2362. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الرُّومِيِّ الْيَمَامِيُّ، وَعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ، جَعْفَرٍ الْمَعْقِرِيُّ قَالُوا حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَمَّارٍ - حَدَّثَنَا أَبُو النَّجَاشِيِّ، حَدَّثَنِي رَافِعُ بْنُ خَدِيجٍ، قَالَ قَدِمَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ وَهُمْ يَأْبُرُونَ النَّخْلَ يَقُولُونَ يُلَقِّحُونَ النَّخْلَ فَقَالَ " مَا تَصْنَعُونَ " . قَالُوا كُنَّا نَصْنَعُهُ قَالَ " لَعَلَّكُمْ لَوْ لَمْ تَفْعَلُوا كَانَ خَيْرًا " . فَتَرَكُوهُ فَنَفَضَتْ أَوْ فَنَقَصَتْ - قَالَ - فَذَكَرُوا ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ إِذَا أَمَرْتُكُمْ بِشَىْءٍ مِنْ دِينِكُمْ فَخُذُوا بِهِ وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِشَىْءٍ مِنْ رَأْىٍ فَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ " . قَالَ عِكْرِمَةُ أَوْ نَحْوَ هَذَا . قَالَ الْمَعْقِرِيُّ فَنَفَضَتْ . وَلَمْ يَشُكَّ .
Bize Abdullah b. er-Rûmî el-Yemâmî, Abbâs b. Abdülazîm el-Anberî ve Ahmed b. Ca'fer el-Ma'kırî anlattı; dediler ki: Bize Nadr b. Muhammed anlattı; bize İkrime —yani İbn Ammâr— anlattı; bize Ebû'n-Necâşî anlattı; bana Râfi' b. Hadîc anlattı; dedi ki: Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiğinde, onlar hurmaları aşılıyorlardı —yani: hurmaları döllediklerini söylüyorlardı—. Buyurdu ki: “Ne yapıyorsunuz?” “Biz bunu yapıyorduk” dediler. Buyurdu ki: “Belki bunu yapmasanız daha iyi olurdu.” Onlar da onu terk ettiler. [Fakat hurmalar] döküldü —veya azaldı—. [Râfi'] dedi ki: Bunu ona zikrettiler. Şöyle buyurdu: “Ben ancak bir beşerim. Size dininizden bir şeyi emrettiğim zaman onu hemen alın. Size [şahsî] görüşümden bir şeyi emrettiğimde ise şüphesiz ben ancak bir beşerim.” İkrime: “Veya buna benzer [bir söz söyledi]” dedi. Ma'kırî ise şüphe etmeden: “Döküldü” dedi.