2897. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَنْزِلَ الرُّومُ بِالأَعْمَاقِ أَوْ بِدَابِقَ فَيَخْرُجُ إِلَيْهِمْ جَيْشٌ مِنَ الْمَدِينَةِ مِنْ خِيَارِ أَهْلِ الأَرْضِ يَوْمَئِذٍ فَإِذَا تَصَافُّوا قَالَتِ الرُّومُ خَلُّوا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الَّذِينَ سَبَوْا مِنَّا نُقَاتِلْهُمْ . فَيَقُولُ الْمُسْلِمُونَ لاَ وَاللَّهِ لاَ نُخَلِّي بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ إِخْوَانِنَا . فَيُقَاتِلُونَهُمْ فَيَنْهَزِمُ ثُلُثٌ لاَ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ أَبَدًا وَيُقْتَلُ ثُلُثُهُمْ أَفْضَلُ الشُّهَدَاءِ عِنْدَ اللَّهِ وَيَفْتَتِحُ الثُّلُثُ لاَ يُفْتَنُونَ أَبَدًا فَيَفْتَتِحُونَ قُسْطُنْطِينِيَّةَ فَبَيْنَمَا هُمْ يَقْتَسِمُونَ الْغَنَائِمَ قَدْ عَلَّقُوا سُيُوفَهُمْ بِالزَّيْتُونِ إِذْ صَاحَ فِيهِمُ الشَّيْطَانُ إِنَّ الْمَسِيحَ قَدْ خَلَفَكُمْ فِي أَهْلِيكُمْ . فَيَخْرُجُونَ وَذَلِكَ بَاطِلٌ فَإِذَا جَاءُوا الشَّأْمَ خَرَجَ فَبَيْنَمَا هُمْ يُعِدُّونَ لِلْقِتَالِ يُسَوُّونَ الصُّفُوفَ إِذْ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَيَنْزِلُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ فَأَمَّهُمْ فَإِذَا رَآهُ عَدُوُّ اللَّهِ ذَابَ كَمَا يَذُوبُ الْمِلْحُ فِي الْمَاءِ فَلَوْ تَرَكَهُ لاَنْذَابَ حَتَّى يَهْلِكَ وَلَكِنْ يَقْتُلُهُ اللَّهُ بِيَدِهِ فَيُرِيهِمْ دَمَهُ فِي حَرْبَتِهِ " .
Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Muallâ b. Mansûr anlattı; bize Süleyman b. Bilâl anlattı; bize Süheyl, babasından; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rumlar, el-A'mâk veya Dâbık mevkilerine inmedikçe kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine'den, o günkü yeryüzü halkının en hayırlılarından olan bir ordu çıkar. [Ordular] savaş düzeni alıp saf tuttuğunda Rumlar: 'Bizimle, bizden esir alıp [bağlarımızı koparanların/Müslüman olanların] arasını boşaltın da onlarla savaşalım!' derler. Müslümanlar ise: 'Hayır, vallâhi kardeşlerimizle sizin aranızdan çekilmeyiz!' derler. Bunun üzerine onlarla savaşırlar. [Müslüman ordusunun] üçte biri [firar ederek] bozguna uğrar ki; Allah onların tövbesini asla kabul etmez. Üçte biri öldürülür ki; onlar Allah katında şehitlerin en faziletlisidir. Üçte biri de fetheder ki; onlar asla fitneye düşürülmezler. İşte bunlar İstanbul'u (Kustantîniyye) fethederler. Onlar kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında: 'Deccal (el-Mesîh), arkanızdan ailelerinizin başına geçti!' diye feryat eder. Bunun üzerine [ordu oradan] çıkar; oysa bu haber asılsızdır. Şam'a geldiklerinde [ise] Deccal çıkar. Onlar tam savaş için hazırlanıp safları düzeltirken namaz için kamet getirilir. Derken İsa b. Meryem iner ve onlara [namazda] imamlık eder. Allah'ın düşmanı [Deccal] onu görünce, tuzun suda erimesi gibi erimeye başlar. Şayet [Hz. İsa] onu bıraksa bile zaten kendi kendine eriyip helak olacaktır. Ancak Allah onu [İsa'nın] eliyle öldürtür de mızrağındaki kanını onlara gösterir."