1201_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْقِلٍ، قَالَ قَعَدْتُ إِلَى كَعْبٍ - رضى الله عنه - وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذِهِ الآيَةِ { فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ} فَقَالَ كَعْبٌ رضى الله عنه نَزَلَتْ فِيَّ كَانَ بِي أَذًى مِنْ رَأْسِي فَحُمِلْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَلَى وَجْهِي فَقَالَ " مَا كُنْتُ أُرَى أَنَّ الْجَهْدَ بَلَغَ مِنْكَ مَا أَرَى أَتَجِدُ شَاةً " . فَقُلْتُ لاَ فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ} قَالَ صَوْمُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ أَوْ إِطْعَامُ سِتَّةِ مَسَاكِينَ نِصْفَ صَاعٍ طَعَامًا لِكُلِّ مِسْكِينٍ - قَالَ - فَنَزَلَتْ فِيَّ خَاصَّةً وَهْىَ لَكُمْ عَامَّةً .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar. İbnü'l-Müsennâ: 'Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı.' dedi; bize Şu'be anlattı; Abdurrahman b. el-Asbahânî'den; Abdullah b. Ma'kıl'den; (O da) şöyle demiştir: Mescitte Kâ'b [b. Ucre] radıyallâhu anh'ın yanına oturdum ve ona şu ayeti: { فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ } '(Ona) oruçtan, sadakadan veya kurban kesmekten (oluşan) bir fidye gerekir.' (Bakara, 196) sordum. Kâ'b radıyallâhu anh şöyle dedi: 'Bu ayet benim hakkımda indirildi. Başımda bir rahatsızlık (bitlenme) vardı; bu halimle Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına getirildim; o sırada bitler yüzüme dökülüyordu. (Resûlullah): "Sıkıntının seni bu gördüğüm raddeye ulaştırdığını tahmin etmiyordum. Bir koyun (kurbanlık) findabili misin?" diye sordu. "Hayır." dedim. Bunun üzerine şu ayeti kerime indirildi: { فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ }. (Resûlullah): "(Bu fidye) ya üç gün oruç tutmak veya altı yoksulun her birine yarım sâ yiyecek (vermek suretiyle onları) doyurmaktır." buyurdu.' (Kâ'b devamla): 'Bu ayet hususi olarak benim hakkımda indi ama (hükmü) hepiniz için geneldir.' dedi.