4521. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي لَيْلَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ هُوَ، وَرِجَالٌ، مِنْ كُبَرَاءِ قَوْمِهِ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمْ فَأُتِيَ مُحَيِّصَةُ فَأُخْبِرَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَدْ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي فَقِيرٍ أَوْ عَيْنٍ فَأَتَى يَهُودَ فَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ . قَالُوا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ . فَأَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى قَوْمِهِ فَذَكَرَ لَهُمْ ذَلِكَ ثُمَّ أَقْبَلَ هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ - وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ - وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ فَذَهَبَ مُحَيِّصَةُ لِيَتَكَلَّمَ وَهُوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَبِّرْ كَبِّرْ " . يُرِيدُ السِّنَّ فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذَنُوا بِحَرْبٍ " . فَكَتَبَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ " أَتَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ " . قَالُوا لاَ . قَالَ " فَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ " . قَالُوا لَيْسُوا مُسْلِمِينَ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ مِائَةَ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتْ عَلَيْهِمُ الدَّارَ . قَالَ سَهْلٌ لَقَدْ رَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ حَمْرَاءُ .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Mâlik haber verdi; Ebû Leylâ b. Abdullah b. Abdurrahman b. Sehl'den, (o) Sehl b. Ebî Hasme'den nakletti ki; (Sehl) ona -kendisinin yanı sıra kavminin büyüklerinden birtakım adamların da bulunduğu halde- haber vermiş ki: Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa, başlarına gelen bir sıkıntı (kıtlık/yokluk) sebebiyle Hayber'e gittiler. Derken Muhayyisa'ya gelindi ve Abdullah b. Sehl'in öldürülüp bir çukura (veya kuyuya/gözeye) atıldığı haber verildi. O da Yahudilere gelip: "Vallahi onu siz öldürdünüz" dedi. Onlar: "Vallahi biz öldürmedik" dediler. Bunun üzerine (Muhayyisa) dönüp kavminin yanına geldi ve onlara bunu anlattı. Sonra o, kardeşi Huveyyisa -ki o (Muhayyisa'dan) büyüktü- ve Abdurrahman b. Sehl (Peygamber'e) geldiler. Muhayyisa -Hayber'de bulunan o olduğu için- konuşmaya davrandı. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona: "Büyüğe (bırak), büyüğe!" buyurdu. -Bununla yaşı(n büyüklüğünü) kastediyordu.- Bunun üzerine Huveyyisa konuştu, sonra da Muhayyisa konuştu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Ya arkadaşınızın diyetini öderler ya da savaş ilan edilmiş olur (savaş açılır)" buyurdu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onlara (Yahudilere) bunu yazdı. Onlar da: "Vallahi onu biz öldürmedik" diye yazdılar. Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Huveyyisa, Muhayyisa ve Abdurrahman'a: "Yemin eder ve arkadaşınızın kanını (kısasını/diyetini) hak eder misiniz?" buyurdu. Onlar: "Hayır" dediler. (Peygamber): "O halde Yahudiler size yemin etsinler" buyurdu. Onlar: "(Ama) onlar Müslüman değiller" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun diyetini kendi yanından ödedi ve onlara yüz deve gönderdi; hatta (develer) onların evlerine kadar sokuldu. Sehl dedi ki: "Onlardan kızıl bir dişi deve bana tekme attı."