Zekât Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1059_6. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَرْعَرَةَ، - يَزِيدُ أَحَدُهُمَا عَلَى الآخَرِ الْحَرْفَ بَعْدَ الْحَرْفِ - قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ حُنَيْنٍ أَقْبَلَتْ هَوَازِنُ وَغَطَفَانُ وَغَيْرُهُمْ بِذَرَارِيِّهِمْ وَنَعَمِهِمْ وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ عَشَرَةُ آلاَفٍ وَمَعَهُ الطُّلَقَاءُ فَأَدْبَرُوا عَنْهُ حَتَّى بَقِيَ وَحْدَهُ - قَالَ - فَنَادَى يَوْمَئِذٍ نِدَاءَيْنِ لَمْ يَخْلِطْ بَيْنَهُمَا شَيْئًا - قَالَ - فَالْتَفَتَ عَنْ يَمِينِهِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَبْشِرْ نَحْنُ مَعَكَ - قَالَ - ثُمَّ الْتَفَتَ عَنْ يَسَارِهِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَبْشِرْ نَحْنُ مَعَكَ - قَالَ - وَهُوَ عَلَى بَغْلَةٍ بَيْضَاءَ فَنَزَلَ فَقَالَ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ ‏.‏ فَانْهَزَمَ الْمُشْرِكُونَ وَأَصَابَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَنَائِمَ كَثِيرَةً فَقَسَمَ فِي الْمُهَاجِرِينَ وَالطُّلَقَاءِ وَلَمْ يُعْطِ الأَنْصَارَ شَيْئًا فَقَالَتِ الأَنْصَارُ إِذَا كَانَتِ الشِّدَّةُ فَنَحْنُ نُدْعَى وَتُعْطَى الْغَنَائِمُ غَيْرَنَا ‏.‏ فَبَلَغَهُ ذَلِكَ فَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ مَا حَدِيثٌ بَلَغَنِي عَنْكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَسَكَتُوا فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا وَتَذْهَبُونَ بِمُحَمَّدٍ تَحُوزُونَهُ إِلَى بُيُوتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ رَضِينَا ‏.‏ قَالَ فَقَالَ ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لأَخَذْتُ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هِشَامٌ فَقُلْتُ يَا أَبَا حَمْزَةَ أَنْتَ شَاهِدٌ ذَاكَ قَالَ وَأَيْنَ أَغِيبُ عَنْهُ

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbrahim b. Muhammed b. Ar'are anlattılar -biri diğerine harf harf (kelime kelime) ziyade ediyor-; dediler ki: Bize Muaz b. Muaz anlattı; bize İbn Avn anlattı; Hişam b. Zeyd b. Enes'den; Enes b. Mâlik'den; dedi ki: Huneyn günü olunca Hevazin, Gatafan ve diğerleri (kabileler) çoluk çocukları ve hayvanlarıyla (geldiler). O gün Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte on bin (kişi) vardı. Ayrıca O'nunla birlikte Tulekâ (Mekke fethinde serbest bırakılanlar) da vardı. (Savaş başlayınca) O'ndan yüz çevirip kaçtılar. Hatta O tek başına kaldı. (Enes) dedi ki: O gün (Resulullah) birbirine hiç karıştırmadığı iki nida ile seslendi. (Şöyle ki): Sağına döndü ve: "Ey Ensar topluluğu!" buyurdu. "Lebbeyk ya Resulallah! Müjdele, biz seninle beraberiz!" dediler. Sonra soluna döndü ve: "Ey Ensar topluluğu!" buyurdu. "Lebbeyk ya Resulallah! Müjdele, biz seninle beraberiz!" dediler. (Enes) dedi ki: O beyaz bir katır üzerindeydi. İndi ve: "Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm!" dedi. Sonunda müşrikler hezimete uğradı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (o gün) pek çok ganimet elde etti. Bunları Muharicler ve Tulekâ arasında taksim etti, Ensar'a ise hiçbir şey vermedi. Bunun üzerine Ensar: Şiddet (savaş ve zorluk) anında biz çağrılıyoruz, ganimetler ise bizden başkasına veriliyor, dediler. Bu (söz) O'na ulaştı. Onları bir çadırda topladı ve (şöyle) buyurdu: "Ey Ensar topluluğu! Sizden bana ulaşan söz nedir?" Sustular. O: "Ey Ensar topluluğu! İnsanlar dünyalıkla giderken, siz Muhammed'i evlerinize götürmeye razı değil misiniz?" buyurdu. "Evet, ya Resulallah! Razı olduk" dediler. (Resulullah) buyurdu ki: "İnsanlar bir vadiye gitse, Ensar da bir dağ yoluna girse, ben muhakkak Ensar'ın girdiği dağ yolunu tutardım." Hişam dedi ki: (Enes'e): Ey Ebu Hamza! Sen buna şahit oldun mu? dedim. O: Ben O'ndan (ayrılıp) nerede kaybolacağım (elbette oradaydım), dedi.