Zekât Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

988_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا مِنْ صَاحِبِ إِبِلٍ وَلاَ بَقَرٍ وَلاَ غَنَمٍ لاَ يُؤَدِّي حَقَّهَا إِلاَّ أُقْعِدَ لَهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقَاعٍ قَرْقَرٍ تَطَؤُهُ ذَاتُ الظِّلْفِ بِظِلْفِهَا وَتَنْطِحُهُ ذَاتُ الْقَرْنِ بِقَرْنِهَا لَيْسَ فِيهَا يَوْمَئِذٍ جَمَّاءُ وَلاَ مَكْسُورَةُ الْقَرْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا حَقُّهَا قَالَ ‏"‏ إِطْرَاقُ فَحْلِهَا وَإِعَارَةُ دَلْوِهَا وَمَنِيحَتُهَا وَحَلَبُهَا عَلَى الْمَاءِ وَحَمْلٌ عَلَيْهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلاَ مِنْ صَاحِبِ مَالٍ لاَ يُؤَدِّي زَكَاتَهُ إِلاَّ تَحَوَّلَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ شُجَاعًا أَقْرَعَ يَتْبَعُ صَاحِبَهُ حَيْثُمَا ذَهَبَ وَهُوَ يَفِرُّ مِنْهُ وَيُقَالُ هَذَا مَالُكَ الَّذِي كُنْتَ تَبْخَلُ بِهِ فَإِذَا رَأَى أَنَّهُ لاَ بُدَّ مِنْهُ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي فِيهِ فَجَعَلَ يَقْضَمُهَا كَمَا يَقْضَمُ الْفَحْلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı; bize babası anlattı; bize Abdülmelik, Ebu'z-Zübeyr'den anlattı; o, Cabir b. Abdullah'tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [naklettiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Hakkını (zekâtını) vermeyen hiçbir deve, sığır ve koyun sahibi yoktur ki; kıyamet günü onun için alabildiğine geniş ve düz bir yere oturtulmasın da; tırnaklı olan [hayvan] onu tırnağıyla çiğnemesin, boynuzlu olan da onu boynuzuyla vuruşmasın! O gün onların içinde ne boynuzsuz ne de boynuzu kırık hiçbirisi bulunmaz.” Biz dedik ki: “Ya Resulallah! Onun (hayvanların) hakkı nedir?” Buyurdu ki: “[Onun hakkı;] erkeğini [tohumluk için] ödünç vermek, kovasını [başkasına] ödünç vermek, [sütünden yararlanılması için] ödünç vermek (menîha), su başındayken sütünü sağmak ve Allah yolunda üzerine yük yükletmektir. Zekâtını vermeyen hiçbir mal sahibi de yoktur ki; [malı] kıyamet günü, sahibi nereye giderse onu takip eden çok zehirli bir yılan (şücâ'-ı akra') haline dönüşmesin! [Sahibi] yılandan kaçar, [yılan ise arkasından]: ‘İşte bu, cimrilik ettiğin malındır!’ denilir. [Kişi] bundan kurtuluş olmadığını anlayınca, elini yılanın ağzına sokar; yılan da aygırın kemirmesi gibi onu kemirip koparmaya başlar.”