894_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبَّادَ بْنَ تَمِيمٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ الْمَازِنِيَّ، يَقُولُ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمُصَلَّى فَاسْتَسْقَى وَحَوَّلَ رِدَاءَهُ حِينَ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; Abdullah b. Ebî Bekr’den; o Abbâd b. Temîm’i şöyle derken işitmiş: Abdullah b. Zeyd el-Mâzinî’yi şöyle derken işittim: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem musallaya çıktı, yağmur duası yaptı ve kıbleye yöneldiği sırada ridasını ters çevirdi.”
894_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمُصَلَّى فَاسْتَسْقَى وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَقَلَبَ رِدَاءَهُ وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Sufyân b. Uyeyne haber verdi; Abdullah b. Ebî Bekr’den; Abbâd b. Temîm’den; amcasından; [naklettiğine göre]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem musallaya çıktı; yağmur duası yaptı, kıbleye yöneldi, ridasını ters çevirdi ve iki rekat namaz kıldı.”
894_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ عَبَّادَ بْنَ تَمِيمٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ الأَنْصَارِيَّ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ إِلَى الْمُصَلَّى يَسْتَسْقِي وَأَنَّهُ لَمَّا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَحَوَّلَ رِدَاءَهُ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Suleymân b. Bilâl haber verdi; Yahyâ b. Saîd’den; dedi ki: Bana Ebû Bekr b. Muhammed b. Amr haber verdi; [naklettiğine göre] Abbâd b. Temîm ona şunu haber vermiş: Abdullah b. Zeyd el-Ensârî ona, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yağmur duası yapmak üzere musallaya çıktığını ve dua etmek istediğinde kıbleye yönelip ridasını ters çevirdiğini haber vermiş.
894_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ، شِهَابٍ قَالَ أَخْبَرَنِي عَبَّادُ بْنُ تَمِيمٍ الْمَازِنِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ عَمَّهُ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَجَعَلَ إِلَى النَّاسِ ظَهْرَهُ يَدْعُو اللَّهَ وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَحَوَّلَ رِدَاءَهُ ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ .
Bana Ebû’t-Tâhir ve Harmele anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb’dan; dedi ki: Bana Abbâd b. Temîm el-Mâzinî haber verdi; [naklettiğine göre] amcasını -ki o Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabındandı- şöyle derken işitmiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün yağmur duası yapmak üzere çıktı. Sırtını insanlara dönerek Allah’a dua etti, kıbleye yöneldi, ridasını ters çevirdi, sonra iki rekat namaz kıldı.”
895_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي الدُّعَاءِ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ إِبْطَيْهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yahyâ b. Ebî Bukeyr anlattı; Şu’be’den; Sâbit’ten; Enes’ten; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i dua ederken, koltuk altlarının beyazlığı görününceye kadar ellerini kaldırırken gördüm.”
895_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَسْقَى فَأَشَارَ بِظَهْرِ كَفَّيْهِ إِلَى السَّمَاءِ
Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize el-Hasan b. Musa anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı; Sâbit’ten; Enes b. Mâlik’ten; [naklettiğine göre]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yağmur duası yaptı; bu esnada avuçlarının arkasını göğe doğru çevirerek işaret etti.”
895_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، وَعَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي شَىْءٍ مِنْ دُعَائِهِ إِلاَّ فِي الاِسْتِسْقَاءِ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ إِبْطَيْهِ . غَيْرَ أَنَّ عَبْدَ الأَعْلَى قَالَ يُرَى بَيَاضُ إِبْطِهِ أَوْ بَيَاضُ إِبْطَيْهِ .
Bize Muhammed b. el-Musennâ anlattı; bize İbn Ebî Adiy ve Abdülalâ, Saîd’den; Katâde’den; Enes’ten [naklettiler]; [naklettiğine göre]: “Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem, yağmur duası hariç hiçbir duasında ellerini koltuk altlarının beyazlığı görünecek kadar kaldırmazdı.” Şu kadar var ki Abdülalâ: “Koltuk altının beyazlığı veya koltuk altlarının beyazlığı görününceye kadar” diyerek rivayet etti.
896. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّحَدَّثَهُمْ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize İbn el-Musennâ anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; İbn Ebî Arûbe’den; Katâde’den; [naklettiğine göre] o onlara Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den benzerini anlatmıştır.
897_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّجُمُعَةٍ مِنْ بَابٍ كَانَ نَحْوَ دَارِ الْقَضَاءِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ فَاسْتَقْبَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ فَادْعُ اللَّهِ يُغِثْنَا . قَالَ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَغِثْنَا اللَّهُمَّ أَغِثْنَا اللَّهُمَّ أَغِثْنَا " . قَالَ أَنَسٌ وَلاَ وَاللَّهِ مَا نَرَى فِي السَّمَاءِ مِنْ سَحَابٍ وَلاَ قَزَعَةٍ وَمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ سَلْعٍ مِنْ بَيْتٍ وَلاَ دَارٍ - قَالَ - فَطَلَعَتْ مِنْ وَرَائِهِ سَحَابَةٌ مِثْلُ التُّرْسِ فَلَمَّا تَوَسَّطَتِ السَّمَاءَ انْتَشَرَتْ ثُمَّ أَمْطَرَتْ - قَالَ - فَلاَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْنَا الشَّمْسَ سَبْتًا - قَالَ - ثُمَّ دَخَلَ رَجُلٌ مِنْ ذَلِكَ الْبَابِ فِي الْجُمُعَةِ الْمُقْبِلَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ فَاسْتَقْبَلَهُ قَائِمًا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ فَادْعُ اللَّهَ يُمْسِكْهَا عَنَّا - قَالَ - فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ حَوْلَنَا وَلاَ عَلَيْنَا اللَّهُمَّ عَلَى الآكَامِ وَالظِّرَابِ وَبُطُونِ الأَوْدِيَةِ وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ " . فَانْقَلَعَتْ وَخَرَجْنَا نَمْشِي فِي الشَّمْسِ . قَالَ شَرِيكٌ فَسَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ أَهُوَ الرَّجُلُ الأَوَّلُ قَالَ لاَ أَدْرِي .
Bize Yahyâ b. Yahyâ, Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr anlattılar; Yahyâ “bize haber verdi” dedi, diğerleri “bize anlattı” dediler; İsmail b. Cafer’den; Şerîk b. Ebî Nemir’den; Enes b. Mâlik’ten; [naklettiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe verirken, bir Cuma günü Dâru’l-Kadâ tarafındaki bir kapıdan bir adam girdi. Ayakta durarak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yöneldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Mallar helak oldu, yollar kesildi; Allah’a dua et de bize yağmur versin!” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı, sonra: “Allah’ım bize yağmur ver! Allah’ım bize yağmur ver! Allah’ım bize yağmur ver!” buyurdu. Enes dedi ki: “Vallahi gökte ne bir bulut ne de bir bulut parçası görüyorduk; bizimle Sel' dağı arasında da hiçbir ev veya konut yoktu.” [Ravi] dedi ki: Derken dağın arkasından kalkan gibi bir bulut çıktı. Gökyüzünün ortasına varınca dağıldı, sonra yağmur yağmaya başladı. Enes dedi ki: “Vallahi bir hafta boyunca güneşi görmedik!” Enes devam etti: “Sonra ertesi Cuma, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe verirken yine o kapıdan bir adam girdi. Ayakta durarak ona yöneldi ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Mallar helak oldu, yollar kesildi; Allah’a dua et de onu bizden kessin!’ dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı ve: ‘Allah’ım! Üzerimize değil, çevremize yağdır! Allah’ım! Tepelere, dağlara, vadi içlerine ve ağaçlık yerlere yağdır!’ buyurdu.” Bunun üzerine yağmur kesildi; biz de çıktık, güneşte yürüyorduk. Şerîk dedi ki: Enes b. Mâlik’e: “Bu adam, birinci adam mıydı?” diye sordum. “Bilmiyorum” dedi.
897_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَصَابَتِ النَّاسَ سَنَةٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ النَّاسَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ قَامَ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَ الْمَالُ وَجَاعَ الْعِيَالُ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَاهُ . وَفِيهِ قَالَ " اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلاَ عَلَيْنَا " . قَالَ فَمَا يُشِيرُ بِيَدِهِ إِلَى نَاحِيَةٍ إِلاَّ تَفَرَّجَتْ حَتَّى رَأَيْتُ الْمَدِينَةَ فِي مِثْلِ الْجَوْبَةِ وَسَالَ وَادِي قَنَاةَ شَهْرًا . وَلَمْ يَجِئْ أَحَدٌ مِنْ نَاحِيَةٍ إِلاَّ أَخْبَرَ بِجَوْدٍ .
Bize Dâvûd b. Ruşeyd anlattı; bize Velîd b. Müslim anlattı; el-Evzâî’den; bana İshâk b. Abdillâh b. Ebî Talha anlattı; Enes b. Mâlik’ten; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde insanlara bir kıtlık isabet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir Cuma günü minberde insanlara hutbe verirken bir bedevi ayağa kalktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Mal helak oldu, çoluk çocuk aç kaldı’ dedi.” [Ravi] hadisi benzer manada sevk etti. Bu rivayette şu da vardır: “[Nebi]: ‘Allah’ım! Çevremize, üzerimize değil!’ buyurdu. Eliyle hangi tarafa işaret etse orası açılıyordu; nihayet Medine’yi bir delik gibi açıkta gördüm. Kanât vadisi bir ay boyunca aktı. Hangi taraftan biri gelse mutlaka bol yağmur haberini getiriyordu.”
897_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَامَ إِلَيْهِ النَّاسُ فَصَاحُوا وَقَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ قَحِطَ الْمَطَرُ وَاحْمَرَّ الشَّجَرُ وَهَلَكَتِ الْبَهَائِمُ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَفِيهِ مِنْ رِوَايَةِ عَبْدِ الأَعْلَى فَتَقَشَّعَتْ عَنِ الْمَدِينَةِ . فَجَعَلَتْ
Bana Abdülalâ b. Hammâd ve Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemî anlattılar; dediler ki: Bize Mu’temir anlattı; bize Ubeydullah anlattı; Sâbit el-Bünânî’den; Enes b. Mâlik’ten; [şöyle demiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü hutbe verirken insanlar ayağa kalkıp: ‘Ey Allah’ın Nebisi! Yağmur kesildi, ağaçlar sarardı, hayvanlar helak oldu!’ diye bağırdılar.” [Ravi] hadisi sevk etti. Abdülalâ’nın rivayetinde şu da vardır: “Bulutlar Medine’den dağıldı...”
897_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، بِنَحْوِهِ وَزَادَ فَأَلَّفَ اللَّهُ بَيْنَ السَّحَابِ وَمَكَثْنَا حَتَّى رَأَيْتُ الرَّجُلَ الشَّدِيدَ تُهِمُّهُ نَفْسُهُ أَنْ يَأْتِيَ أَهْلَهُ .
Bize onu Ebû Kureyb anlattı; bize Ebû Usâme anlattı; Suleymân b. el-Muğîre’den; Sâbit’ten; Enes’ten; benzeri şekilde rivayet etti ve şunu ekledi: “Allah bulutları birleştirdi. Biz mescitte bekledik; hatta güçlü kuvvetli bir adamın bile ailesinin yanına nasıl gideceğini dert edindiğini gördüm.”
897_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي أُسَامَةُ، أَنَّ حَفْصَ بْنَ، عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ . وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ وَزَادَ فَرَأَيْتُ السَّحَابَ يَتَمَزَّقُ كَأَنَّهُ الْمُلاَءُ حِينَ تُطْوَى .
Bana Harun b. Saîd el-Eylî anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Üsâme haber verdi; [naklettiğine göre] Hafs b. Ubeydullah b. Enes b. Mâlik ona, Enes b. Mâlik’i şöyle derken işittiğini anlatmış: “Bir bedevi, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir Cuma günü minberde iken ona geldi...” [Ravi] hadisi anlattı ve şunu ekledi: “Bulutların, sanki dürülen çarşaflar gibi parçalanıp dağıldığını gördüm.”
898. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ أَصَابَنَا وَنَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَطَرٌ قَالَ فَحَسَرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثَوْبَهُ حَتَّى أَصَابَهُ مِنْ الْمَطَرِ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ لِمَ صَنَعْتَ هَذَا قَالَ لِأَنَّهُ حَدِيثُ عَهْدٍ بِرَبِّهِ تَعَالَى
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Cafer b. Suleymân haber verdi; Sâbit el-Bünânî’den; Enes’ten; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteyken üzerimize yağmur yağdı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yağmurun vücuduna değmesi için elbisesini açtı. Biz: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bunu neden yaptın?’ diye sorduk. [Nebi]: ‘Çünkü o, Rabbi Teâlâ’dan yeni gelmiştir’ buyurdu.”
899_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ جَعْفَرٍ، - وَهُوَ ابْنُ مُحَمَّدٍ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ يَوْمُ الرِّيحِ وَالْغَيْمِ عُرِفَ ذَلِكَ فِي وَجْهِهِ أَقْبَلَ وَأَدْبَرَ فَإِذَا مَطَرَتْ سُرَّ بِهِ وَذَهَبَ عَنْهُ ذَلِكَ . قَالَتْ عَائِشَةُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ " إِنِّي خَشِيتُ أَنْ يَكُونَ عَذَابًا سُلِّطَ عَلَى أُمَّتِي " . وَيَقُولُ إِذَا رَأَى الْمَطَرَ " رَحْمَةٌ" .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb anlattı; bize Suleymân -yani İbn Bilâl- anlattı; Cafer’den; Atâ b. Ebî Rabâh’tan; [naklettiğine göre] o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’yi şöyle derken işitmiş: “Rüzgarlı ve bulutlu bir gün olduğunda, bu durum Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzünden anlaşılırdı; bir ileri bir geri giderdi. Yağmur yağdığında ise buna sevinir ve o hali üzerinden giderdi.” Âişe dedi ki: Bunun sebebini ona sordum; [Nebi]: “Ben, ümmetime musallat edilmiş bir azap olmasından korktum” buyurdu. Yağmuru gördüğünde ise: “Rahmettir” derdi.
899_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ جُرَيْجٍ، يُحَدِّثُنَا عَنْ عَطَاءِ، بْنِ أَبِي رَبَاحٍ عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَصَفَتِ الرِّيحُ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا فِيهَا وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا فِيهَا وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ " . قَالَتْ وَإِذَا تَخَيَّلَتِ السَّمَاءُ تَغَيَّرَ لَوْنُهُ وَخَرَجَ وَدَخَلَ وَأَقْبَلَ وَأَدْبَرَ فَإِذَا مَطَرَتْ سُرِّيَ عَنْهُ فَعَرَفْتُ ذَلِكَ فِي وَجْهِهِ . قَالَتْ عَائِشَةُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ " لَعَلَّهُ يَا عَائِشَةُ كَمَا قَالَ قَوْمُ عَادٍ { فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هَذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَا} " .
Bana Ebû’t-Tâhir anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; dedi ki: İbn Cureyc’i, Atâ b. Ebî Rabâh’tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den rivayet ederken işittim; [Âişe] şöyle demiştir: “Şiddetli bir rüzgar estiğinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Allah’ım! Senden onun hayrını, içindekinin hayrını ve onunla gönderilenin hayrını dilerim. Onun şerrinden, içindekinin şerrinden ve onunla gönderilenin şerrinden de Sana sığınırım’ derdi.” [Âişe] devamla dedi ki: “Gökyüzü bulutlandığında [Resulullah’ın] rengi değişirdi; dışarı çıkar, içeri girer, bir ileri bir geri giderdi. Yağmur yağdığında ise o hali dağılırdı; ben bu sevinci onun yüzünden anlardım.” Âişe dedi ki: Bunun sebebini ona sordum; [Nebi]: “Ey Âişe! Belki o, Âd kavminin dediği gibi bir azap olabilir: { فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هَذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَا } “Onu vadilerine doğru gelen bir bulut olarak gördüklerinde: ‘Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur’ dediler.” (Ahkaf, 46/24)” buyurdu.
899_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَا النَّضْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُسْتَجْمِعًا ضَاحِكًا حَتَّى أَرَى مِنْهُ لَهَوَاتِهِ إِنَّمَا كَانَ يَتَبَسَّمُ - قَالَتْ- وَكَانَ إِذَا رَأَى غَيْمًا أَوْ رِيحًا عُرِفَ ذَلِكَ فِي وَجْهِهِ . فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَى النَّاسَ
Bana Harun b. Ma'rûf anlattı; bize İbn Vehb, Amr b. el-Hâris’ten anlattı; (H) Bana Ebû’t-Tâhir anlattı; bize Abdullah b. Vehb haber verdi; bize Amr b. el-Hâris haber verdi; Ebû’n-Nadr’ın ona Suleymân b. Yesâr’dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den naklettiğine göre; [Âişe] şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in küçük dili görünecek kadar kahkahayla güldüğünü hiç görmedim; o sadece tebessüm ederdi. Bir bulut veya rüzgar gördüğünde bu durum yüzünden anlaşılırdı. ‘Ey Allah’ın Resulü! İnsanları görüyorum...’ dedim.”
900_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " نُصِرْتُ بِالصَّبَا وَأُهْلِكَتْ عَادٌ بِالدَّبُورِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ğunder haber verdi; Şu’be’den; (H) Bize Muhammed b. el-Musennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be anlattı; el-Hakem’den; Mücâhid’den; İbn Abbâs’tan; [naklettiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ben sabâ rüzgarı ile yardım edildim; Âd kavmi ise debûr rüzgarı ile helak edildi.”
900_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبَانٍ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ - كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مَسْعُودِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; (H) Bize Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Abân el-Cufî anlattı; bize Abde -yani İbn Suleymân- anlattı; her ikisi el-A’meş’ten; Mes’ûd b. Mâlik’ten; Saîd b. Cubeyr’den; İbn Abbâs’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [önceki hadisin] benzerini [rivayet ettiler].