2200. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ أَبَا الصَّهْبَاءِ، قَالَ لاِبْنِ عَبَّاسٍ أَتَعْلَمُ إِنَّمَا كَانَتِ الثَّلاَثُ تُجْعَلُ وَاحِدَةً عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَثَلاَثًا مِنْ إِمَارَةِ عُمَرَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ نَعَمْ .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; İbn Tâvûs bana; babasından; naklettiğine göre Ebü's-Sahbâ, İbn Abbâs’a şunu sordu: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem devrinde, Ebû Bekir zamanında ve hatta Ömer’in hilafetinin (imârah) üç senesinde; [bir defada verilen] üç talâkın (es-selâsu) [yalnızca] bir talâk (vâhideten) sayıldığını biliyor musun?” İbn Abbâs: “Evet,” dedi.