4520. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، وَرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّ مُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ، انْطَلَقَا قِبَلَ خَيْبَرَ فَتَفَرَّقَا فِي النَّخْلِ فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ فَاتَّهَمُوا الْيَهُودَ فَجَاءَ أَخُوهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَابْنَا عَمِّهِ حُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَتَكَلَّمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فِي أَمْرِ أَخِيهِ وَهُوَ أَصْغَرُهُمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْكُبْرَ الْكُبْرَ " . أَوْ قَالَ " لِيَبْدَإِ الأَكْبَرُ " . فَتَكَلَّمَا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُقْسِمُ خَمْسُونَ مِنْكُمْ عَلَى رَجُلٍ مِنْهُمْ فَيُدْفَعُ بِرُمَّتِهِ " . قَالُوا أَمْرٌ لَمْ نَشْهَدْهُ كَيْفَ نَحْلِفُ قَالَ " فَتُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِأَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْهُمْ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْمٌ كُفَّارٌ . قَالَ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ قِبَلِهِ . قَالَ قَالَ سَهْلٌ دَخَلْتُ مِرْبَدًا لَهُمْ يَوْمًا فَرَكَضَتْنِي نَاقَةٌ مِنْ تِلْكَ الإِبِلِ رَكْضَةً بِرِجْلِهَا . قَالَ حَمَّادٌ هَذَا أَوْ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ وَمَالِكٌ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ قَالَ فِيهِ " أَتَحْلِفُونَ خَمْسِينَ يَمِينًا وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ أَوْ قَاتِلِكُمْ " وَلَمْ يَذْكُرْ بِشْرٌ دَمًا وَقَالَ عَبْدَةُ عَنْ يَحْيَى كَمَا قَالَ حَمَّادٌ وَرَوَاهُ ابْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ يَحْيَى فَبَدَأَ بِقَوْلِهِ " تُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِخَمْسِينَ يَمِينًا يَحْلِفُونَ " . وَلَمْ يَذْكُرِ الاِسْتِحْقَاقَ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهَذَا وَهَمٌ مِنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ .
Bize Ubeydullah b. Ömer b. Meysere ve Muhammed b. Ubeyd anlattı. -Mana birdir.- Dediler ki: Bize Hammad b. Zeyd anlattı; Yahya b. Said'den, (o) Beşîr b. Yesâr'dan, (o) Sehl b. Ebî Hasme ve Râfi' b. Hadîc'den nakletti ki; Muhayyisa b. Mes'ûd ve Abdullah b. Sehl, Hayber tarafına gittiler ve hurmalıkların arasında (birbirlerinden) ayrıldılar. (Sonra) Abdullah b. Sehl öldürüldü. (Onun yakınları) Yahudileri itham ettiler. (Maktulün) kardeşi Abdurrahman b. Sehl ile amcasının oğulları Huveyyisa ve Muhayyisa Nebi'ye (sallallâhu aleyhi ve sellem) geldiler. Abdurrahman, kardeşi hakkında konuş(maya başla)dı -ki o, onların en küçüğüydü-. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Büyüğe (bırak), büyüğe!" -veya "En büyük olan başlasın"- buyurdu. Bunun üzerine (diğer) ikisi arkadaşları(nın davası) hakkında konuştular. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sizden elli kişi, onlardan (Yahudilerden) bir adam aleyhine yemin eder ve o adam (boynunda ipiyle/teslim alınmış olarak) size verilir." Onlar: "Şahit olmadığımız bir işe nasıl yemin edelim?" dediler. (Peygamber): "O halde Yahudiler, içlerinden elli kişinin yeminiyle sizi (diyetten/vebalden) beri kılarlar" buyurdu. Onlar: "Ey Allah'ın Resûlü! (Onlar) kâfir bir topluluktur" dediler. (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine onun diyetini Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi yanından ödedi. Sehl dedi ki: "Bir gün onların (zekât develerinin toplandığı) ağıla girdim de o develerden bir dişi deve bana ayağıyla bir tekme vurdu." Hammad dedi ki: (Hadis) böyledir veya buna benzerdir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Bişr b. el-Mufaddal ve Mâlik, Yahya b. Said'den rivayet ettiler. (Mâlik rivayetinde) şöyle dedi: "Elli yemin eder ve arkadaşınızın (veya katilinizin) kanını hak edersiniz." Bişr (rivayetinde) "kan"ı zikretmedi. Abde de Yahya'dan, Hammad'ın dediği gibi rivayet etti. Bunu İbn Uyeyne de Yahya'dan rivayet etti ve (rivayetine): "Yahudiler yemin edecekleri elli yeminle sizi beri kılarlar" sözüyle başladı ve (sahabelerin) hak iddia etmesini zikretmedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu, İbn Uyeyne'den (kaynaklanan) bir vehimdir.