7451. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَ حَبْرٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ اللَّهَ يَضَعُ السَّمَاءَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالأَرْضَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالْجِبَالَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالشَّجَرَ وَالأَنْهَارَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَسَائِرَ الْخَلْقِ عَلَى إِصْبَعٍ، ثُمَّ يَقُولُ بِيَدِهِ أَنَا الْمَلِكُ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " {وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ}"
Mûsâ bize tahdis etti, Ebû Avâne bize tahdis etti; A'meş'ten; [o] İbrahim'den; [o] Alkame'den; [o da] Abdullah [b. Mes'ûd]'dan; şöyle dedi: [Yahudi] bilginlerinden biri Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ey Muhammed! Şüphesiz Allah göğü bir parmağı üzerine, yeri bir parmağı üzerine, dağları bir parmağı üzerine, ağaçları ve nehirleri bir parmağı üzerine, diğer yaratılmışları da bir parmağı üzerine koyar; sonra eliyle [işaret ederek]: 'Ben Melik'im (Hükümdarım)!' buyurur" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güldü ve: {وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ} “Onlar Allah'ı gereği gibi takdir edemediler...” (ez-Zümer, 67) buyurdu.