Kasâme, Muharipler (Yol Kesenler), Kısas ve Diyetler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1679_2. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا كَانَ ذَلِكَ الْيَوْمُ قَعَدَ عَلَى بَعِيرِهِ وَأَخَذَ إِنْسَانٌ بِخِطَامِهِ فَقَالَ ‏"‏ أَتَدْرُونَ أَىَّ يَوْمٍ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ سِوَى اسْمِهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ بِيَوْمِ النَّحْرِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَىُّ شَهْرٍ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ بِذِي الْحِجَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَىُّ بَلَدٍ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ - قَالَ - حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ سِوَى اسْمِهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ بِالْبَلْدَةِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا فَلْيُبَلِّغِ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ انْكَفَأَ إِلَى كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ فَذَبَحَهُمَا وَإِلَى جُزَيْعَةٍ مِنَ الْغَنَمِ فَقَسَمَهَا بَيْنَنَا ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bize Yezîd b. Zürey' anlattı; bize Abdullah b. Avn, Muhammed b. Sîrîn’den; o Abdurrahman b. Ebî Bekre’den; o da babasından [naklederek şunları] anlattı: O gün geldiğinde [Resulullah] devesinin üzerine oturdu ve bir adam devesinin yularından (hitâm) tuttu. Derken [Resulullah]: “Bu hangi gündür, biliyor musunuz?” buyurdu. [Sahabiler]: “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. Öyle ki biz ona kendi isminden başka bir isim vereceğini sandık. “O, Kurban Bayramı (Nahir) günü değil midir?” buyurdu. Biz: “Evet ey Allah’ın Resulü!” dedik. “Peki bu hangi aydır?” diye sordu. Biz: “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedik. “O, Zilhicce değil midir?” buyurdu. Biz: “Evet ey Allah’ın Resulü!” dedik. “Peki bu hangi beldedir?” diye sordu. Biz: “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedik. [Ravî] dedi ki: Yine sustu; öyle ki biz ona kendi isminden başka bir isim vereceğini sandık. “O, el-Belde (Mekke) değil midir?” buyurdu. Biz: “Evet ey Allah’ın Resulü!” dedik. [Bunun üzerine Resulullah] şöyle buyurdu: “Şüphesiz kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız; tıpkı bu beldenizde, bu ayınızda, bu gününüzün mukaddes olması (harâm) gibi birbirinize haramdır. Burada bulunan [bu sözlerimi] burada bulunmayanlara ulaştırsın.” [Ravî] dedi ki: Sonra [Resulullah] alaca renkli (emlah) iki koça yönelip onları kurban etti; ayrıca ufak bir koyun sürüsüne (cüay'a) yönelip onları da aramızda paylaştırdı.