484_4. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ مِنْ قَوْلِ " سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ " . قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَاكَ تُكْثِرُ مِنْ قَوْلِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ . فَقَالَ " خَبَّرَنِي رَبِّي أَنِّي سَأَرَى عَلاَمَةً فِي أُمَّتِي فَإِذَا رَأَيْتُهَا أَكْثَرْتُ مِنْ قَوْلِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ . فَقَدْ رَأَيْتُهَا { إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ} فَتْحُ مَكَّةَ { وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا * فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا} " .
Muhammed b. el-Müsennâ bana tahdis etti; Abdülalâ bana tahdis etti; Dâvûd bize tahdis etti; [o da] Âmir’den; [o da] Mesrûk’tan; [o da] Âişe’den [naklederek]; şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî estağfirullâhe ve etûbü ileyh” sözünü çokça söylerdi. [Âişe] dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Seni bu sözü çokça söylerken görüyorum” dedim. Buyurdu ki: “Rabbim bana, ümmetimde bir alamet göreceğimi haber vermişti. Onu gördüğüm zaman bu sözü çoğaltırım. İşte onu gördüm: { إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ } “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...”; bu Mekke’nin fethidir. { وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا * فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا } “Ve insanların öbek öbek Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde, Rabbini hamd ederek tesbih et ve ondan bağışlanma dile. Çünkü o, tövbeleri çokça kabul edendir”.”