1277_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَ قُلْتُ لَهَا إِنِّي لأَظُنُّ رَجُلاً لَوْ لَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ مَا ضَرَّهُ . قَالَتْ لِمَ قُلْتُ لأَنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ { إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} إِلَى آخِرِ الآيَةِ . فَقَالَتْ مَا أَتَمَّ اللَّهُ حَجَّ امْرِئٍ وَلاَ عُمْرَتَهُ لَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَلَوْ كَانَ كَمَا تَقُولُ لَكَانَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَطَّوَّفَ بِهِمَا . وَهَلْ تَدْرِي فِيمَا كَانَ ذَاكَ إِنَّمَا كَانَ ذَاكَ أَنَّ الأَنْصَارَ كَانُوا يُهِلُّونَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ لِصَنَمَيْنِ عَلَى شَطِّ الْبَحْرِ يُقَالُ لَهُمَا إِسَافٌ وَنَائِلَةٌ . ثُمَّ يَجِيئُونَ فَيَطُوفُونَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ يَحْلِقُونَ . فَلَمَّا جَاءَ الإِسْلاَمُ كَرِهُوا أَنْ يَطُوفُوا بَيْنَهُمَا لِلَّذِي كَانُوا يَصْنَعُونَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ قَالَتْ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} إِلَى آخِرِهَا - قَالَتْ - فَطَافُوا .
Yahyâ b. Yahyâ bize anlattı; [o da] anlattı ki Ebû Muâviye, Hişâm b. Urve'den; [o da] babasından; [o da] Âişe'den [naklederek şunu] anlattı: (Urve) [şöyle] dedi: Ona (Âişe'ye) dedim ki: “Şüphesiz bir kimse Safâ ile Merve arasında tavaf etmezse (sa’y yapmazsa), bunun kendisine bir zarar vereceğini sanmıyorum.” O [şöyle] sordu: “Neden?” Ben de: “Çünkü Allah Teâlâ, { إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ } ‘Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir...’ buyuruyor (bak. Bakara, 158)” dedim. Bunun üzerine [Âişe şöyle] dedi: “Allah, Safâ ile Merve arasında tavaf etmeyen bir kimsenin ne haccını ne de umresini tamam sayar. Eğer senin dediğin gibi olsaydı, [âyet] ‘onları tavaf etmemesinde bir günah yoktur’ şeklinde olurdu. Sen bunun ne hakkında [indiğini] biliyor musun? Bu, ancak şundan dolayıydı: Ensâr, Cahiliye devrinde deniz kıyısında bulunan ve İsaf ile Nâile adı verilen iki put için telbiye getiriyorlardı. Sonra gelip Safâ ile Merve arasında tavaf eder, sonra da tıraş olurlardı. İslam gelince, Cahiliye devrinde yaptıklarından dolayı orada tavaf etmeyi hoş görmediler.” [Âişe devamla] dedi ki: “Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allah, { إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ } ‘Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir...’ [âyetini] sonuna kadar indirdi.” [Âişe] dedi ki: “Bunun üzerine [Safe ile Merve arasında] tavaf ettiler.”