2766_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ رَجُلٌ قَتَلَ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ نَفْسًا فَسَأَلَ عَنْ أَعْلَمِ أَهْلِ الأَرْضِ فَدُلَّ عَلَى رَاهِبٍ فَأَتَاهُ فَقَالَ إِنَّهُ قَتَلَ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ نَفْسًا فَهَلْ لَهُ مِنَ تَوْبَةٍ فَقَالَ لاَ . فَقَتَلَهُ فَكَمَّلَ بِهِ مِائَةً ثُمَّ سَأَلَ عَنْ أَعْلَمِ أَهْلِ الأَرْضِ فَدُلَّ عَلَى رَجُلٍ عَالِمٍ فَقَالَ إِنَّهُ قَتَلَ مِائَةَ نَفْسٍ فَهَلْ لَهُ مِنْ تَوْبَةٍ فَقَالَ نَعَمْ وَمَنْ يَحُولُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ التَّوْبَةِ انْطَلِقْ إِلَى أَرْضِ كَذَا وَكَذَا فَإِنَّ بِهَا أُنَاسًا يَعْبُدُونَ اللَّهَ فَاعْبُدِ اللَّهَ مَعَهُمْ وَلاَ تَرْجِعْ إِلَى أَرْضِكَ فَإِنَّهَا أَرْضُ سَوْءٍ . فَانْطَلَقَ حَتَّى إِذَا نَصَفَ الطَّرِيقَ أَتَاهُ الْمَوْتُ فَاخْتَصَمَتْ فِيهِ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ وَمَلاَئِكَةُ الْعَذَابِ فَقَالَتْ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ جَاءَ تَائِبًا مُقْبِلاً بِقَلْبِهِ إِلَى اللَّهِ . وَقَالَتْ مَلاَئِكَةُ الْعَذَابِ إِنَّهُ لَمْ يَعْمَلْ خَيْرًا قَطُّ . فَأَتَاهُمْ مَلَكٌ فِي صُورَةِ آدَمِيٍّ فَجَعَلُوهُ بَيْنَهُمْ فَقَالَ قِيسُوا مَا بَيْنَ الأَرْضَيْنِ فَإِلَى أَيَّتِهِمَا كَانَ أَدْنَى فَهُوَ لَهُ . فَقَاسُوهُ فَوَجَدُوهُ أَدْنَى إِلَى الأَرْضِ الَّتِي أَرَادَ فَقَبَضَتْهُ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ " . قَالَ قَتَادَةُ فَقَالَ الْحَسَنُ ذُكِرَ لَنَا أَنَّهُ لَمَّا أَتَاهُ الْمَوْتُ نَأَى بِصَدْرِهِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr anlattılar; lafız İbn el-Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; bana babam, Katâde'den; o, Ebû's-Sıddîk'tan; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den [naklederek] anlattı: Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden öncekiler arasında doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Yeryüzünün en âlim kişisini sordu; kendisine bir rahip (râhib) gösterildi. Ona giderek doksan dokuz kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu. [Rahip]: 'Hayır,' dedi. Bunun üzerine adam onu da öldürerek [sayıyı] yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzünün en âlim kişisini sordu; kendisine âlim bir adam gösterildi. [Adam] yüz kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu. [Âlim]: 'Evet, tövbe ile onun arasına kim girebilir ki? Filan ve filan yere git; zira orada Allah'a ibadet eden insanlar vardır. Sen de onlarla birlikte Allah'a ibadet et ve sakın kendi toprağına dönme; çünkü orası kötü bir yerdir,' dedi. Adam yola çıktı; yolun yarısına vardığında ölüm ona yetişti. Rahmet melekleri ile azap melekleri onun hakkında tartışmaya başladılar. Rahmet melekleri: 'Bu adam tövbe ederek, kalbiyle Allah'a yönelmiş bir halde geldi,' dediler. Azap melekleri ise: 'Bu adam asla hiçbir hayır işlemedi,' dediler. Derken onlara insan suretinde bir melek geldi; onu aralarında hakem yaptılar. [Melek]: 'İki toprak arasını ölçün; hangi tarafa daha yakınsa adam ona aittir,' dedi. Ölçtüler ve onu gitmek istediği toprağa daha yakın buldular. Bunun üzerine onu rahmet melekleri teslim aldı." Katâde der ki: Hasan [el-Basrî] şöyle demiştir: 'Bize zikredildiğine göre; o kişi ölüm kendisine geldiğinde göğsüyle [iyi tarafa doğru] yönelmiş (uzanmış)tır.'