1480_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، مَوْلَى الأَسْوَدِ بْنِ سُفْيَانَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ، أَنَّ أَبَا عَمْرِو بْنَ حَفْصٍ، طَلَّقَهَا الْبَتَّةَ وَهُوَ غَائِبٌ فَأَرْسَلَ إِلَيْهَا وَكِيلُهُ بِشَعِيرٍ فَسَخِطَتْهُ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا لَكِ عَلَيْنَا مِنْ شَىْءٍ . فَجَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " لَيْسَ لَكِ عَلَيْهِ نَفَقَةٌ " . فَأَمَرَهَا أَنْ تَعْتَدَّ فِي بَيْتِ أُمِّ شَرِيكٍ ثُمَّ قَالَ " تِلْكَ امْرَأَةٌ يَغْشَاهَا أَصْحَابِي اعْتَدِّي عِنْدَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَإِنَّهُ رَجُلٌ أَعْمَى تَضَعِينَ ثِيَابَكِ فَإِذَا حَلَلْتِ فَآذِنِينِي " . قَالَتْ فَلَمَّا حَلَلْتُ ذَكَرْتُ لَهُ أَنَّ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ وَأَبَا جَهْمٍ خَطَبَانِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا أَبُو جَهْمٍ فَلاَ يَضَعُ عَصَاهُ عَنْ عَاتَقِهِ وَأَمَّا مُعَاوِيَةُ فَصُعْلُوكٌ لاَ مَالَ لَهُ انْكِحِي أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ " . فَكَرِهْتُهُ ثُمَّ قَالَ " انْكِحِي أُسَامَةَ " . فَنَكَحْتُهُ فَجَعَلَ اللَّهُ فِيهِ خَيْرًا وَاغْتَبَطْتُ بِهِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik'e, Esved b. Süfyân'ın azatlısı Abdullah b. Yezîd'den, [onun da] Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, [onun da] Fâtıma bint Kays'tan [naklettiği şu hadisi] okudum: Ebû Amr b. Hafs, kendisi [başka bir yerde] uzaktayken onu [Fâtıma'yı] üç talakla (kesin olarak) boşadı. Vekili ona bir miktar arpa gönderdi ancak Fâtıma buna [az bularak] öfkelendi. [Vekil]: 'Vallahi senin üzerimizde bir hakkın yoktur!' dedi. Bunun üzerine Fâtıma Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu ona anlattı. [Efendimiz]: 'Onun üzerinde senin için bir nafaka yoktur,' buyurdu ve Ümmü Şerîk'in evinde iddet beklemesini emretti. Sonra: 'O [Ümmü Şerîk], arkadaşlarımın yanına çok girip çıktığı bir kadındır; sen en iyisi İbn Ümmü Mektûm'un yanında iddetini bekle. Zira o âmâ (kör) bir adamdır; [orada] elbiselerini çıkarabilirsin (rahat hareket edebilirsin). İddetin dolunca bana haber ver!' buyurdu. [Fâtıma] dedi ki: İddetim dolunca [Peygamberimize], Muâviye b. Ebî Süfyân ile Ebû Cehm'in bana dünür olduklarını (evlilik teklif ettiklerini) söyledim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ebû Cehm'e gelince, o sopasını omzundan indirmez (kadınları çok döver); Muâviye ise fakirdir, malı yoktur. Sen Üsâme b. Zeyd ile evlen!' buyurdu. Ben ondan hoşlanmadım (istemediğimi belirttim). Sonra [Efendimiz yine]: 'Üsâme ile evlen!' buyurdu. Bunun üzerine onunla evlendim; Allah onda [benim için] hayır kıldı ve [bu evlilikten dolayı] gıpta edilen/mutlu bir kişi oldum.