1219_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَتِ الْعَرَبُ تَطُوفُ بِالْبَيْتِ عُرَاةً إِلاَّ الْحُمْسَ وَالْحُمْسُ قُرَيْشٌ وَمَا وَلَدَتْ كَانُوا يَطُوفُونَ عُرَاةً إِلاَّ أَنْ تُعْطِيَهُمُ الْحُمْسُ ثِيَابًا فَيُعْطِي الرِّجَالُ الرِّجَالَ وَالنِّسَاءُ النِّسَاءَ وَكَانَتِ الْحُمْسُ لاَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْمُزْدَلِفَةِ وَكَانَ النَّاسُ كُلُّهُمْ يَبْلُغُونَ عَرَفَاتٍ . قَالَ هِشَامٌ فَحَدَّثَنِي أَبِي عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - قَالَتِ الْحُمْسُ هُمُ الَّذِينَ أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِمْ { ثُمَّ أَفِيضُوا مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ النَّاسُ} قَالَتْ كَانَ النَّاسُ يُفِيضُونَ مِنْ عَرَفَاتٍ وَكَانَ الْحُمْسُ يُفِيضُونَ مِنَ الْمُزْدَلِفَةِ يَقُولُونَ لاَ نُفِيضُ إِلاَّ مِنَ الْحَرَمِ فَلَمَّا نَزَلَتْ { أَفِيضُوا مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ النَّاسُ} رَجَعُوا إِلَى عَرَفَاتٍ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Ebû Usâme anlattı; bize Hişâm, babasından (naklen) anlattı. (Urve b. ez-Zübeyr) dedi ki: Cahiliye döneminde Araplar, —Hums hariç— Beyt'i çıplak olarak tavaf ederlerdi. Hums ise Kureyşliler ve onlardan doğanlardır. [Hums dışındaki diğer Araplar] şayet Hums ehli kendilerine elbise vermezse çıplak tavaf ederlerdi; (elbise verildiğinde ise) erkekler erkeklere, kadınlar da kadınlara elbise verirlerdi. Ayrıca Hums [vakfe için] Müzdelife'den dışarı çıkmazlardı; halbuki diğer insanların tamamı Arafat'a kadar giderlerdi. Hişâm dedi ki: Babam bana Âişe radıyallâhu anhâ'nın şöyle dediğini nakletti: Azîz ve Celîl olan Allah'ın haklarında { ثُمَّ أَفِيضُوا مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ النَّاسُ } "Sonra insanların (sel gibi) aktığı yerden siz de akın edin!" (Bakara, 199) ayetini indirdiği kimseler bu Hums takımıdır. Âişe şöyle devam etti: Diğer insanlar Arafat'tan akın ederken, Hums ehli Müzdelife'den akın ederler ve: "Biz sadece Harem bölgesinden akın ederiz." derlerdi. Ne zaman ki bu ayet indi, onlar da (eskisi gibi kibre kapılmayıp vakfe için) Arafat'a dönmeye başladılar.'