Tövbe Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2619_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ قَالَ لِيَ الزُّهْرِيُّ أَلاَ أُحَدِّثُكَ بِحَدِيثَيْنِ عَجِيبَيْنِ قَالَ الزُّهْرِيُّ أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَسْرَفَ رَجُلٌ عَلَى نَفْسِهِ فَلَمَّا حَضَرَهُ الْمَوْتُ أَوْصَى بَنِيهِ فَقَالَ إِذَا أَنَا مُتُّ فَأَحْرِقُونِي ثُمَّ اسْحَقُونِي ثُمَّ اذْرُونِي فِي الرِّيحِ فِي الْبَحْرِ فَوَاللَّهِ لَئِنْ قَدَرَ عَلَىَّ رَبِّي لَيُعَذِّبُنِي عَذَابًا مَا عَذَّبَهُ بِهِ أَحَدًا ‏.‏ قَالَ فَفَعَلُوا ذَلِكَ بِهِ فَقَالَ لِلأَرْضِ أَدِّي مَا أَخَذْتِ ‏.‏ فَإِذَا هُوَ قَائِمٌ فَقَالَ لَهُ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا صَنَعْتَ فَقَالَ خَشْيَتُكَ يَا رَبِّ - أَوْ قَالَ - مَخَافَتُكَ ‏.‏ فَغَفَرَ لَهُ بِذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَحَدَّثَنِي حُمَيْدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ دَخَلَتِ امْرَأَةٌ النَّارَ فِي هِرَّةٍ رَبَطَتْهَا فَلاَ هِيَ أَطْعَمَتْهَا وَلاَ هِيَ أَرْسَلَتْهَا تَأْكُلُ مِنْ خَشَاشِ الأَرْضِ حَتَّى مَاتَتْ هَزْلاً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ ذَلِكَ لِئَلاَّ يَتَّكِلَ رَجُلٌ وَلاَ يَيْأَسَ رَجُلٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd anlattılar; Abd: 'Bize haber verdi,' dedi; İbn Râfi' ise —lafız onundur— şöyle dedi: Bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; [Ma'mer] dedi ki: ez-Zührî bana: "Sana [birbirinden] hayret verici iki hadis anlatayım mı?" dedi. [Sonra] ez-Zührî: Bana Humeyd b. Abdurrahmân, Ebû Hüreyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] haber verdi, dedi: "Kendi nefsi aleyhine (günahlarda) haddi aşmış bir adam, ölüm döşeğindeyken oğullarına: 'Ben öldüğüm vakit beni yakın, sonra ezip toz hâline getirin; sonra da denizdeki rüzgâra savurun. Vallahi eğer Rabbim bana güç yetirirse (beni ele geçirirse), hiç kimseye etmediği bir azabı bana edecektir,' diyerek vasiyette bulundu." [Resulullah devamla] buyurdu ki: "Onlar da [babalarının vasiyetini] yerine getirdiler. Bunun üzerine Allah yere: 'Aldığını geri ver!' buyurdu. Bir de ne görelim; adam [huzurda] ayakta duruyor! Allah ona: 'Seni bu yaptıklarına sevk eden nedir?' buyurdu. Adam: 'Senin korkundur ey Rabbim —veya senin haşyetindir—,' dedi. Allah da bu [samimiyeti] sebebiyle onu bağışladı." ez-Zührî devamla dedi ki: Bana yine Humeyd, Ebû Hüreyre'den; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] anlattı; [Resulullah] şöyle buyurmuştur: "Bir kadın, bağladığı bir kedi yüzünden cehenneme girdi. Onu ne besledi ne de yerin haşerelerinden (haşâşi'l-ard) yemesi için salıverdi; nihayet kedi açlıktan (zayıf düşerek) öldü." ez-Zührî şöyle demiştir: "[Bu anlatılanlar]; ne bir kimse [bağışlanacağına] güvenip [ameli] terk etsin, ne de bir kimse [Allah'tan] ümidini kessin diyedir."