ نَزَعَهَا. قَالَ " وَلَعَلَّ هَذَا عِرْقٌ نَزَعَهُ ". وَلَمْ يُرَخِّصْ لَهُ فِي الاِنْتِفَاءِ مِنْهُ.
Asbağ b. Ferec bize tahdis etti, İbn Vehb bana tahdis etti; Yunus’tan; İbn Şihab’dan; Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. “Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: ‘Hanımım siyah bir oğlan çocuğu doğurdu. Ben onu yadırgadım (benim olmadığına inandım).’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: ‘Senin develerin var mı?’ O: ‘Evet’ dedi. (Nebi): ‘Renkleri nedir?’ buyurdu. O: ‘Kırmızı’ dedi. (Nebi): ‘Onların içinde boz (kül rengi) olan var mı?’ buyurdu. O: ‘Evet, içlerinde boz renkli olanlar var’ dedi. (Nebi): ‘Bu rengin onlara nereden geldiğini düşünüyorsun?’ buyurdu. O: ‘Ey Allah’ın Resulü! Herhalde bir damar (soy) ona çekmiştir’ dedi. (Nebi): ‘Belki bu (çocuk) da, kendisine çeken bir damardır’ buyurdu.” Ve (Nebi) ona, çocuğu reddetmesi hususunda ruhsat vermedi.
7315. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ امْرَأَةً، جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ فَمَاتَتْ قَبْلَ أَنْ تَحُجَّ أَفَأَحُجَّ عَنْهَا قَالَ " نَعَمْ حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَتَهُ ". قَالَتْ نَعَمْ. فَقَالَ " فَاقْضُوا الَّذِي لَهُ، فَإِنَّ اللَّهَ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ ".
Müsedded bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti; Ebu Bişr’den; Said b. Cübeyr’den; İbn Abbas’tan [naklederek]. “Bir kadın Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: ‘Annem hac yapmayı adadı, fakat hac yapmadan önce vefat etti. Onun yerine hac yapabilir miyim?’ (Nebi): ‘Evet, onun yerine hac yap’ buyurdu. (Sonra şöyle devam etti): ‘Söyle bana; eğer annenin bir borcu olsaydı onu öder miydin?’ Kadın: ‘Evet’ dedi. (Nebi) buyurdu ki: ‘Öyleyse O’nun hakkını ödeyin. Çünkü Allah, vefa gösterilmeye en layık olandır.’”
7316. Hadis
حَدَّثَنَا شِهَابُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ حَسَدَ إِلاَّ فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَسُلِّطَ عَلَى هَلَكَتِهِ فِي الْحَقِّ، وَآخَرُ آتَاهُ اللَّهُ حِكْمَةً فَهْوَ يَقْضِي بِهَا وَيُعَلِّمُهَا ".
Şihab b. Abbad bize tahdis etti, İbrahim b. Humeyd bize tahdis etti; İsmail’den; Kays’tan; Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hased (gıpta) ancak iki şeyde vardır: Allah’ın kendisine mal verdiği ve onu hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimse. Ve Allah’ın kendisine hikmet verdiği, onunla hükmeden ve onu öğreten kimse.”
7317. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ سَأَلَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عَنْ إِمْلاَصِ الْمَرْأَةِ ـ هِيَ الَّتِي يُضْرَبُ بَطْنُهَا فَتُلْقِي جَنِينًا ـ فَقَالَ أَيُّكُمْ سَمِعَ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيهِ شَيْئًا فَقُلْتُ أَنَا. فَقَالَ مَا هُوَ قُلْتُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " فِيهِ غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ أَمَةٌ ". فَقَالَ لاَ تَبْرَحْ حَتَّى تَجِيئَنِي بِالْمَخْرَجِ فِيمَا قُلْتَ.فَخَرَجْتُ فَوَجَدْتُ مُحَمَّدَ بْنَ مَسْلَمَةَ فَجِئْتُ بِهِ، فَشَهِدَ مَعِي أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " فِيهِ غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ أَمَةٌ ". تَابَعَهُ ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عُرْوَةَ عَنِ الْمُغِيرَةِ.
Muhammed bize tahdis etti, Ebu Muaviye bize haber verdi, Hişam bize tahdis etti; babasından; Muğire b. Şu’be’den [naklederek]. Dedi ki: “Ömer b. Hattab, kadının imlası (çocuğunu düşürmesi) hakkında –ki o, karnına vurulup da cenini düşüren kadındır– sordu. Dedi ki: ‘Hanginiz bu konuda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir şey işitti?’ Ben: ‘Ben’ dedim. (Ömer): ‘Nedir o?’ dedi. Dedim ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Onda (diyat olarak) bir gurre; erkek köle veya cariye vardır.’ (Ömer): ‘Söylediğin şeye dair bana bir şahit (delil) getirinceye kadar (yanımdan) ayrılma!’ dedi. Bunun üzerine çıktım ve Muhammed b. Mesleme’yi buldum. Onu alıp geldim. O da benimle birlikte, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğine şahitlik etti: ‘Onda bir gurre; erkek köle veya cariye vardır.’” İbn Ebi’z-Zinad; babasından, o da Urve’den, o da Muğire’den diyerek (bu hadisi rivayet etmek suretiyle) ona mutabaat etmiştir.
7319. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَأْخُذَ أُمَّتِي بِأَخْذِ الْقُرُونِ قَبْلَهَا، شِبْرًا بِشِبْرٍ وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ ". فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَفَارِسَ وَالرُّومِ. فَقَالَ " وَمَنِ النَّاسُ إِلاَّ أُولَئِكَ ".
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, İbn Ebi Zib bize tahdis etti; Makburi’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Ümmetim, kendisinden önceki nesillerin yolunu (aynen) tutmadıkça kıyamet kopmaz. Karış karış, arşın arşın (onların izinden giderler).” Denildi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Farslar ve Rumlar gibi mi?” (Nebi) buyurdu ki: “İnsanlardan başka kim olacak (onlardan başka kim var ki)?”
7320. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ الصَّنْعَانِيُّ ـ مِنَ الْيَمَنِ ـ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَتَتْبَعُنَّ سَنَنَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ شِبْرًا شِبْرًا وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ، حَتَّى لَوْ دَخَلُوا جُحْرَ ضَبٍّ تَبِعْتُمُوهُمْ ". قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى قَالَ " فَمَنْ ".
Muhammed b. Abdülaziz bize tahdis etti, Ebu Ömer es-San’ani –Yemenlidir– bize tahdis etti; Zeyd b. Eslem’den; Ata b. Yesar’dan; Ebu Said el-Hudri’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Sizden öncekilerin yollarına mutlaka uyacaksınız. Karış karış, arşın arşın (onların izinden gideceksiniz). Hatta onlar bir keler deliğine girseler, siz de onları takip edip (o deliğe) gireceksiniz.” Dedik ki: “Ey Allah’ın Resulü! Yahudiler ve Hristiyanlar mı?” (Nebi): “Başka kim olacak?” buyurdu.
7321. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ مِنْ نَفْسٍ تُقْتَلُ ظُلْمًا إِلاَّ كَانَ عَلَى ابْنِ آدَمَ الأَوَّلِ كِفْلٌ مِنْهَا ـ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ مِنْ دَمِهَا ـ لأَنَّهُ أَوَّلُ مَنْ سَنَّ الْقَتْلَ أَوَّلاً ".
Humeydi bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, A’meş bize tahdis etti; Abdullah b. Mürre’den; Mesruk’tan; Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zulmen öldürülen hiçbir nefis yoktur ki, onun (günahından) Adem’in ilk oğluna mutlaka bir pay olmasın. –Belki Süfyan ‘kanından bir pay’ demiştir.– Çünkü o, öldürme çığırını ilk açan kimsedir.”
7322. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ السَّلَمِيِّ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الإِسْلاَمِ، فَأَصَابَ الأَعْرَابِيَّ وَعْكٌ بِالْمَدِينَةِ، فَجَاءَ الأَعْرَابِيُّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى فَخَرَجَ الأَعْرَابِيُّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ، تَنْفِي خَبَثَهَا، وَيَنْصَعُ طِيبُهَا ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Muhammed b. el-Münkedir’den; Cabir b. Abdullah es-Selemi’den [naklederek]. “Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e İslam üzerine biat etti. Sonra Medine’de bedeviye humma (şiddetli hastalık) isabet etti. Bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Biatımı ikale et (geri al).’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bunu) kabul etmedi. Sonra (tekrar) ona geldi ve: ‘Biatımı ikale et’ dedi. Yine kabul etmedi. Sonra (yine) ona geldi ve: ‘Biatımı ikale et’ dedi. Yine kabul etmedi. Bedevi (Medine’den) çıktı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Medine ancak körük gibidir. Pisliğini atar, temizini ortaya çıkarır.’”
7323. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنْتُ أُقْرِئُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ، فَلَمَّا كَانَ آخِرَ حَجَّةٍ حَجَّهَا عُمَرُ فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بِمِنًى، لَوْ شَهِدْتَ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَتَاهُ رَجُلٌ قَالَ إِنَّ فُلاَنًا يَقُولُ لَوْ مَاتَ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ لَبَايَعْنَا فُلاَنًا. فَقَالَ عُمَرُ لأَقُومَنَّ الْعَشِيَّةَ فَأُحَذِّرَ هَؤُلاَءِ الرَّهْطَ الَّذِينَ يُرِيدُونَ أَنْ يَغْصِبُوهُمْ. قُلْتُ لاَ تَفْعَلْ فَإِنَّ الْمَوْسِمَ يَجْمَعُ رَعَاعَ النَّاسِ يَغْلِبُونَ عَلَى مَجْلِسِكَ، فَأَخَافُ أَنْ لاَ يُنْزِلُوهَا عَلَى وَجْهِهَا فَيُطِيرُ بِهَا كُلُّ مُطِيرٍ، فَأَمْهِلْ حَتَّى تَقْدَمَ الْمَدِينَةَ دَارَ الْهِجْرَةِ وَدَارَ السُّنَّةِ، فَتَخْلُصُ بِأَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ فَيَحْفَظُوا مَقَالَتَكَ، وَيُنَزِّلُوهَا عَلَى وَجْهِهَا. فَقَالَ وَاللَّهِ لأَقُومَنَّ بِهِ فِي أَوَّلِ مَقَامٍ أَقُومُهُ بِالْمَدِينَةِ. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ، فَكَانَ فِيمَا أُنْزِلَ آيَةُ الرَّجْمِ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdülvahid bize tahdis etti, Ma’mer bize tahdis etti; Zühri’den; Ubeydullah b. Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: İbn Abbas radıyallahu anhuma bana tahdis etti. Dedi ki: “Abdurrahman b. Avf’a Kur’an okutuyordum. Ömer’in yaptığı son hac zamanı olunca, Abdurrahman Mina’da (bana) dedi ki: ‘Keşke Müminlerin Emirini göreydin! Ona bir adam geldi ve dedi ki: “Filan adam diyor ki: Eğer Müminlerin Emiri ölürse biz de filana biat ederiz.” Ömer: “Bu akşam mutlaka kalkıp (konuşma yapacağım). Ve (işlerini) gasp etmek isteyen bu grubu uyaracağım” dedi.’ (Abdurrahman dedi ki): Ben dedim ki: ‘Bunu yapma. Çünkü hac mevsimi, ayak takımı insanları toplar. Senin meclisine (çoğunlukla) onlar hakim olur. Sözünü (yanlış anlayıp) yerli yerine oturtamayacaklarından ve her habercinin onu alıp (yanlış) yaymasından korkarım. Medine’ye varıncaya kadar mühlet ver. Orası hicret yurdu ve sünnet yurdudur. Orada Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından muhacirler ve ensar ile baş başa kalırsın. Onlar senin sözünü anlar ve onu yerli yerine oturturlar.’ (Ömer) dedi ki: ‘Vallahi Medine’de yapacağım ilk konuşmada mutlaka bunu dile getireceğim.’” İbn Abbas dedi ki: Medine’ye geldik. (Ömer hutbesinde) dedi ki: “Allah Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i hak ile gönderdi. Ve ona Kitabı indirdi. İndirilenler arasında recm ayeti de vardı.”
7324. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَلَيْهِ ثَوْبَانِ مُمَشَّقَانِ مِنْ كَتَّانٍ فَتَمَخَّطَ فَقَالَ بَخْ بَخْ أَبُو هُرَيْرَةَ يَتَمَخَّطُ فِي الْكَتَّانِ، لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَإِنِّي لأَخِرُّ فِيمَا بَيْنَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى حُجْرَةِ عَائِشَةَ مَغْشِيًّا عَلَىَّ، فَيَجِيءُ الْجَائِي فَيَضَعُ رِجْلَهُ عَلَى عُنُقِي، وَيُرَى أَنِّي مَجْنُونٌ، وَمَا بِي مِنْ جُنُونٍ، مَا بِي إِلاَّ الْجُوعُ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; Eyyub’dan; Muhammed’den [naklederek]. Dedi ki: “Ebu Hureyre’nin yanındaydık. Üzerinde ketenden iki parça boyalı elbise vardı. Sümkürdü, sonra dedi ki: ‘Vay canına! Ebu Hureyre keten kumaşa sümkürüyor! Andolsun ki; ben kendimi (şöyle) gördüm: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberi ile Aişe’nin hücresi arasına baygın bir halde mutlaka düşerdim. Sonra gelen (biri) gelir, ayağını boynuma koyardı. Ve delirdiğim sanılırdı. Oysa bende delilik yoktu. Bende ancak açlık (vardı).’”
7325. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، قَالَ سُئِلَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَشَهِدْتَ الْعِيدَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ وَلَوْلاَ مَنْزِلَتِي مِنْهُ مَا شَهِدْتُهُ مِنَ الصِّغَرِ، فَأَتَى الْعَلَمَ الَّذِي عِنْدَ دَارِ كَثِيرِ بْنِ الصَّلْتِ فَصَلَّى ثُمَّ خَطَبَ، وَلَمْ يَذْكُرْ أَذَانًا وَلاَ إِقَامَةً، ثُمَّ أَمَرَ بِالصَّدَقَةِ فَجَعَلَ النِّسَاءُ يُشِرْنَ إِلَى آذَانِهِنَّ وَحُلُوقِهِنَّ، فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَتَاهُنَّ، ثُمَّ رَجَعَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; Abdurrahman b. Abis’ten [naklederek]. Dedi ki: İbn Abbas’a soruldu: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile bayrama katıldın mı?” Dedi ki: “Evet. Eğer ona olan yakınlığım olmasaydı küçüklüğümden dolayı katılamazdım. (Nebi) Kesir b. Salt’ın evinin yanındaki aleme geldi. Namaz kıldı, sonra hutbe verdi. Ezan veya kamet zikretmedi. Sonra sadakayı emretti. Kadınlar kulaklarına ve boğazlarına işaret etmeye başladılar. (Nebi) Bilal’e emretti. O da onlara gitti. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e döndü.”
7326. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْتِي قُبَاءً مَاشِيًا وَرَاكِبًا.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Abdullah b. Dinar’dan; İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Kuba’ya yürüyerek ve binek üzerinde gelirdi.”
7327. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ادْفِنِّي مَعَ صَوَاحِبِي وَلاَ تَدْفِنِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْبَيْتِ، فَإِنِّي أَكْرَهُ أَنْ أُزَكَّى. وَعَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُمَرَ، أَرْسَلَ إِلَى عَائِشَةَ ائْذَنِي لِي أَنْ أُدْفَنَ مَعَ صَاحِبَىَّ فَقَالَتْ إِي وَاللَّهِ. قَالَ وَكَانَ الرَّجُلُ إِذَا أَرْسَلَ إِلَيْهَا مِنَ الصَّحَابَةِ قَالَتْ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُوثِرُهُمْ بِأَحَدٍ أَبَدًا.
Ubeyd b. İsmail bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Hişam’dan; babasından; Aişe’den [naklederek]. Abdullah b. Zübeyr’e şöyle dedi: “Beni arkadaşlarımla (diğer müminlerin anneleriyle) defnet. Beni, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına, ev içine defnetme. Çünkü ben, temize çıkarılmaktan hoşlanmıyorum.” Hişam’dan; babasından [naklederek]; Ömer, Aişe’ye (haber) gönderdi (ve dedi ki): “İki arkadaşımla (Nebi ve Ebu Bekir ile) beraber defnedilmem için bana izin ver.” (Aişe): “Evet, vallahi” dedi. (Ravi) dedi ki: Sahabeden herhangi bir kişi ona (bu konuda) haber gönderse, (Aişe) derdi ki: “Hayır, vallahi! Asla onları kimseye tercih etmem.”
7329. Hadis
حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ فَيَأْتِي الْعَوَالِيَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ. وَزَادَ اللَّيْثُ عَنْ يُونُسَ، وَبُعْدُ الْعَوَالِي أَرْبَعَةُ أَمْيَالٍ أَوْ ثَلاَثَةٌ.
Eyyub b. Süleyman bize tahdis etti, Ebu Bekir b. Ebi Üveys bize tahdis etti; Süleyman b. Bilal’den; Salih b. Keysan’dan. İbn Şihab dedi ki: Enes b. Malik bana haber verdi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını kılardı. Sonra Avali’ye giderdi, güneş ise (henüz batmamış) yüksekte olurdu.” Leys, Yunus’tan [naklederek şunu] ekledi: “Avali’nin uzaklığı dört mil veya üç mildir.”
7330. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ، عَنِ الْجُعَيْدِ، سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ كَانَ الصَّاعُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُدًّا وَثُلُثًا بِمُدِّكُمُ الْيَوْمَ، وَقَدْ زِيدَ فِيهِ. سَمِعَ الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ الْجُعَيْدَ
Amr b. Zürare bize tahdis etti, Kasım b. Malik bize tahdis etti; Cuayd’den. [Dedi ki:] Saib b. Yezid’i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde sa, sizin bugünkü müddünüze göre, bir müdd ve üçte bir (kadar) idi. Sonra buna ilave yapıldı.” Kasım b. Malik, Cuayd’i (böyle) işitmiştir.
7331. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مِكْيَالِهِمْ، وَبَارِكْ لَهُمْ فِي صَاعِهِمْ وَمُدِّهِمْ " يَعْنِي أَهْلَ الْمَدِينَةِ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan; Enes b. Malik’ten [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ım! Onların mikyallerini bereketli kıl. Onların sa’larını ve müddlerini (de) bereketli kıl.” Yani Medine ehlini (kastediyor).
7332. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ الْيَهُودَ، جَاءُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِرَجُلٍ وَامْرَأَةٍ زَنَيَا، فَأَمَرَ بِهِمَا فَرُجِمَا قَرِيبًا مِنْ حَيْثُ تُوضَعُ الْجَنَائِزُ عِنْدَ الْمَسْجِدِ.
İbrahim b. el-Münzir bize tahdis etti, Ebu Damre bize tahdis etti, Musa b. Ukbe bize tahdis etti; Nafi’den; İbn Ömer’den [naklederek]. “Yahudiler, zina eden bir erkek ve kadınla birlikte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler. (Nebi) o ikisi hakkında (recmi) emretti ve mescidin yanındaki cenazelerin konulduğu yere yakın bir yerde recmedildiler.”
7333. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَلَعَ لَهُ أُحُدٌ فَقَالَ " هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ، اللَّهُمَّ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ حَرَّمَ مَكَّةَ، وَإِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا ". تَابَعَهُ سَهْلٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي أُحُدٍ.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Muttalib’in azatlısı Amr’dan; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e Uhud (dağı) göründü. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Bu, bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır. Allah’ım! Şüphesiz İbrahim Mekke’yi haram kıldı. Ben de (Medine’nin) iki kara taşlığı arasını haram kılıyorum.’” Sehl, Uhud konusunda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (nakille buna) mutabaat etmiştir.
7334. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلٍ، أَنَّهُ كَانَ بَيْنَ جِدَارِ الْمَسْجِدِ مِمَّا يَلِي الْقِبْلَةَ وَبَيْنَ الْمِنْبَرِ مَمَرُّ الشَّاةِ.
İbn Ebi Meryem bize tahdis etti, Ebu Ğassan bize tahdis etti, Ebu Hazim bana tahdis etti; Sehl’den [naklederek]. “Mescidin kıble tarafındaki duvarı ile minber arasında bir koyunun geçebileceği kadar yol vardı.”
7335. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا بَيْنَ بَيْتِي وَمِنْبَرِي رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ، وَمِنْبَرِي عَلَى حَوْضِي ".
Amr b. Ali bize tahdis etti, Abdurrahman b. Mehdi bize tahdis etti, Malik bize tahdis etti; Hubeyb b. Abdurrahman’dan; Hafs b. Asım’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Evim ile minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Ve minberim havuzumun üzerindedir.”
7336. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَابَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ الْخَيْلِ، فَأُرْسِلَتِ الَّتِي ضُمِّرَتْ مِنْهَا وَأَمَدُهَا إِلَى الْحَفْيَاءِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ، وَالَّتِي لَمْ تُضَمَّرْ أَمَدُهَا ثَنِيَّةُ الْوَدَاعِ إِلَى مَسْجِدِ بَنِي زُرَيْقٍ، وَأَنَّ عَبْدَ اللَّهِ كَانَ فِيمَنْ سَابَقَ. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ عَنْ لَيْثٍ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Cüveyriye bize tahdis etti; Nafi’den; Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem atlar arasında yarış düzenledi. İdmanlı olanlar salıverildi. Onların mesafesi Hafya’dan Seniyyetü’l-Veda’ya kadardı. İdmansız olanların mesafesi ise Seniyyetü’l-Veda’dan Beni Zureyk mescidine kadardı.” Abdullah da yarışanlar arasındaydı. Kuteybe bize Leys’ten, o Nafi’den, o da İbn Ömer’den [naklederek bu hadisi] tahdis etti.
7337. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ عَنْ لَيْثٍ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ح. وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، وَابْنُ، إِدْرِيسَ وَابْنُ أَبِي غَنِيَّةَ عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ، عَلَى مِنْبَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ve Kuteybe bize Leys’ten, Nafi’den, İbn Ömer’den [naklederek] tahdis etti. (H) Ve İshak bana tahdis etti, İsa, İbn İdris ve İbn Ebi Ğaniyye bize haber verdi; Ebu Hayyan’dan; Şa’bi’den; İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: “Ömer’i, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberinde işittim.”
7338. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي السَّائِبُ بْنُ يَزِيدَ، سَمِعَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، خَطَبَنَا عَلَى مِنْبَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Saib b. Yezid bana haber verdi. Osman b. Affan’ı (şöyle yaparken) işitti: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberinde bize hutbe verdi.”
7339. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، أَنَّ هِشَامَ بْنَ عُرْوَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ يُوضَعُ لِي وَلِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْمِرْكَنُ فَنَشْرَعُ فِيهِ جَمِيعًا.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, Abdülala bize tahdis etti, Hişam b. Hassan bize tahdis etti; Hişam b. Urve’nin, babasından, onun da Aişe’den ona tahdis ettiğine göre [Aişe] dedi ki: “Bana ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e şu tekne konulurdu. İkimiz de aynı anda ondan (su alarak) başlardık (yıkanırdık).”
7340. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ حَالَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ الأَنْصَارِ وَقُرَيْشٍ فِي دَارِي الَّتِي بِالْمَدِينَةِ. وَقَنَتَ شَهْرًا يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ
Müsedded bize tahdis etti, Abbad b. Abbad bize tahdis etti, Asım el-Ahvel bize tahdis etti; Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine’deki evimde Ensar ile Kureyş arasında kardeşlik antlaşması yaptı. Ve bir ay boyunca (namazda) kunut yaparak Beni Süleym’den bazı kabilelere beddua etti.”
7342. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدٌ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَلَقِيَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ فَقَالَ لِي انْطَلِقْ إِلَى الْمَنْزِلِ فَأَسْقِيَكَ فِي قَدَحٍ شَرِبَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَتُصَلِّي فِي مَسْجِدٍ صَلَّى فِيهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم. فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ، فَسَقَانِي سَوِيقًا، وَأَطْعَمَنِي تَمْرًا، وَصَلَّيْتُ فِي مَسْجِدِهِ.
Ebu Kureyb bana tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti, Büreyd bize tahdis etti; Ebu Bürde’den [naklederek]. Dedi ki: “Medine’ye geldim. Beni Abdullah b. Selam karşıladı. Bana dedi ki: ‘Haydi eve gidelim. Sana, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in içinden su içtiği kadehle su ikram edeyim. Ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in namaz kıldığı bir mescitte namaz kılarsın.’ Onunla birlikte gittim. Bana sevik içirdi ve hurma yedirdi. Ve onun mescidinde namaz kıldım.”
7343. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي عِكْرِمَةُ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُ قَالَ حَدَّثَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَتَانِي اللَّيْلَةَ آتٍ مِنْ رَبِّي وَهْوَ بِالْعَقِيقِ أَنْ صَلِّ فِي هَذَا الْوَادِي الْمُبَارَكِ وَقُلْ عُمْرَةٌ وَحَجَّةٌ ". وَقَالَ هَارُونُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا عَلِيٌّ عُمْرَةٌ فِي حَجَّةٍ.
Said b. Rebi bize tahdis etti, Ali b. Mübarek bize tahdis etti; Yahya b. Ebi Kesir’den; İkrime bana tahdis etti; İbn Abbas’tan. Ömer radıyallahu anh ona tahdis edip dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana tahdis etti ve buyurdu ki: “Bu gece Rabbim tarafından bana bir gelen geldi. O (Nebimiz) Akik vadisindeydi. (Melek dedi ki): ‘Bu mübarek vadide namaz kıl. Ve: Umre ve Hac (niyet ettim) de.’” Harun b. İsmail dedi ki: Ali bize (bu hadisi): “Hac içinde umre” (lafzıyla) tahdis etti.
7344. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَقَّتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَرْنًا لأَهْلِ نَجْدٍ، وَالْجُحْفَةَ لأَهْلِ الشَّأْمِ، وَذَا الْحُلَيْفَةِ لأَهْلِ الْمَدِينَةِ. قَالَ سَمِعْتُ هَذَا مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَبَلَغَنِي أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " وَلأَهْلِ الْيَمَنِ يَلَمْلَمُ ". وَذُكِرَ الْعِرَاقُ فَقَالَ لَمْ يَكُنْ عِرَاقٌ يَوْمَئِذٍ.
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Abdullah b. Dinar’dan; İbn Ömer’den [naklederek]. “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Necid ehline Karnı, Şam ehline Cuhfe’yi, Medine ehline de Zülhuleyfe’yi (mikat) tayin etti.” (İbn Ömer) dedi ki: Bunları bizzat Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim. Bana ulaştı ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: “Yemen ehline de Yelemlem’i (tayin etti).” Irak zikredildi. (İbn Ömer): “O gün (henüz) Irak yoktu” dedi.
7345. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أُرِيَ وَهْوَ فِي مُعَرَّسِهِ بِذِي الْحُلَيْفَةِ فَقِيلَ لَهُ إِنَّكَ بِبَطْحَاءَ مُبَارَكَةٍ.
Abdurrahman b. el-Mübarek bize tahdis etti, Fudayl bize tahdis etti, Musa b. Ukbe bize tahdis etti; Salim b. Abdullah bana tahdis etti; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Ona Zülhuleyfe’deki muarresinde (gecelediği yerde rüya) gösterildi. Ve ona denildi ki: “Sen mübarek bir vadidesin.”
7346. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ " اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ فِي الأَخِيرَةِ ". ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَالِمُونَ}.
Ahmed b. Muhammed bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Ma’mer bize haber verdi; Zühri’den; Salim’den; İbn Ömer’den [naklederek]. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i sabah namazında şöyle derken işitmiş: Başını rükudan kaldırdığı zaman: “Allah’ım! Rabbimiz, hamd sana mahsustur” dedi. [Bunu] son rekatta [söyledi]. Sonra: “Allah’ım! Filana ve filana lanet et” dedi. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: {(Kulların) işinden hiçbir şey sana ait değildir. (Allah) ya tövbelerini kabul eder, yahut onlara azap eder. Çünkü onlar zalimlerdir.} (ayetini) indirdi.
7347. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَتَّابُ بْنُ بَشِيرٍ، عَنْ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَرَقَهُ وَفَاطِمَةَ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ بِنْتَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُمْ " أَلاَ تُصَلُّونَ ". فَقَالَ عَلِيٌّ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا أَنْفُسُنَا بِيَدِ اللَّهِ، فَإِذَا شَاءَ أَنْ يَبْعَثَنَا بَعَثَنَا، فَانْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ لَهُ ذَلِكَ وَلَمْ يَرْجِعْ إِلَيْهِ شَيْئًا، ثُمَّ سَمِعَهُ وَهْوَ مُدْبِرٌ يَضْرِبُ فَخِذَهُ وَهْوَ يَقُولُ {وَكَانَ الإِنْسَانُ أَكْثَرَ شَىْءٍ جَدَلاً}. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ يُقَالُ مَا أَتَاكَ لَيْلاً فَهْوَ طَارِقٌ. وَيُقَالُ الطَّارِقُ النَّجْمُ، وَالثَّاقِبُ الْمُضِيءُ، يُقَالُ أَثْقِبْ نَارَكَ لِلْمُوقِدِ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. (H) Muhammed b. Selam bana tahdis etti, Attab b. Beşir bize haber verdi; İshak’tan; Zühri’den. Ali b. Hüseyin bana haber verdi; Hüseyin b. Ali radıyallahu anhuma’nın ona haber verdiğine göre Ali b. Ebi Talib şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin ona ve Resulullah’ın kızı Fatıma’ya –selam onun üzerine olsun– gelip kapılarını çaldı. Ve onlara: ‘Namaz kılmayacak mısınız?’ buyurdu. Ali dedi ki: Ben dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Nefislerimiz ancak Allah’ın elindedir. Eğer O bizi uyandırmak isterse uyanırız.’ Ben ona bunu söyleyince Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem dönüp gitti. Ve ona (bu söze karşılık) hiçbir cevap vermedi. Sonra onu giderken işitti; elini uyluğuna vuruyor ve şöyle diyordu: {İnsan, tartışmaya en düşkün olandır.}” Ebu Abdullah dedi ki: “Sana gece gelen her şeye ‘tarık’ denir. Tarık, yıldız demektir. Sakib ise ışık saçan (delip geçen) demektir. (Araplar) ateş yakana: ‘Ateşini parlat’ derler.”
7348. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَا نَحْنُ فِي الْمَسْجِدِ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " انْطَلِقُوا إِلَى يَهُودَ ". فَخَرَجْنَا مَعَهُ حَتَّى جِئْنَا بَيْتَ الْمِدْرَاسِ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَنَادَاهُمْ فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ يَهُودَ أَسْلِمُوا تَسْلَمُوا ". فَقَالُوا بَلَّغْتَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ. قَالَ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَلِكَ أُرِيدُ أَسْلِمُوا تَسْلَمُوا ". فَقَالُوا قَدْ بَلَّغْتَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ. فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَلِكَ أُرِيدُ ". ثُمَّ قَالَهَا الثَّالِثَةَ فَقَالَ " اعْلَمُوا أَنَّمَا الأَرْضُ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِنِّي أُرِيدُ أَنْ أُجْلِيَكُمْ مِنْ هَذِهِ الأَرْضِ، فَمَنْ وَجَدَ مِنْكُمْ بِمَالِهِ شَيْئًا فَلْيَبِعْهُ، وَإِلاَّ فَاعْلَمُوا أَنَّمَا الأَرْضُ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ ".
Kuteybe bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Said’den; babasından; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: “Biz mescitte iken, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (yanımıza) çıktı ve dedi ki: ‘Yahudilere gidelim.’ Onunla birlikte çıktık, nihayet Beytü’l-Midras’a geldik. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem durdu, onlara seslendi ve dedi ki: ‘Ey Yahudi topluluğu! Müslüman olun ki selamette olasınız.’ Dediler ki: ‘Tebliğ ettin ey Ebu’l-Kasım!’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara dedi ki: ‘Bunu istiyorum. Müslüman olun ki selamette olasınız.’ Dediler ki: ‘Tebliğ ettin ey Ebu’l-Kasım!’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara dedi ki: ‘Bunu istiyorum.’ Sonra bunu üçüncü kez söyledi ve dedi ki: ‘Biliniz ki; yeryüzü Allah’a ve Resulüne aittir. Ve ben sizi bu yerden çıkarmak istiyorum. Sizden kim malı karşılığında (satacak) bir şey bulursa onu satsın. Aksi takdirde biliniz ki; yeryüzü Allah’a ve Resulüne aittir.’”
7349. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُجَاءُ بِنُوحٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيُقَالُ لَهُ هَلْ بَلَّغْتَ فَيَقُولُ نَعَمْ يَا رَبِّ. فَتُسْأَلُ أُمَّتُهُ هَلْ بَلَّغَكُمْ فَيَقُولُونَ مَا جَاءَنَا مِنْ نَذِيرٍ. فَيَقُولُ مَنْ شُهُودُكَ فَيَقُولُ مُحَمَّدٌ وَأُمَّتُهُ. فَيُجَاءُ بِكُمْ فَتَشْهَدُونَ ". ثُمَّ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم {وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا} قَالَ عَدْلاً {لِتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا} وَعَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا.
İshak b. Mansur bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti, A’meş bize tahdis etti, Ebu Salih bize tahdis etti; Ebu Said el-Hudri’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü Nuh getirilir ve ona: ‘Tebliğ ettin mi?’ denilir. O: ‘Evet, ey Rabbim!’ der. Ümmetine: ‘Size tebliğ etti mi?’ diye sorulur. Onlar: ‘Bize hiçbir uyarıcı gelmedi’ derler. (Allah) buyurur ki: ‘Senin şahitlerin kimdir?’ (Nuh): ‘Muhammed ve ümmeti’ der. Bunun üzerine siz getirilirsiniz ve (onun tebliğ ettiğine) şahitlik edersiniz.” Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: {وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا} “Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık” –(Nebi) dedi ki: “(Vasat); adil (demektir)”– {لِتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا} “İnsanlara şahitler olasınız, Resul de size şahit olsun diye...” (ayetini) okudu. Cafer b. Avn’dan [naklederek]; A’meş bize tahdis etti; Ebu Salih’ten; Ebu Said el-Hudri’den; (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun aynısını (nakletti).
7350. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَجِيدِ بْنِ سُهَيْلِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّهُ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يُحَدِّثُ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، وَأَبَا، هُرَيْرَةَ حَدَّثَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَخَا بَنِي عَدِيٍّ الأَنْصَارِيَّ وَاسْتَعْمَلَهُ عَلَى خَيْبَرَ، فَقَدِمَ بِتَمْرٍ جَنِيبٍ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَكُلُّ تَمْرِ خَيْبَرَ هَكَذَا ". قَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لَنَشْتَرِي الصَّاعَ بِالصَّاعَيْنِ مِنَ الْجَمْعِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَفْعَلُوا، وَلَكِنْ مِثْلاً بِمِثْلٍ، أَوْ بِيعُوا هَذَا وَاشْتَرُوا بِثَمَنِهِ مِنْ هَذَا وَكَذَلِكَ الْمِيزَانُ ".
İsmail bize tahdis etti. [O] kardeşinden; [o] Süleyman b. Bilal’den; [o da] Abdulmecid b. Süheyl b. Abdurrahman b. Avf’tan [nakletti]. O, Said b. el-Müseyyeb’i şöyle tahdis ederken işitmiştir: Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre ona tahdis edip dediler ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Beni Adiy el-Ensari’nin kardeşini gönderdi ve onu Hayber’e vali tayin etti. [O zat], cenib (iyi cins) hurma ile geldi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Hayber’in bütün hurmaları böyle mi?” diye sordu. O da: “Hayır, vallahi ey Allah’ın Resulü! Biz [bu iyi hurmadan] bir sa’ı, cem (karışık) hurmadan iki sa’ karşılığında alıyoruz,” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Böyle yapmayın! Lakin misli misline [değişin]. Yahut bunu satın ve parasıyla şundan alın. Tartı [ile satılanlar] da böyledir.”
7352. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا حَكَمَ الْحَاكِمُ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَصَابَ فَلَهُ أَجْرَانِ، وَإِذَا حَكَمَ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَخْطَأَ فَلَهُ أَجْرٌ ". قَالَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ فَقَالَ هَكَذَا حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ. وَقَالَ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُطَّلِبِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ.
Abdullah b. Yezid bize tahdis etti. Hayve bize tahdis etti. Yezid b. Abdullah b. el-Had bana tahdis etti. [O], Muhammed b. İbrahim b. el-Haris’ten; [o], Büsr b. Said’den; [o], Amr b. el-As’ın azatlısı Ebu Kays’tan; [o da] Amr b. el-As’tan [nakletti]. O, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: “Hakim hüküm vereceği zaman içtihat eder, sonra da [hükmünde] isabet ederse, onun için iki ecir vardır. Hüküm verip içtihat eder, sonra da hata ederse, onun için [yine] bir ecir vardır.” [Ravi Yezid] dedi ki: Ben bu hadisi Ebu Bekir b. Amr b. Hazm’a anlattım. O da: “Ebu Seleme b. Abdurrahman da bana Ebu Hureyre’den [naklen] böyle tahdis etti,” dedi. Ve Abdulaziz b. el-Muttalib, Abdullah b. Ebi Bekir’den; [o] Ebu Seleme’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun bir benzerini [rivayet edip] söyledi.
7353. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي عَطَاءٌ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، قَالَ اسْتَأْذَنَ أَبُو مُوسَى عَلَى عُمَرَ فَكَأَنَّهُ وَجَدَهُ مَشْغُولاً فَرَجَعَ، فَقَالَ عُمَرُ أَلَمْ أَسْمَعْ صَوْتَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، ائْذَنُوا لَهُ. فَدُعِيَ لَهُ فَقَالَ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا صَنَعْتَ فَقَالَ إِنَّا كُنَّا نُؤْمَرُ بِهَذَا. قَالَ فَأْتِنِي عَلَى هَذَا بِبَيِّنَةٍ أَوْ لأَفْعَلَنَّ بِكَ. فَانْطَلَقَ إِلَى مَجْلِسٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالُوا لاَ يَشْهَدُ إِلاَّ أَصَاغِرُنَا. فَقَامَ أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ فَقَالَ قَدْ كُنَّا نُؤْمَرُ بِهَذَا. فَقَالَ عُمَرُ خَفِيَ عَلَىَّ هَذَا مِنْ أَمْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، أَلْهَانِي الصَّفْقُ بِالأَسْوَاقِ.
Müsedded bize tahdis etti. Yahya bize tahdis etti. İbn Cüreyc'den [naklen]. Ata bana tahdis etti. Ubeyd b. Umeyr’den; [o da] dedi ki: Ebu Musa, Ömer’in huzuruna girmek için izin istedi. Sanki onu meşgul buldu ve geri döndü. Ömer: “Ben Abdullah b. Kays’ın sesini işitmedim mi? Ona izin verin,” dedi. Bunun üzerine [Ebu Musa] çağrıldı. [Ömer]: “Yaptığın bu şeyi sana yaptıran nedir?” dedi. O da: “Biz bununla emrolunurduk,” dedi. [Ömer]: “Buna dair bana bir delil getir, yoksa sana [ceza] veririm!” dedi. [Ebu Musa] Ensar’dan bir meclise gitti. Onlar: “[Bu bilinen bir şeydir], buna ancak en küçüğümüz şahitlik eder,” dediler. Ebu Said el-Hudri kalktı ve: “Biz gerçekten bununla emrolunurduk,” dedi. Bunun üzerine Ömer: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu emri bana gizli kalmış! Beni çarşılarda alışveriş yapmak oyalamış,” dedi.
7354. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنَ الأَعْرَجِ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ إِنَّكُمْ تَزْعُمُونَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، يُكْثِرُ الْحَدِيثَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاللَّهُ الْمَوْعِدُ، إِنِّي كُنْتُ امْرَأً مِسْكِينًا أَلْزَمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مِلْءِ بَطْنِي، وَكَانَ الْمُهَاجِرُونَ يَشْغَلُهُمُ الصَّفْقُ بِالأَسْوَاقِ، وَكَانَتِ الأَنْصَارُ يَشْغَلُهُمُ الْقِيَامُ عَلَى أَمْوَالِهِمْ، فَشَهِدْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ وَقَالَ " مَنْ يَبْسُطْ رِدَاءَهُ حَتَّى أَقْضِيَ مَقَالَتِي ثُمَّ يَقْبِضْهُ، فَلَنْ يَنْسَى شَيْئًا سَمِعَهُ مِنِّي ". فَبَسَطْتُ بُرْدَةً كَانَتْ عَلَىَّ، فَوَالَّذِي بَعَثَهُ بِالْحَقِّ مَا نَسِيتُ شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْهُ.
Ali bize tahdis etti. Süfyan bize tahdis etti. Zühri bana tahdis etti. O, bunu A'rec'den şöyle derken işitmiştir: Ebu Hureyre bana haber verdi [ve] dedi ki: “Sizler, Ebu Hureyre’nin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hakkında çok hadis naklettiğini iddia ediyorsunuz. Buluşma yeri Allah’ın huzurudur. Ben miskin bir kimse idim; karnımın tokluğuna Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den ayrılmazdım. Muhacirleri çarşılarda alışveriş yapmak meşgul ederdi. Ensar’ı ise mallarının başında durmak (işleriyle uğraşmak) meşgul ederdi. Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in [meclisinde] hazır bulundum. O şöyle buyurdu: ‘Ben sözümü bitirinceye kadar kim ridasını (üst örtüsünü) yayar, sonra da onu toplarsa, benden işittiği hiçbir şeyi asla unutmayacaktır.’ Bunun üzerine ben de üzerimdeki bürdeyi (hırkayı) yaydım. Onu hak ile gönderen [Allah]’a yemin olsun ki, O’ndan işittiğim hiçbir şeyi unutmadım.”
7355. Hadis
حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ رَأَيْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَحْلِفُ بِاللَّهِ أَنَّ ابْنَ الصَّائِدِ الدَّجَّالُ، قُلْتُ تَحْلِفُ بِاللَّهِ. قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ عُمَرَ يَحْلِفُ عَلَى ذَلِكَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُنْكِرْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.
Hammad b. Humeyd bize tahdis etti. Ubeydullah b. Muaz bize tahdis etti. Babam bize tahdis etti. Şu'be bize tahdis etti. Sa'd b. İbrahim'den; [o da] Muhammed b. el-Münkedir'den [nakletti]. O dedi ki: “Ben Cabir b. Abdullah’ı, İbn Sayyad’ın Deccal olduğuna dair Allah’a yemin ederken gördüm. Ben: ‘Allah’a yemin mi ediyorsun?’ dedim. O da şöyle dedi: ‘Ben Ömer’i, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında buna dair yemin ederken işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise bunu inkâr etmedi (ona itiraz etmedi).’”
7356. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْخَيْلُ لِثَلاَثَةٍ لِرَجُلٍ أَجْرٌ، وَلِرَجُلٍ سِتْرٌ، وَعَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ، فَأَمَّا الَّذِي لَهُ أَجْرٌ فَرَجُلٌ رَبَطَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأَطَالَ فِي مَرْجٍ أَوْ رَوْضَةٍ، فَمَا أَصَابَتْ فِي طِيَلِهَا ذَلِكَ الْمَرْجِ وَالرَّوْضَةِ كَانَ لَهُ حَسَنَاتٍ، وَلَوْ أَنَّهَا قَطَعَتْ طِيَلَهَا فَاسْتَنَّتْ شَرَفًا أَوْ شَرَفَيْنِ كَانَتْ آثَارُهَا وَأَرْوَاثُهَا حَسَنَاتٍ لَهُ، وَلَوْ أَنَّهَا مَرَّتْ بِنَهَرٍ فَشَرِبَتْ مِنْهُ وَلَمْ يُرِدْ أَنْ يَسْقِيَ بِهِ كَانَ ذَلِكَ حَسَنَاتٍ لَهُ، وَهِيَ لِذَلِكَ الرَّجُلِ أَجْرٌ، وَرَجُلٌ رَبَطَهَا تَغَنِّيًا وَتَعَفُّفًا وَلَمْ يَنْسَ حَقَّ اللَّهِ فِي رِقَابِهَا وَلاَ ظُهُورِهَا، فَهْىَ لَهُ سِتْرٌ، وَرَجُلٌ رَبَطَهَا فَخْرًا وَرِيَاءً، فَهِيَ عَلَى ذَلِكَ وِزْرٌ ". وَسُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحُمُرِ قَالَ " مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَىَّ فِيهَا إِلاَّ هَذِهِ الآيَةَ الْفَاذَّةَ الْجَامِعَةَ {فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ * وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ}"
İsmail bize tahdis etti. Malik bana tahdis etti. Zeyd b. Eslem'den; [o da] Ebu Salih es-Semman'dan; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan [nakletti]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “At [sahipleri bakımından] üç kısımdır: [Bir adam için] ecir kaynağıdır, [bir adam için] setr (örtü) vesilesidir, [bir adamın] aleyhine ise vizr (günah) sebebidir. Ecir olan kimseye gelince; o, atını Allah yolunda [cihat için] bağlayan kişidir. [Bu adam] atının ipini bir çayırlıkta veya bahçede uzun tutmuştur. At o uzun ipi mesafesinde o çayırlık ve bahçeden ne yerse, sahibine o kadar hasene (iyilik) yazılır. Şayet at ipini koparıp bir veya iki tepe (şeref) koşarsa, onun izleri ve dışkıları [bile] sahibi için hasene olur. Eğer at bir nehre uğrayıp ondan içerse —sahibi içirmek istememiş olsa bile— bu da sahibi için hasene yazılır. İşte bu at, o adam için ecirdir. Bir diğeri onu [insanlara muhtaç olmamak için] zenginlik ve iffet vesilesi olsun diye bağlar, fakat onun boynundaki ve sırtındaki Allah’ın hakkını da unutmaz. İşte bu at, onun için bir setr (örtü)dür. Bir başkası ise onu övünmek ve gösteriş için bağlar; işte bu at, onun aleyhine bir vizr (günah)tır.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e eşekler hakkında soruldu. O da: “Allah bana onlar hakkında, şu tek ve kapsamlı ayetten başka bir şey indirmedi,” buyurdu: { فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ * وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ } “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür; kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür.”
7357. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ صَفِيَّةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم. حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ـ هُوَ ابْنُ عُقْبَةَ ـ حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ النُّمَيْرِيُّ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ابْنُ شَيْبَةَ حَدَّثَتْنِي أُمِّي عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ امْرَأَةً سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَيْضِ كَيْفَ تَغْتَسِلُ مِنْهُ قَالَ " تَأْخُذِينَ فِرْصَةً مُمَسَّكَةً فَتَوَضَّئِينَ بِهَا ". قَالَتْ كَيْفَ أَتَوَضَّأُ بِهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَوَضَّئِي ". قَالَتْ كَيْفَ أَتَوَضَّأُ بِهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَوَضَّئِينَ بِهَا ". قَالَتْ عَائِشَةُ فَعَرَفْتُ الَّذِي يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَذَبْتُهَا إِلَىَّ فَعَلَّمْتُهَا.
Yahya bize tahdis etti. İbn Uyeyne bize tahdis etti. Mansur b. Safiyye'den; [o da] annesinden; [o da] Aişe'den [nakletti ki]: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e [bir mesele] sordu. [Yine] Muhammed —ki o İbn Ukbe’dir— bize tahdis etti. Fudayl b. Süleyman en-Nümeyri el-Basri bize tahdis etti. Mansur b. Abdurrahman b. Şeybe bize tahdis etti. Annem bana tahdis etti. Aişe radıyallahu anha'dan [nakletti]. Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e hayızdan nasıl gusledeceğini sordu. Resulullah: “Miskli bir pamuk/bez parçası (fırsa) alırsın ve onunla temizlenirsin,” buyurdu. Kadın: “Ey Allah’ın Resulü! Onunla nasıl temizleneceğim?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Temizlen işte!” dedi. Kadın [tekrar]: “Ey Allah’ın Resulü! Onunla nasıl temizleneceğim?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onunla temizlenirsin işte,” buyurdu. Aişe dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in neyi kastettiğini anladım; kadını kendime doğru çekip ona [nasıl yapacağını] öğrettim.”
7358. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ أُمَّ حُفَيْدٍ بِنْتَ الْحَارِثِ بْنِ حَزْنٍ، أَهْدَتْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَمْنًا وَأَقِطًا وَأَضُبًّا، فَدَعَا بِهِنَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأُكِلْنَ عَلَى مَائِدَتِهِ، فَتَرَكَهُنَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَالْمُتَقَذِّرِ لَهُ، وَلَوْ كُنَّ حَرَامًا مَا أُكِلْنَ عَلَى مَائِدَتِهِ، وَلاَ أَمَرَ بِأَكْلِهِنَّ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti. Ebu Avane bize tahdis etti. Ebu Bişr'den; [o da] Said b. Cübeyr'den; [o da] İbn Abbas'tan [nakletti]: Ümmü Hufeyd bint el-Haris b. Hazn, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yağ, keş (kurutulmuş yoğurt) ve kelerler hediye etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bunları [sofraya] getirtti ve bunlar onun sofrasında yenildi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise tiksinir gibi [hoşlanmadığından] onları yemeyi terk etti. Eğer bunlar haram olsaydı, O’nun sofrasında yenilmez ve yenilmesini de emretmezdi.
7359. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَكَلَ ثُومًا أَوْ بَصَلاً، فَلْيَعْتَزِلْنَا أَوْ لِيَعْتَزِلْ مَسْجِدَنَا، وَلْيَقْعُدْ فِي بَيْتِهِ ". وَإِنَّهُ أُتِيَ بِبَدْرٍ ـ قَالَ ابْنُ وَهْبٍ يَعْنِي طَبَقًا ـ فِيهِ خَضِرَاتٌ مِنْ بُقُولٍ، فَوَجَدَ لَهَا رِيحًا فَسَأَلَ عَنْهَا ـ أُخْبِرَ بِمَا فِيهَا مِنَ الْبُقُولِ ـ فَقَالَ قَرِّبُوهَا فَقَرَّبُوهَا إِلَى بَعْضِ أَصْحَابِهِ كَانَ مَعَهُ، فَلَمَّا رَآهُ كَرِهَ أَكْلَهَا قَالَ " كُلْ، فَإِنِّي أُنَاجِي مَنْ لاَ تُنَاجِي ". وَقَالَ ابْنُ عُفَيْرٍ عَنِ ابْنِ وَهْبٍ بِقِدْرٍ فِيهِ خَضِرَاتٌ. وَلَمْ يَذْكُرِ اللَّيْثُ وَأَبُو صَفْوَانَ عَنْ يُونُسَ قِصَّةَ الْقِدْرِ، فَلاَ أَدْرِي هُوَ مِنْ قَوْلِ الزُّهْرِيِّ أَوْ فِي الْحَدِيثِ.
Ahmed b. Salih bize tahdis etti. İbn Vehb bize tahdis etti. Yunus bana haber verdi. İbn Şihab'dan [naklen]. Ata b. Ebi Rabah bana haber verdi. Cabir b. Abdullah'tan [nakletti]. O dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun veya mescidimizden uzak dursun ve evinde otursun.” [Bir defasında] O’na bir “bedr” —İbn Vehb [bunun] tabak [olduğunu] söyledi— getirildi. İçinde sebzelerden yeşillikler vardı. [Nebi] ondan bir koku hissetti ve bunun ne olduğunu sordu. İçinde bulunan sebzeler kendisine haber verildi. Buyurdu ki: “Onu [şuna] yaklaştırın.” Onu yanında bulunan ashabından birine yaklaştırdılar. O sahabenin, [Nebi yemediği için] bunu yemekten hoşlanmadığını görünce: “Ye! Çünkü ben, senin münacat etmediğin [melekler] ile münacat ediyorum,” buyurdu. İbn Ufeyr, İbn Vehb’den [naklen]; “içinde yeşillikler olan bir tencere ile” [diye rivayet etti]. Leys ve Ebu Safvan, Yunus’tan [nakillerinde] tencere kıssasını zikretmediler. [Ravi dedi ki]: Bilmiyorum, bu [kıssa] Zühri’nin sözü müdür yoksa hadisin içinde midir?
7360. Hadis
حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي وَعَمِّي، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ أَبِيهِ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، جُبَيْرَ بْنَ مُطْعِمٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ امْرَأَةً أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَتْهُ فِي شَىْءٍ، فَأَمَرَهَا بِأَمْرٍ فَقَالَتْ أَرَأَيْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَمْ أَجِدْكَ قَالَ " إِنْ لَمْ تَجِدِينِي فَأْتِي أَبَا بَكْرٍ ". زَادَ الْحُمَيْدِيُّ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ كَأَنَّهَا تَعْنِي الْمَوْتَ.
Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim bana tahdis etti. Babam ve amcam bize tahdis edip dediler ki: Babam bize babasından tahdis etti. Muhammed b. Cübeyr bana haber verdi. Babası Cübeyr b. Mut'im ona haber vermiştir ki: Bir kadın Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve O’nunla bir şey hakkında konuştu. O da kadına bir emir verdi. Kadın: “Ey Allah’ın Resulü! Ne dersin; şayet seni bulamazsam?” dedi. Buyurdu ki: “Eğer beni bulamazsan Ebu Bekir’e git.” Hümeydi, İbrahim b. Sa'd'dan [naklen şu ifadeyi] ziyade etti: “[Kadın] sanki ölümü kastediyordu.”
7361. Hadis
وَقَالَ أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، سَمِعَ مُعَاوِيَةَ، يُحَدِّثُ رَهْطًا مِنْ قُرَيْشٍ بِالْمَدِينَةِ، وَذَكَرَ كَعْبَ الأَحْبَارِ فَقَالَ إِنْ كَانَ مِنْ أَصْدَقِ هَؤُلاَءِ الْمُحَدِّثِينَ الَّذِينَ يُحَدِّثُونَ عَنْ أَهْلِ الْكِتَابِ، وَإِنْ كُنَّا مَعَ ذَلِكَ لَنَبْلُو عَلَيْهِ الْكَذِبَ.
Ve Ebu'l-Yeman dedi ki: Şuayb bize haber verdi. Zühri'den [naklen]. Humeyd b. Abdurrahman bana haber verdi. O, Muaviye'yi Medine'de Kureyş'ten bir gruba tahdis ederken işitmiştir. [Muaviye] Ka'bu'l-Ahbar'ı zikretti ve şöyle dedi: “O, Ehli Kitap’tan nakilde bulunanların en doğru sözlüsü olduğu halde, biz yine de onun [nakillerinde] yalana rastlıyoruz.”
7362. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ بِالْعِبْرَانِيَّةِ وَيُفَسِّرُونَهَا بِالْعَرَبِيَّةِ لأَهْلِ الإِسْلاَمِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُصَدِّقُوا أَهْلَ الْكِتَابِ، وَلاَ تُكَذِّبُوهُمْ وَقُولُوا {آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ} ". الآيَةَ.
Muhammed b. Beşşar bana tahdis etti. Osman b. Ömer bize tahdis etti. Ali b. el-Mübarek bize haber verdi. Yahya b. Ebi Kesir'den; [o da] Ebu Seleme'den; [o da] Ebu Hureyre'den [nakletti]. O dedi ki: “Ehli Kitap, Tevrat’ı İbranice okur ve onu Müslümanlara Arapça olarak açıklarlardı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ehli Kitabı doğrulamayın, onları yalanlamayın da. Ve şöyle deyin: { آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ } “Allah’a, bize indirilene ve size indirilene iman ettik.”’”
7363. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَيْفَ تَسْأَلُونَ أَهْلَ الْكِتَابِ عَنْ شَىْءٍ، وَكِتَابُكُمُ الَّذِي أُنْزِلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحْدَثُ، تَقْرَءُونَهُ مَحْضًا لَمْ يُشَبْ وَقَدْ حَدَّثَكُمْ أَنَّ أَهْلَ الْكِتَابِ بَدَّلُوا كِتَابَ اللَّهِ وَغَيَّرُوهُ وَكَتَبُوا بِأَيْدِيهِمُ الْكِتَابَ وَقَالُوا هُوَ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ. لِيَشْتَرُوا بِهِ ثَمَنًا قَلِيلاً، أَلاَ يَنْهَاكُمْ مَا جَاءَكُمْ مِنَ الْعِلْمِ عَنْ مَسْأَلَتِهِمْ، لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْنَا مِنْهُمْ رَجُلاً يَسْأَلُكُمْ عَنِ الَّذِي أُنْزِلَ عَلَيْكُمْ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti. İbrahim bize tahdis etti. İbn Şihab bize haber verdi. Ubeydullah'tan [naklen]. İbn Abbas radıyallahu anhuma dedi ki: “Ehli Kitaba bir şeyi nasıl sorarsınız? Halbuki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e indirilen Kitabınız en yenisidir; siz onu saf olarak okuyorsunuz, ona hiçbir şey karışmamıştır. Oysa Allah size; Ehli Kitabın Allah’ın Kitabını değiştirdiğini, tahrif ettiğini ve az bir paha (dünyalık) satın almak için elleriyle kitap yazıp ‘Bu Allah katındandır,’ dediklerini haber vermiştir. Size gelen ilim, sizi onlara soru sormaktan alıkoymuyor mu? Hayır! Vallahi biz onlardan bir adamın bile, size indirilene dair size soru sorduğunu görmedik.”
7364. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سَلاَّمِ بْنِ أَبِي مُطِيعٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ قُلُوبُكُمْ فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ ". قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ سَمِعَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ سَلَّامًا
İshak bize tahdis etti. Abdurrahman b. Mehdi bize haber verdi. Selam b. Ebi Muti'den; [o da] Ebu İmran el-Cevni'den; [o da] Cündeb b. Abdullah'tan [nakletti]. O dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kalpleriniz uyum içinde olduğu müddetçe Kur’an okuyun; ihtilafa düştüğünüzde ise artık kalkıp dağılın.” Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Abdurrahman, Selam’dan [bizzat] işitmiştir.
7365. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ، فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ ". وَقَالَ يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ عَنْ هَارُونَ الأَعْوَرِ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ، عَنْ جُنْدَبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
İshak bize tahdis etti. Abdussamed bize haber verdi. Hemmam bize tahdis etti. Ebu İmran el-Cevni bize tahdis etti. Cündeb b. Abdullah'tan [naklen]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kalpleriniz onun üzerinde uyum içinde olduğu müddetçe Kur’an okuyun; ihtilafa düştüğünüzde ise artık kalkıp dağılın.” Ve Yezid b. Harun, Harun el-A'ver'den [naklen] dedi ki: Ebu İmran bize Cündeb'den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den tahdis etti.
7366. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا حُضِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ وَفِي الْبَيْتِ رِجَالٌ فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ـ قَالَ " هَلُمَّ أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ ". قَالَ عُمَرُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم غَلَبَهُ الْوَجَعُ وَعِنْدَكُمُ الْقُرْآنُ، فَحَسْبُنَا كِتَابُ اللَّهِ. وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْبَيْتِ وَاخْتَصَمُوا، فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ قَرِّبُوا يَكْتُبْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ. وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ مَا قَالَ عُمَرُ، فَلَمَّا أَكْثَرُوا اللَّغَطَ وَالاِخْتِلاَفَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قُومُوا عَنِّي ". قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُولُ إِنَّ الرَّزِيَّةَ كُلَّ الرَّزِيَّةِ مَا حَالَ بَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبَيْنَ أَنْ يَكْتُبَ لَهُمْ ذَلِكَ الْكِتَابَ مِنِ اخْتِلاَفِهِمْ وَلَغَطِهِمْ.
İbrahim b. Musa bize tahdis etti. Hişam bize haber verdi. Ma'mer'den; [o da] Zühri'den; [o da] Ubeydullah b. Abdullah'tan; [o da] İbn Abbas'tan [nakletti]. O dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in vefatı (son anları) geldiğinde; —[Ravi] dedi ki: Evde aralarında Ömer b. Hattab’ın da bulunduğu bazı adamlar vardı— [Resulullah]: “Gelin, size benden sonra sapıtmayacağınız bir kitap yazayım,” buyurdu. Ömer: “Şüphesiz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ağrı baskın geldi (hastalığı ağırlaştı); yanınızda Kur’an var, Allah’ın Kitabı bize yeter,” dedi. Evdekiler ihtilafa düştüler ve çekiştiler. Kimi: “Yaklaştırın da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem size benden sonra sapıtmayacağınız bir kitap yazsın,” diyordu. Kimi de Ömer’in dediğini söylüyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında gürültüyü ve ihtilafı çoğaltınca, [Resulullah]: “Kalkın yanımdan!” buyurdu. Ubeydullah dedi ki: İbn Abbas şöyle derdi: “Musibet, musibetin ta kendisi; ihtilafları ve gürültüleri sebebiyle, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile onlara o kitabı yazması arasına giren engeldir.”
7367. Hadis
حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، فِي أُنَاسٍ مَعَهُ قَالَ أَهْلَلْنَا أَصْحَابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَجِّ خَالِصًا لَيْسَ مَعَهُ عُمْرَةٌ ـ قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ ـ فَقَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صُبْحَ رَابِعَةٍ مَضَتْ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ فَلَمَّا قَدِمْنَا أَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَحِلَّ وَقَالَ " أَحِلُّوا وَأَصِيبُوا مِنَ النِّسَاءِ ". قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ وَلَمْ يَعْزِمْ عَلَيْهِمْ وَلَكِنْ أَحَلَّهُنَّ لَهُمْ فَبَلَغَهُ أَنَّا نَقُولُ لَمَّا لَمْ يَكُنْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ عَرَفَةَ إِلاَّ خَمْسٌ أَمَرَنَا أَنْ نَحِلَّ إِلَى نِسَائِنَا فَنَأْتِي عَرَفَةَ تَقْطُرُ مَذَاكِيرُنَا الْمَذْىَ قَالَ وَيَقُولُ جَابِرٌ بِيَدِهِ هَكَذَا وَحَرَّكَهَا فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " قَدْ عَلِمْتُمْ أَنِّي أَتْقَاكُمْ لِلَّهِ وَأَصْدَقُكُمْ وَأَبَرُّكُمْ وَلَوْلاَ هَدْيِي لَحَلَلْتُ كَمَا تَحِلُّونَ فَحِلُّوا فَلَوِ اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا أَهْدَيْتُ ". فَحَلَلْنَا وَسَمِعْنَا وَأَطَعْنَا.
Mekki b. İbrahim bize tahdis etti. İbn Cüreyc'den [naklen]. Ata dedi ki: Cabir şöyle dedi. Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Ve Muhammed b. Bekir, İbn Cüreyc bize tahdis edip, "Ata bana haber verdi," dedi diye [rivayet etti]. O (Ata), Cabir b. Abdullah'ı, yanındaki insanlarla birlikte şöyle derken işitmiştir: "Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı olarak, içinde umre olmayan halis bir hac için ihrama girdik." —Ata dedi ki: Cabir şöyle dedi— "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Zilhicce’nin dördü geçtiğinde, sabahleyin (Mekke’ye) geldi. Biz geldiğimizde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ihramdan çıkmamızı emretti. Ve: ‘İhramdan çıkın ve kadınlara yaklaşın,’ buyurdu." —Ata dedi ki: Cabir şöyle dedi: O, onlara (cinsel ilişkiyi) kesin olarak emretmedi, lakin kadınları onlara helal kıldı.— "Bizim şöyle dediğimiz O’na ulaştı: ‘Arafat ile aramızda sadece beş [gün] kalmışken, bize kadınlarımızla ihramdan çıkmamızı emretti. Biz Arafat’a, erkeklik organlarımızdan meni (mezi) damlayarak mı gideceğiz?" —[Ravi dedi ki]: Cabir eliyle şöyle yapıp hareket ettiriyordu.— "Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: ‘Muhakkak bildiniz ki, ben içinizde Allah’tan en çok sakınanınız, en doğru olanınız ve en iyi olanınızım. Eğer kurbanlığım olmasaydı, sizin ihramdan çıktığınız gibi ben de çıkardım. Öyleyse ihramdan çıkın. Şayet işin başında bildiğim şeyi sonunda bilseydim (şimdiki aklım olsaydı), kurbanlık getirmezdim.’ Bunun üzerine biz de ihramdan çıktık; işittik ve itaat ettik."
7368. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنِ الْحُسَيْنِ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ الْمُزَنِيُّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صَلُّوا قَبْلَ صَلاَةِ الْمَغْرِبِ ـ قَالَ فِي الثَّالِثَةِ ـ لِمَنْ شَاءَ ". كَرَاهِيَةَ أَنْ يَتَّخِذَهَا النَّاسُ سُنَّةً.
Ebu Ma'mer bize tahdis etti. Abdulvaris bize tahdis etti. Hüseyin'den; [o da] İbn Büreyde'den [naklen]. Abdullah el-Müzenni bana tahdis etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakletti]. O şöyle buyurdu: “Akşam namazından önce namaz kılın.” —[Ravi] dedi ki: Üçüncü [defasında]: “Dileyen kimse için,” buyurdu.— [Bunu da] insanlar onu sünnet edinmesinler endişesiyle [söyledi].
7369. Hadis
حَدَّثَنَا الأُوَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، وَابْنُ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةُ بْنُ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ حِينَ قَالَ لَهَا أَهْلُ الإِفْكِ قَالَتْ وَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ وَأُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ حِينَ اسْتَلْبَثَ الْوَحْىُ يَسْأَلُهُمَا، وَهْوَ يَسْتَشِيرُهُمَا فِي فِرَاقِ أَهْلِهِ، فَأَمَّا أُسَامَةُ فَأَشَارَ بِالَّذِي يَعْلَمُ مِنْ بَرَاءَةِ أَهْلِهِ، وَأَمَّا عَلِيٌّ فَقَالَ لَمْ يُضَيِّقِ اللَّهُ عَلَيْكَ، وَالنِّسَاءُ سِوَاهَا كَثِيرٌ، وَسَلِ الْجَارِيَةَ تَصْدُقْكَ. فَقَالَ " هَلْ رَأَيْتِ مِنْ شَىْءٍ يَرِيبُكِ ". قَالَتْ مَا رَأَيْتُ أَمْرًا أَكْثَرَ مِنْ أَنَّهَا جَارِيَةٌ حَدِيثَةُ السِّنِّ تَنَامُ عَنْ عَجِينِ أَهْلِهَا فَتَأْتِي الدَّاجِنُ فَتَأْكُلُهُ. فَقَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ مَنْ يَعْذِرُنِي مِنْ رَجُلٍ بَلَغَنِي أَذَاهُ فِي أَهْلِي، وَاللَّهِ مَا عَلِمْتُ عَلَى أَهْلِي إِلاَّ خَيْرًا ". فَذَكَرَ بَرَاءَةَ عَائِشَةَ. وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ عَنْ هِشَامٍ.
Uveysi bize tahdis etti. İbrahim bize tahdis etti. Salih'ten; [o da] İbn Şihab'dan [naklen]. Urve, İbnü'l-Müseyyeb, Alkame b. Vakkas ve Ubeydullah bana tahdis ettiler. Aişe radıyallahu anha'dan; İfk ehli ona [iftira] söyledikleri zaman... [Aişe] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, vahiy gecikince Ali b. Ebi Talib’i ve Usame b. Zeyd’i çağırdı; onlara soruyor ve ailesinden ayrılma konusunda onlarla istişare ediyordu. Usame, ailesinin beraatine dair bildiği şeyi işaret etti. Ali ise: “Allah seni darda bırakmamıştır, onun dışındaki kadınlar da çoktur. Hizmetçi kıza sor, sana doğruyu söyler,” dedi. [Resulullah hizmetçiye]: “Seni şüphelendiren bir şey gördün mü?” diye sordu. O da: “Genç yaşta bir kız olmasından başka bir şey görmedim; ailesinin hamurunu yoğururken uyuyakalır, sonra da evdeki hayvan (dâcin) gelip onu yer,” dedi. Bunun üzerine [Resulullah] minbere çıktı ve şöyle dedi: “Ey Müslümanlar topluluğu! Ailem hakkında eziyeti bana ulaşan o adama karşı kim beni mazur görür (bana yardım eder)? Vallahi ben ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum.” Böylece Aişe’nin beraatini zikretti. Ve Ebu Usame, Hişam’dan [böyle nakletti].
7370. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي زَكَرِيَّاءَ الْغَسَّانِيُّ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ النَّاسَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ " مَا تُشِيرُونَ عَلَىَّ فِي قَوْمٍ يَسُبُّونَ أَهْلِي مَا عَلِمْتُ عَلَيْهِمْ مِنْ سُوءٍ قَطُّ ". وَعَنْ عُرْوَةَ قَالَ لَمَّا أُخْبِرَتْ عَائِشَةُ بِالأَمْرِ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَنْطَلِقَ إِلَى أَهْلِي. فَأَذِنَ لَهَا وَأَرْسَلَ مَعَهَا الْغُلاَمَ. وَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَتَكَلَّمَ بِهَذَا، سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ.
Muhammed b. Harb bana tahdis etti. Yahya b. Ebi Zekeriya el-Ğassani bize tahdis etti. Hişam'dan; [o da] Urve'den; [o da] Aişe'den [nakletti] ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara hutbe verdi; Allah’a hamd ve sena etti, sonra şöyle buyurdu: “Aileme söven (iftira atan) bir topluluk hakkında bana ne tavsiye edersiniz? Ben onlar hakkında asla [kötü] bir şey bilmiyorum.” Ve Urve’den [naklen], o dedi ki: Aişe’ye durum haber verildiğinde: “Ey Allah’ın Resulü! Ailemin yanına gitmeme izin verir misin?” dedi. O da ona izin verdi ve onunla birlikte [bir] köle gönderdi. Ensar’dan bir adam şöyle dedi: “Seni tenzih ederiz (Sübhaneke)! Bunu konuşmak bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır.”