1780_3. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ، بْنُ سَلَمَةَ أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبَاحٍ، قَالَ وَفَدْنَا إِلَى مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ وَفِينَا أَبُو هُرَيْرَةَ فَكَانَ كُلُّ رَجُلٍ مِنَّا يَصْنَعُ طَعَامًا يَوْمًا لأَصْحَابِهِ فَكَانَتْ نَوْبَتِي فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ الْيَوْمُ نَوْبَتِي . فَجَاءُوا إِلَى الْمَنْزِلِ وَلَمْ يُدْرِكْ طَعَامُنَا فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ لَوْ حَدَّثْتَنَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى يُدْرِكَ طَعَامُنَا فَقَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْفَتْحِ فَجَعَلَ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ عَلَى الْمُجَنِّبَةِ الْيُمْنَى وَجَعَلَ الزُّبَيْرَ عَلَى الْمُجَنِّبَةِ الْيُسْرَى وَجَعَلَ أَبَا عُبَيْدَةَ عَلَى الْبَيَاذِقَةِ وَبَطْنِ الْوَادِي فَقَالَ " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ادْعُ لِي الأَنْصَارَ " . فَدَعَوْتُهُمْ فَجَاءُوا يُهَرْوِلُونَ فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ هَلْ تَرَوْنَ أَوْبَاشَ قُرَيْشٍ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ " انْظُرُوا إِذَا لَقِيتُمُوهُمْ غَدًا أَنْ تَحْصِدُوهُمْ حَصْدًا " . وَأَخْفَى بِيَدِهِ وَوَضَعَ يَمِينَهُ عَلَى شِمَالِهِ وَقَالَ " مَوْعِدُكُمُ الصَّفَا " . قَالَ فَمَا أَشْرَفَ يَوْمَئِذٍ لَهُمْ أَحَدٌ إِلاَّ أَنَامُوهُ - قَالَ - وَصَعِدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّفَا وَجَاءَتِ الأَنْصَارُ فَأَطَافُوا بِالصَّفَا فَجَاءَ أَبُو سُفْيَانَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُبِيدَتْ خَضْرَاءُ قُرَيْشٍ لاَ قُرَيْشَ بَعْدَ الْيَوْمِ . قَالَ أَبُو سُفْيَانَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ دَخَلَ دَارَ أَبِي سُفْيَانَ فَهُوَ آمِنٌ وَمَنْ أَلْقَى السِّلاَحَ فَهُوَ آمِنٌ وَمَنْ أَغْلَقَ بَابَهُ فَهُوَ آمِنٌ " . فَقَالَتِ الأَنْصَارُ أَمَّا الرَّجُلُ فَقَدْ أَخَذَتْهُ رَأْفَةٌ بِعَشِيرَتِهِ وَرَغْبَةٌ فِي قَرْيَتِهِ . وَنَزَلَ الْوَحْىُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قُلْتُمْ أَمَّا الرَّجُلُ فَقَدْ أَخَذَتْهُ رَأْفَةٌ بِعَشِيرَتِهِ وَرَغْبَةٌ فِي قَرْيَتِهِ . أَلاَ فَمَا اسْمِي إِذًا - ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - أَنَا مُحَمَّدٌ عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ هَاجَرْتُ إِلَى اللَّهِ وَإِلَيْكُمْ فَالْمَحْيَا مَحْيَاكُمْ وَالْمَمَاتُ مَمَاتُكُمْ " . قَالُوا وَاللَّهِ مَا قُلْنَا إِلاَّ ضِنًّا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ . قَالَ " فَإِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُصَدِّقَانِكُمْ وَيَعْذِرَانِكُمْ " .
Bana Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı; bize Sâbit haber verdi; Abdullah b. Rabâh'tan; dedi ki: Muâviye b. Ebî Süfyân'a heyet olarak gitmiştik, aramızda Ebu Hureyre de vardı. Bizden her bir adam arkadaşları için bir gün yemek yapıyordu. Sıra bendeydi. “Ey Ebu Hureyre! Bugün sıra bende” dedim. Eve geldiler ancak yemeğimiz henüz pişmemişti. “Ey Ebu Hureyre! Yemeğimiz hazır olana kadar bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlatsan” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Fetih günü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdir. [Resulullah] sağ kanadın başına Hâlid b. el-Velîd'i, sol kanadın başına Zübeyr'i, yayaların ve vadinin iç kısmının başına ise Ebu Ubeyde'yi getirdi. Sonra: “Ey Ebu Hureyre! Bana Ansâr'ı çağır” buyurdu. Onları çağırdım, koşarak geldiler. [Resulullah]: “Ey Ansâr topluluğu! Kureyş'in şu ayak takımını görüyor musunuz?” buyurdu. “Evet” dediler. Buyurdu ki: “Yarın onlarla karşılaştığınızda onları ekin biçer gibi biçin!” Bir yandan da sağ elini solunun üzerine koyarak biçme işaretini yaptı ve: “Buluşma yeriniz Safa'dır” buyurdu. Dedi ki: O gün Kureyşlilerden kim karşılarına çıktıysa onu yere serdiler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Safa'ya çıktı. Ansâr da gelip Safa'nın etrafını sardılar. Derken Ebu Süfyân geldi ve: “Ey Allah'ın Resulü! Kureyş'in kökü kazındı; bugünden sonra artık Kureyş diye bir şey kalmayacak!” dedi. Ebu Süfyân ayrıca şunu nakletti: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Ebu Süfyân'ın evine girerse emniyettedir. Kim silahını bırakırsa emniyettedir. Kim kapısını kapatırsa o da emniyettedir.” Bunun üzerine Ansâr kendi aralarında: “Şu zata gelince; ona akrabalarına karşı bir şefkat, memleketine karşı ise bir arzu galebe çaldı” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e vahiy indi. Buyurdu ki: “Siz: ‘Şu zata gelince; ona akrabalarına karşı bir şefkat ve memleketine karşı bir arzu galebe çaldı’ dediniz. Peki, o zaman benim ismim ne? -Bunu üç kez tekrarladı-. Ben Allah'ın kulu ve Resulü Muhammed'im. Allah'a ve size hicret ettim. Hayatım hayatınızdır, ölümüm ölümünüzdür!” [Ansârlılar]: “Vallahi biz o sözü ancak Allah'a ve Resulü'ne olan aşırı düşkünlüğümüzden söyledik” dediler. [Resulullah]: “Şüphesiz Allah ve Resulü sizi tasdik ediyor ve mazeretinizi kabul ediyor” buyurdu.