191_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، - يَعْنِي مُحَمَّدَ بْنَ أَبِي أَيُّوبَ - قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ الْفَقِيرُ، قَالَ كُنْتُ قَدْ شَغَفَنِي رَأْىٌ مِنْ رَأْىِ الْخَوَارِجِ فَخَرَجْنَا فِي عِصَابَةٍ ذَوِي عَدَدٍ نُرِيدُ أَنْ نَحُجَّ ثُمَّ نَخْرُجَ عَلَى النَّاسِ - قَالَ - فَمَرَرْنَا عَلَى الْمَدِينَةِ فَإِذَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ يُحَدِّثُ الْقَوْمَ - جَالِسٌ إِلَى سَارِيَةٍ - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَإِذَا هُوَ قَدْ ذَكَرَ الْجَهَنَّمِيِّينَ - قَالَ - فَقُلْتُ لَهُ يَا صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ مَا هَذَا الَّذِي تُحَدِّثُونَ وَاللَّهُ يَقُولُ { إِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ} وَ { كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا} فَمَا هَذَا الَّذِي تَقُولُونَ قَالَ فَقَالَ أَتَقْرَأُ الْقُرْآنَ قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ فَهَلْ سَمِعْتَ بِمَقَامِ مُحَمَّدٍ - عَلَيْهِ السَّلاَمُ - يَعْنِي الَّذِي يَبْعَثُهُ اللَّهُ فِيهِ قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ فَإِنَّهُ مَقَامُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم الْمَحْمُودُ الَّذِي يُخْرِجُ اللَّهُ بِهِ مَنْ يُخْرِجُ . - قَالَ - ثُمَّ نَعَتَ وَضْعَ الصِّرَاطِ وَمَرَّ النَّاسِ عَلَيْهِ - قَالَ - وَأَخَافُ أَنْ لاَ أَكُونَ أَحْفَظُ ذَاكَ - قَالَ - غَيْرَ أَنَّهُ قَدْ زَعَمَ أَنَّ قَوْمًا يَخْرُجُونَ مِنَ النَّارِ بَعْدَ أَنْ يَكُونُوا فِيهَا - قَالَ - يَعْنِي فَيَخْرُجُونَ كَأَنَّهُمْ عِيدَانُ السَّمَاسِمِ . قَالَ فَيَدْخُلُونَ نَهْرًا مِنْ أَنْهَارِ الْجَنَّةِ فَيَغْتَسِلُونَ فِيهِ فَيَخْرُجُونَ كَأَنَّهُمُ الْقَرَاطِيسُ . فَرَجَعْنَا قُلْنَا وَيْحَكُمْ أَتُرَوْنَ الشَّيْخَ يَكْذِبُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعْنَا فَلاَ وَاللَّهِ مَا خَرَجَ مِنَّا غَيْرُ رَجُلٍ وَاحِدٍ أَوْ كَمَا قَالَ أَبُو نُعَيْمٍ .
Haccac b. eş-Şair bize tahdis etti. Fadl b. Dükeyn bize tahdis etti. Ebu Asım —yani Muhammed b. Ebi Eyyub— bize tahdis etti. [O] dedi ki: Yezid el-Fakir bana tahdis etti [ve] şöyle dedi: Haricilerin görüşlerinden bir görüş kalbimi meşgul etmişti [hoşuma gitmişti]. Kalabalık bir grup ile hacca gitmek, sonra da [bu görüşle] insanlara karşı huruç etmek [isyan etmek] üzere yola çıktık. Medine’ye uğradık. Bir de baktık ki Cabir b. Abdullah, bir direğin yanına oturmuş insanlara Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den hadis anlatıyor. Derken o, “Cehennemlikler”i [Cehennem’den çıkacakları] zikretti. Ben ona: “Ey Resulullah’ın sahabesi! Sizin bu anlattığınız nedir? Halbuki Allah: { إِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ } “Şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, onu rezil etmişsindir” ve { كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا } “Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri döndürülürler” buyuruyor. Sizin bu söylediğiniz nedir?” dedim. O: “Kur’an okur musun?” dedi. “Evet,” dedim. “Peki, Muhammed aleyhisselam’ın makamını —yani Allah’ın O’nu [Kıyamet günü] içinde göndereceği yeri— işittin mi?” dedi. “Evet,” dedim. “İşte o, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in Makam-ı Mahmud’udur ki; Allah onun vesilesiyle [ateşten] çıkacak olanları çıkarır,” dedi. [Ravi devamla] dedi ki: “Sonra [Cabir] Sırat’ın kurulmasını ve insanların onun üzerinden geçişini vasfetti. —[Yezid]: Onu tam ezberleyememiş olmaktan korkuyorum, dedi.— Ancak o [Cabir], bir kavmin ateşte kaldıktan sonra oradan çıkacağını iddia etti [söyledi]. Yani onlar susam çöpleri [iyidânü's-semâsim] gibi yanmış olarak çıkarlar. Cennet nehirlerinden bir nehre girip orada yıkanırlar ve bembeyaz kağıtlar [karâtîs] gibi taptaze çıkarlar. Bunun üzerine geri döndük ve birbirimize: ‘Yazıklar olsun size! Siz şu ihtiyarın Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem adına yalan söyleyeceğini mi sanıyorsunuz?’ dedik. Böylece [Haricilik görüşünden] geri döndük. Vallahi bizden sadece bir adam hariç [o görüşle] huruç eden olmadı.” —Veya Ebu Nuaym’ın dediği gibi [nakletti].—