1392_2. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَبَّاسِ بْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةَ تَبُوكَ فَأَتَيْنَا وَادِيَ الْقُرَى عَلَى حَدِيقَةٍ لاِمْرَأَةٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اخْرُصُوهَا " . فَخَرَصْنَاهَا وَخَرَصَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشْرَةَ أَوْسُقٍ وَقَالَ " أَحْصِيهَا حَتَّى نَرْجِعَ إِلَيْكِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ " . وَانْطَلَقْنَا حَتَّى قَدِمْنَا تَبُوكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَتَهُبُّ عَلَيْكُمُ اللَّيْلَةَ رِيحٌ شَدِيدَةٌ فَلاَ يَقُمْ فِيهَا أَحَدٌ مِنْكُمْ فَمَنْ كَانَ لَهُ بَعِيرٌ فَلْيَشُدَّ عِقَالَهُ " . فَهَبَّتْ رِيحٌ شَدِيدَةٌ فَقَامَ رَجُلٌ فَحَمَلَتْهُ الرِّيحُ حَتَّى أَلْقَتْهُ بِجَبَلَىْ طَيِّئٍ وَجَاءَ رَسُولُ ابْنِ الْعَلْمَاءِ صَاحِبِ أَيْلَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكِتَابٍ وَأَهْدَى لَهُ بَغْلَةً بَيْضَاءَ فَكَتَبَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَهْدَى لَهُ بُرْدًا ثُمَّ أَقْبَلْنَا حَتَّى قَدِمْنَا وَادِيَ الْقُرَى فَسَأَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَرْأَةَ عَنْ حَدِيقَتِهَا " كَمْ بَلَغَ ثَمَرُهَا " . فَقَالَتْ عَشَرَةَ أَوْسُقٍ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي مُسْرِعٌ فَمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ فَلْيُسْرِعْ مَعِيَ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَمْكُثْ " . فَخَرَجْنَا حَتَّى أَشْرَفْنَا عَلَى الْمَدِينَةِ فَقَالَ " هَذِهِ طَابَةُ وَهَذَا أُحُدٌ وَهُوَ جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ " . ثُمَّ قَالَ " إِنَّ خَيْرَ دُورِ الأَنْصَارِ دَارُ بَنِي النَّجَّارِ ثُمَّ دَارُ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ ثُمَّ دَارُ بَنِي عَبْدِ الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ ثُمَّ دَارُ بَنِي سَاعِدَةَ وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ خَيْرٌ " . فَلَحِقَنَا سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ فَقَالَ أَبُو أُسَيْدٍ أَلَمْ تَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيَّرَ دُورَ الأَنْصَارِ فَجَعَلَنَا آخِرًا . فَأَدْرَكَ سَعْدٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ خَيَّرْتَ دُورَ الأَنْصَارِ فَجَعَلْتَنَا آخِرًا . فَقَالَ " أَوَلَيْسَ بِحَسْبِكُمْ أَنْ تَكُونُوا مِنَ الْخِيَارِ " .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb anlattı; bize Süleymân b. Bilâl, Amr b. Yahyâ’dan; o Abbas b. Sehl b. Sa’d es-Sâidî’den; o da Ebû Humeyd’den [naklettiğine göre] şöyle demiştir: ‘Tebük gazvesine çıkmak üzere Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile yola çıktık. Vâdi el-Kura’ya vardığımızda bir kadına ait bahçeye uğradık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Haydi (bu bahçenin ürününü) tahmin edin (uhrusûhâ)” buyurdu. Biz de tahmin ettik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise o bahçenin mahsulünü on vesak olarak tahmin etti ve kadına: “Biz geri dönünceye kadar —inşallah— (çıkan ürünü) sayıp not et!” buyurdu. Yola devam ederek Tebük’e vardığımızda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu gece üzerinize şiddetli bir rüzgâr esecek; hiçbiriniz ayağa kalkmasın. Devesi olan da onun kösteğini (igâleh) iyice bağlasın!” buyurdu. Gerçekten de şiddetli bir rüzgâr esti; bir adam ayağa kalktı da rüzgâr onu sürükleyip Tayyi’ kabilesinin iki dağına fırlattı. Ayle hükümdarı (İbn el-İlmâ) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir mektup ile beyaz bir katır hediye gönderdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de ona bir cevap yazdı ve kendisine bir bürde (hırka) hediye etti. Sonra (dönüşe geçtik ve) nihayet Vâdi el-Kura’ya geldik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o kadına bahçesinin mahsulünü sordu: “Mahsul ne kadar çıktı?” Kadın: «On vesak çıktı» dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben acele gidiyorum; sizden kim benimle acele etmek isterse gelsin, kim de kalmak isterse kalsın” buyurdu. (Yola koyulduk) nihayet Medine’ye yaklaştığımızda (Resulullah): “İşte bu Tabe’dir (Medine’dir); şu da Uhud’dur; o öyle bir dağdır ki o bizi sever, biz de onu severiz” buyurdu. Sonra (Ansar hakkında): “Ensar evlerinin hayırlısı Neccâroğulları evidir; sonra Abdüleşheloğulları evi, sonra el-Hâris b. el-Hazrecoğulları evi, sonra da Sâideoğulları evidir. (Fakat) Ensar’ın bütün evlerinde hayır vardır” buyurdu. Derken Sa’d b. Ubâde bize yetişti. Ebû Üseyd (ona): «Görmedin mi? Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar evlerini birbiriyle kıyasladı da bizi en sona bıraktı!» dedi. Sa’d, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yetişerek: «Ey Resûlullah! Ensar evlerini hayırlı olma bakımından sıraladınız da bizi en sona mı bıraktınız?» dedi. Resûlullah: “Hayırlılardan sayılmanız size yetmez mi?” buyurdu.’