Tevhid Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

7508. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَبْدِ الْغَافِرِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً فِيمَنْ سَلَفَ ـ أَوْ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ قَالَ كَلِمَةً يَعْنِي ـ أَعْطَاهُ اللَّهُ مَالاً وَوَلَدًا ـ فَلَمَّا حَضَرَتِ الْوَفَاةُ قَالَ لِبَنِيهِ أَىَّ أَبٍ كُنْتُ لَكُمْ قَالُوا خَيْرَ أَبٍ‏.‏ قَالَ فَإِنَّهُ لَمْ يَبْتَئِرْ ـ أَوْ لَمْ يَبْتَئِزْ ـ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرًا، وَإِنْ يَقْدِرِ اللَّهُ عَلَيْهِ يُعَذِّبْهُ، فَانْظُرُوا إِذَا مُتُّ فَأَحْرِقُونِي حَتَّى إِذَا صِرْتُ فَحْمًا فَاسْحَقُونِي ـ أَوْ قَالَ فَاسْحَكُونِي ـ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ رِيحٍ عَاصِفٍ فَأَذْرُونِي فِيهَا ‏"‏ فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَأَخَذَ مَوَاثِيقَهُمْ عَلَى ذَلِكَ وَرَبِّي، فَفَعَلُوا ثُمَّ أَذْرَوْهُ فِي يَوْمٍ عَاصِفٍ، فَقَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ كُنْ‏.‏ فَإِذَا هُوَ رَجُلٌ قَائِمٌ‏.‏ قَالَ اللَّهُ أَىْ عَبْدِي مَا حَمَلَكَ عَلَى أَنْ فَعَلْتَ مَا فَعَلْتَ قَالَ مَخَافَتُكَ أَوْ فَرَقٌ مِنْكَ قَالَ فَمَا تَلاَفَاهُ أَنْ رَحِمَهُ عِنْدَهَا ـ وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى فَمَا تَلاَفَاهُ غَيْرُهَا ـ ‏"‏‏.‏ فَحَدَّثْتُ بِهِ أَبَا عُثْمَانَ فَقَالَ سَمِعْتُ هَذَا مِنْ سَلْمَانَ غَيْرَ أَنَّهُ زَادَ فِيهِ أَذْرُونِي فِي الْبَحْرِ‏.‏ أَوْ كَمَا حَدَّثَ‏.‏ حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَقَالَ، لَمْ يَبْتَئِرْ‏.‏ وَقَالَ خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَقَالَ، لَمْ يَبْتَئِزْ‏.‏ فَسَّرَهُ قَتَادَةُ لَمْ يَدَّخِرْ‏.‏

Abdullah b. Ebi’l-Esved bize tahdis etti. Mu'temir bize tahdis etti. Babamdan işittim. Katade bize tahdis etti. Ukbe b. Abdülgafir'den; [o] Ebu Said'den; [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakletti] ki: O, sizden öncekilerden —veya geçmiş ümmetlerden— bir adamı zikretti: Allah ona mal ve evlat vermişti. Ölüm (vakti) gelince oğullarına: “Ben size nasıl bir babaydım?” dedi. (Oğulları): “Hayırlı bir baba,” dediler. Adam: “O (babanız) Allah katında (amel olarak) hiçbir hayır biriktirmedi (işlemedi). Eğer Allah ona güç yetirirse (diriltirse) onu azaplandırır. Öldüğüm zaman beni yakın. Kömür haline geldiğim zaman beni ezin (öğütün) ve rüzgarlı bir günde beni rüzgara savurun,” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (devamla) buyurdu ki: “(Oğullarından) buna dair kesin söz (misak) aldı ve —Rabbime yemin olsun ki— onlar da bunu yaptılar. Sonra onu rüzgarlı bir günde savurdular. Allah Azze ve Celle: ‘Ol!’ buyurdu. O, hemen (dirilip) ayakta duran bir adam oluverdi. Allah: ‘Ey kulum! Yaptığın şeyi yapmaya seni ne sevk etti?’ buyurdu. Adam: ‘Senden korkum —veya Senden ürpermem—,’ dedi. Bunun üzerine Allah ona rahmet etmekte gecikmedi (onu bağışladı).” —(Ravi) bir defasında: ‘Onu rahmetinden başkasıyla karşılamadı,’ dedi.— (Ravi Mu'temir dedi ki): Ben bu hadisi Ebu Osman'a anlattım; o: “Ben bunu Selman'dan işittim; ancak o (rivayette): ‘Beni denize savurun,’ ziyadesini yaptı. —Veya (Selman) buna benzer anlattı.— Musa bize tahdis etti. Mu'temir bize tahdis etti ve “Lem yebte'ir” (hayır biriktirmedi/yapmadı) dedi. Halife (b. Hayyat) dedi ki: Mu'temir bize tahdis etti ve “Lem yebte'iz” dedi. (Katade de bunu): “Lem yeddahir” (biriktirmedi) diye tefsir etti.