7324. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَلَيْهِ ثَوْبَانِ مُمَشَّقَانِ مِنْ كَتَّانٍ فَتَمَخَّطَ فَقَالَ بَخْ بَخْ أَبُو هُرَيْرَةَ يَتَمَخَّطُ فِي الْكَتَّانِ، لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَإِنِّي لأَخِرُّ فِيمَا بَيْنَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى حُجْرَةِ عَائِشَةَ مَغْشِيًّا عَلَىَّ، فَيَجِيءُ الْجَائِي فَيَضَعُ رِجْلَهُ عَلَى عُنُقِي، وَيُرَى أَنِّي مَجْنُونٌ، وَمَا بِي مِنْ جُنُونٍ، مَا بِي إِلاَّ الْجُوعُ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; Eyyub’dan; Muhammed’den [naklederek]. Dedi ki: “Ebu Hureyre’nin yanındaydık. Üzerinde ketenden iki parça boyalı elbise vardı. Sümkürdü, sonra dedi ki: ‘Vay canına! Ebu Hureyre keten kumaşa sümkürüyor! Andolsun ki; ben kendimi (şöyle) gördüm: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberi ile Aişe’nin hücresi arasına baygın bir halde mutlaka düşerdim. Sonra gelen (biri) gelir, ayağını boynuma koyardı. Ve delirdiğim sanılırdı. Oysa bende delilik yoktu. Bende ancak açlık (vardı).’”