1159_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الرُّومِيُّ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَمَّارٍ - حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَتَّى نَأْتِيَ أَبَا سَلَمَةَ فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهِ رَسُولاً فَخَرَجَ عَلَيْنَا وَإِذَا عِنْدَ بَابِ دَارِهِ مَسْجِدٌ - قَالَ - فَكُنَّا فِي الْمَسْجِدِ حَتَّى خَرَجَ إِلَيْنَا . فَقَالَ إِنْ تَشَاءُوا أَنْ تَدْخُلُوا وَإِنْ تَشَاءُوا أَنْ تَقْعُدُوا هَا هُنَا . - قَالَ - فَقُلْنَا لاَ بَلْ نَقْعُدُ هَا هُنَا فَحَدِّثْنَا . قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ - رضى الله عنهما - قَالَ كُنْتُ أَصُومُ الدَّهْرَ وَأَقْرَأُ الْقُرْآنَ كُلَّ لَيْلَةٍ - قَالَ - فَإِمَّا ذُكِرْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَإِمَّا أَرْسَلَ إِلَىَّ فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ لِي " أَلَمْ أُخْبَرْ أَنَّكَ تَصُومُ الدَّهْرَ وَتَقْرَأُ الْقُرْآنَ كُلَّ لَيْلَةٍ " . قُلْتُ بَلَى يَا نَبِيَّ اللَّهِ وَلَمْ أُرِدْ بِذَلِكَ إِلاَّ الْخَيْرَ . قَالَ " فَإِنَّ بِحَسْبِكَ أَنْ تَصُومَ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ " . قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ " فَإِنَّ لِزَوْجِكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَلِزَوْرِكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَلِجَسَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا - قَالَ - فَصُمْ صَوْمَ دَاوُدَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّهُ كَانَ أَعْبَدَ النَّاسِ " . قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ وَمَا صَوْمُ دَاوُدَ قَالَ " كَانَ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا " . قَالَ " وَاقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ " . قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ قَالَ " فَاقْرَأْهُ فِي كُلِّ عِشْرِينَ " . قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ قَالَ " فَاقْرَأْهُ فِي كُلِّ عَشْرٍ " . قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ " فَاقْرَأْهُ فِي كُلِّ سَبْعٍ وَلاَ تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ . فَإِنَّ لِزَوْجِكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَلِزَوْرِكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَلِجَسَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا " . قَالَ فَشَدَّدْتُ فَشُدِّدَ عَلَىَّ . قَالَ وَقَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكَ لاَ تَدْرِي لَعَلَّكَ يَطُولُ بِكَ عُمْرٌ " . قَالَ فَصِرْتُ إِلَى الَّذِي قَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا كَبِرْتُ وَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ قَبِلْتُ رُخْصَةَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Ve bize Abdullah b. Muhammed er-Rumi anlattı; Bize en-Nadr b. Muhammed anlattı; Bize İkrime -ki o İbn Ammar'dır- anlattı; Bize Yahya anlattı; dedi ki: Ben ve Abdullah b. Yezid, Ebu Seleme'ye gitmek üzere yola çıktık. Ona bir haberci gönderdik, o da yanımıza çıktı. Evinin kapısının önünde bir mescit vardı. Biz o mescitteyken yanımıza geldi. [Ebu Seleme]: “Dilerseniz içeri girin, dilerseniz burada oturun” dedi. Biz de: “Hayır, burada oturalım; bize [hadis] anlat” dedik. [Ebu Seleme] dedi ki: Bana Abdullah b. Amr b. el-As radıyallahu anhuma anlattı; dedi ki: “Ben sürekli oruç tutar ve her gece Kur'an'ı [hatmederdim]. [Durumum] ya Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredildi ya da O bana [haber] gönderdi; neticede O'na geldim. Bana: «Senin sürekli oruç tuttuğun ve her gece Kur'an okuduğun haberi bana ulaşmadı mı?» buyurdu. Ben de: «Evet ey Allah'ın Nebisi, bunu ancak hayır [sevap] murad ederek yaptım» dedim. Şöyle buyurdu: «Her aydan üç gün oruç tutman sana yeterlidir.» Ben: «Ey Allah'ın Nebisi! Ben bundan daha fazlasına güç yetirebilirim» dedim. Buyurdu ki: «Eşinin senin üzerinde hakkı vardır, misafirinin senin üzerinde hakkı vardır, bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Allah'ın Nebisi Davud [aleyhisselâm]'ın orucunu tut; zira o insanların en çok ibadet edeniydi.» «Ey Allah'ın Nebisi, Davud'un orucu nedir?» diye sordum. «Bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı» buyurdu. [Ayrıca]: «Kur'an'ı ayda bir oku» buyurdu. Ben: «Ey Allah'ın Nebisi! Ben bundan daha fazlasına güç yetirebilirim» dedim. «O halde yirmi günde bir oku» buyurdu. Ben: «Ey Allah'ın Nebisi! Ben bundan daha fazlasına güç yetirebilirim» dedim. «O halde on günde bir oku» buyurdu. Ben: «Ey Allah'ın Nebisi! Ben bundan daha fazlasına güç yetirebilirim» dedim. «O halde yedi günde bir oku ve bundan daha fazlasını yapma! Zira eşinin senin üzerinde hakkı vardır, misafirinin senin üzerinde hakkı vardır, bedeninin senin üzerinde hakkı vardır» buyurdu. Ben [ibadette] kendimi zorladım, bu sebeple üzerime [ibadet yükü] ağırlaştırıldı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: «Sen [şimdiki halini biliyorsun ama] belki ömrün uzun olur» buyurdu. [Sonunda] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana söylediği o [yaşlılık] haline geldim. Yaşlanınca, keşke Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in tanıdığı ruhsatı kabul etseydim diye arzuladım.”