498. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ، - يَعْنِي الأَحْمَرَ - عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَفْتِحُ الصَّلاَةَ بِالتَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةَ بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ} وَكَانَ إِذَا رَكَعَ لَمْ يُشْخِصْ رَأْسَهُ وَلَمْ يُصَوِّبْهُ وَلِكَنْ بَيْنَ ذَلِكَ وَكَانَ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ قَائِمًا وَكَانَ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السَّجْدَةِ لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ جَالِسًا وَكَانَ يَقُولُ فِي كُلِّ رَكْعَتَيْنِ التَّحِيَّةَ وَكَانَ يَفْرِشُ رِجْلَهُ الْيُسْرَى وَيَنْصِبُ رِجْلَهُ الْيُمْنَى وَكَانَ يَنْهَى عَنْ عُقْبَةِ الشَّيْطَانِ وَيَنْهَى أَنْ يَفْتَرِشَ الرَّجُلُ ذِرَاعَيْهِ افْتِرَاشَ السَّبُعِ وَكَانَ يَخْتِمُ الصَّلاَةَ بِالتَّسْلِيمِ . وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ نُمَيْرٍ عَنْ أَبِي خَالِدٍ وَكَانَ يَنْهَى عَنْ عَقِبِ الشَّيْطَانِ .
Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize tahdis etti; Ebû Hâlid -yani el-Ahmer- bize tahdis etti; [o da] Hüseyin el-Muallim’den. (H) Ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti; -lafız onundur- dedi ki: Îsâ b. Yûnus bize haber verdi; Hüseyin el-Muallim bize tahdis etti; [o da] Büdeyl b. Meysere’den; [o da] Ebû’l-Cevzâ’dan; [o da] Âişe’den [naklederek]; şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza tekbirle, kıraate ise: { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ } “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” suresiyle başlardı. Rükû ettiği zaman başını ne yukarı diker ne de aşağı eğerdi; aksine bu ikisi arası bir hizada tutardı. Rükûdan başını kaldırdığı zaman, dimdik ayakta duruncaya kadar secde etmezdi. Başını secdeden kaldırdığı zaman ikinci secdeyi, iyice oturuncaya kadar yapmazdı. Her iki rekatta bir “et-Tahiyyat”ı okurdu. Sol ayağını yere yayar, sağ ayağını ise dikerdi. Şeytan oturuşundan nehyederdi. Kişinin kollarını yırtıcı hayvanın yayışı gibi yere yaymasını da yasaklardı. Namazı ise selamla bitirirdi. İbn Nümeyr’in Ebû Hâlid’den olan rivayetinde: “Şeytan topuğu oturuşundan nehyederdi” ibaresi yer aldı.