1059_7. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، وَحَامِدُ بْنُ عُمَرَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ ابْنُ مُعَاذٍ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ حَدَّثَنِي السُّمَيْطُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ افْتَتَحْنَا مَكَّةَ ثُمَّ إِنَّا غَزَوْنَا حُنَيْنًا فَجَاءَ الْمُشْرِكُونَ بِأَحْسَنِ صُفُوفٍ رَأَيْتُ - قَالَ - فَصُفَّتِ الْخَيْلُ ثُمَّ صُفَّتِ الْمُقَاتِلَةُ ثُمَّ صُفَّتِ النِّسَاءُ مِنْ وَرَاءِ ذَلِكَ ثُمَّ صُفَّتِ الْغَنَمُ ثُمَّ صُفَّتِ النَّعَمُ - قَالَ - وَنَحْنُ بَشَرٌ كَثِيرٌ قَدْ بَلَغْنَا سِتَّةَ آلاَفٍ وَعَلَى مُجَنِّبَةِ خَيْلِنَا خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ - قَالَ - فَجَعَلَتْ خَيْلُنَا تَلْوِي خَلْفَ ظُهُورِنَا فَلَمْ نَلْبَثْ أَنِ انْكَشَفَتْ خَيْلُنَا وَفَرَّتِ الأَعْرَابُ وَمَنْ نَعْلَمُ مِنَ النَّاسِ - قَالَ - فَنَادَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا لَلْمُهَاجِرِينَ يَا لَلْمُهَاجِرِينَ " . ثُمَّ قَالَ " يَا لَلأَنْصَارِ يَا لَلأَنْصَارِ " . قَالَ قَالَ أَنَسٌ هَذَا حَدِيثُ عِمِّيَّةٍ . قَالَ قُلْنَا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ - قَالَ - فَتَقَدَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - فَايْمُ اللَّهِ مَا أَتَيْنَاهُمْ حَتَّى هَزَمَهُمُ اللَّهُ - قَالَ - فَقَبَضْنَا ذَلِكَ الْمَالَ ثُمَّ انْطَلَقْنَا إِلَى الطَّائِفِ فَحَاصَرْنَاهُمْ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ رَجَعْنَا إِلَى مَكَّةَ فَنَزَلْنَا - قَالَ - فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي الرَّجُلَ الْمِائَةَ مِنَ الإِبِلِ . ثُمَّ ذَكَرَ بَاقِيَ الْحَدِيثِ كَنَحْوِ حَدِيثِ قَتَادَةَ وَأَبِي التَّيَّاحِ وَهِشَامِ بْنِ زَيْدٍ .
Bize Ubeydullah b. Muaz, Hamid b. Ömer ve Muhammed b. Abdila'lâ anlattılar; İbn Muaz dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; babasından; dedi ki: Bana es-Sümeyt anlattı; Enes b. Mâlik'den; dedi ki: Mekke'yi fethettik, sonra Huneyn'e gazaya gittik. Müşrikler (o gün) gördüğüm en güzel saflarla geldiler. (Enes) dedi ki: Atlılar saf olmuş, sonra savaşçılar saf olmuş, sonra bunların arkasında kadınlar saf olmuş, sonra koyunlar saf olmuş, sonra (diğer) hayvanlar saf olmuştu. (Enes) dedi ki: Biz (de) çok kalabalıktık. Altı bine ulaşmıştık (veya altı bini geçmiştik). Atlılarımızın öncüsü Halid b. Velid idi. (Enes) dedi ki: (Savaş başlayınca) atlılarımız arkalarını dönüp (kaçmaya) başladı. Biraz geçmeden atlılarımız açıldı (dağıldı). Bedeviler ve (orada) bildiğimiz insanlardan kimseler kaçtılar. (Enes) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Muhacirler! Ey Muhacirler!" diye seslendi. Sonra: "Ey Ensar! Ey Ensar!" dedi. (Ravi, Süleyman b. Tarhan) dedi ki: Enes: "Bu (söz), amuca (karanlık, karışık, herkesin nereye gittiğini bilmediği şiddetli harp anının) sözüdür" dedi. (Enes) dedi ki: (Biz): Lebbeyk ya Resulallah! dedik. (Enes) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ileri atıldı. (Enes) dedi ki: Allah'a yemin olsun ki biz onlara gelince (hücum edince) Allah onları hezimete uğrattı. (Enes) dedi ki: O malı (ganimeti) ele geçirdik. Sonra Taif'e (üzerine) gittik ve onları kırk gece kuşattık. Sonra Mekke'ye döndük ve konakladık. (Enes) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (ganimetten) adama yüzer deve vermeye başladı. Sonra (ravi) hadisin geri kalanını Katâde, Ebu't-Teyyâh ve Hişam b. Zeyd'in hadisi gibi zikretti.