İman Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

17_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَلْفَاظُهُمْ، مُتَقَارِبَةٌ - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، - عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ كُنْتُ أُتَرْجِمُ بَيْنَ يَدَىِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَبَيْنَ النَّاسِ فَأَتَتْهُ امْرَأَةٌ تَسْأَلُهُ عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ، فَقَالَ إِنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنِ الْوَفْدُ أَوْ مَنِ الْقَوْمُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا رَبِيعَةُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَرْحَبًا بِالْقَوْمِ أَوْ بِالْوَفْدِ غَيْرَ خَزَايَا وَلاَ النَّدَامَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَأْتِيكَ مِنْ شُقَّةٍ بَعِيدَةٍ وَإِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ هَذَا الْحَىَّ مِنْ كُفَّارِ مُضَرَ وَإِنَّا لاَ نَسْتَطِيعُ أَنْ نَأْتِيَكَ إِلاَّ فِي شَهْرِ الْحَرَامِ فَمُرْنَا بِأَمْرٍ فَصْلٍ نُخْبِرْ بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا نَدْخُلُ بِهِ الْجَنَّةَ ‏.‏ قَالَ فَأَمَرَهُمْ بِأَرْبَعٍ وَنَهَاهُمْ عَنْ أَرْبَعٍ ‏.‏ قَالَ أَمَرَهُمْ بِالإِيمَانِ بِاللَّهِ وَحْدَهُ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرُونَ مَا الإِيمَانُ بِاللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَإِقَامُ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ وَصَوْمُ رَمَضَانَ وَأَنْ تُؤَدُّوا خُمُسًا مِنَ الْمَغْنَمِ ‏"‏ ‏.‏ وَنَهَاهُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ وَرُبَّمَا قَالَ النَّقِيرِ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ وَرُبَّمَا قَالَ الْمُقَيَّرِ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ احْفَظُوهُ وَأَخْبِرُوا بِهِ مِنْ وَرَائِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ فِي رِوَايَتِهِ ‏"‏ مَنْ وَرَاءَكُمْ ‏"‏ وَلَيْسَ فِي رِوَايَتِهِ الْمُقَيَّرِ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Muhammed b. el-Müsenna ve Muhammed b. Beşşar bize tahdis ettiler. —Ve lafızları birbirine yakındır.— Ebu Bekir dedi ki: Günder bize tahdis etti. Şu'be'den. Diğer ikisi dediler ki: Muhammed b. Cafer bize tahdis etti. Şu'be bize tahdis etti. Ebu Cemre'den [naklen]. Dedi ki: Ben İbn Abbas ile insanlar arasında tercümanlık yapıyordum. Ona bir kadın gelip çömlek nebizini (şırasını) sordu. (İbn Abbas) dedi ki: Abdülkays heyeti Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu heyet kim? —yahut bu kavim kim?—“ buyurdu. “Rebia (kabilesi),” dediler. (Resulullah): “Merhaba şu kavme! —yahut heyete!— Horlanmaksızın ve pişman olmaksızın (hoş geldiniz),” buyurdu. Dedi ki: Bunun üzerine: “Ey Allah'ın Resulü! Şüphesiz biz sana uzak bir diyardan geliyoruz. Seninle bizim aramızda şu kafir Mudar kabilesi var. Ve biz sana, haram ay dışında gelemiyoruz. Bize açık ve kesin bir emir ver de onu geride kalanlarımıza haber verelim ve onunla cennete girelim,” dediler. Dedi ki: (Resulullah) onlara dört şeyi emretti ve onları dört şeyden nehyetti. Dedi ki: Onlara Allah'a —tek başına— iman etmeyi emretti. Ve: “Allah'a iman nedir bilir misiniz?” dedi. “Allah ve Resulü daha iyi bilir,” dediler. (Resulullah): “Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, Ramazan orucunu tutmak ve ganimmeten beşte birini (sana) ödemenizdir,” buyurdu. Ve onları; duba (kabak kap), hantem (sırlı küp) ve müzeffet (ziftlenmiş kap)den nehyetti. —Şu'be, bazen 'nakir' de dedi. Şu'be, bazen 'mukayyer' de dedi.— Ve şöyle buyurdu: “Bunu ezberleyin ve geride kalanlarınıza da haber verin.” Ve Ebu Bekir rivayetinde: “Geride kalanlarınıza (Men veraekum)” dedi. Ve onun rivayetinde 'Mukayyer' yoktur.