2337_2. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ مَا رَأَيْتُ مِنْ ذِي لِمَّةٍ أَحْسَنَ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَعْرُهُ يَضْرِبُ مَنْكِبَيْهِ بَعِيدَ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ لَيْسَ بِالطَّوِيلِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ . قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ لَهُ شَعَرٌ .
Bize Amr en-Nâkıd ve Ebû Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’, Süfyân’dan; o Ebû İshâk’tan; o da Berâ’dan [naklettiğine göre] şöyle demiştir: ‘Kırmızı bir takım elbise içinde, kulak yumuşağını (geçip omuzlarına dökülen) gür saçlı hiçbir kimseyi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den daha güzel görmedim. Saçları omuzlarına değmekteydi. İki omuzu arası genişti; ne (aşırı) uzun ne de (çok) kısaydı.’ Ebû Küreyb: «Onun saçları vardı» [dedi].