949. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ شُبَيْلٍ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ كَانَ أَحَدُنَا يُكَلِّمُ الرَّجُلَ إِلَى جَنْبِهِ فِي الصَّلاَةِ فَنَزَلَتْ { وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ } فَأُمِرْنَا بِالسُّكُوتِ وَنُهِينَا عَنِ الْكَلاَمِ .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; bize Huşeym anlattı; İsmâil b. Ebî Hâlid'den; el-Hâris b. Şübeyl'den; Ebû Amr eş-Şeybânî'den; Zeyd b. Erkam'dan; [nakledildiğine göre] şöyle dedi: “Eskiden her birimiz namazdayken yanındaki adamla konuşurdu. Derken: { وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ } «Allah için gönülden boyun eğerek [namaza] durun.» [ayeti] indi. Bunun üzerine susmakla emrolunduk ve konuşmaktan nehyedildik.”