Sünnet Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4747. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنِ الْمُخْتَارِ بْنِ فُلْفُلٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ ‏:‏ أَغْفَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِغْفَاءَةً فَرَفَعَ رَأْسَهُ مُتَبَسِّمًا، فَإِمَّا قَالَ لَهُمْ وَإِمَّا قَالُوا لَهُ ‏:‏ يَا رَسُولَ اللَّهِ لِمَ ضَحِكْتَ فَقَالَ ‏:‏ ‏"‏ إِنَّهُ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ آنِفًا سُورَةٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقَرَأَ ‏‏ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ {إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ} ‏‏ حَتَّى خَتَمَهَا فَلَمَّا قَرَأَهَا قَالَ ‏:‏ ‏"‏ هَلْ تَدْرُونَ مَا الْكَوْثَرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا ‏:‏ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ فَإِنَّهُ نَهْرٌ وَعَدَنِيهِ رَبِّي عَزَّ وَجَلَّ فِي الْجَنَّةِ، وَعَلَيْهِ خَيْرٌ كَثِيرٌ عَلَيْهِ حَوْضٌ تَرِدُ عَلَيْهِ أُمَّتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ آنِيَتُهُ عَدَدُ الْكَوَاكِبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Muhtâr b. Fülfül'den. Dedi ki: Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) hafifçe uyukladı (veya daldı). Sonra gülümseyerek başını kaldırdı. -Ya o onlara (şöyle) dedi, yahut onlar ona (şöyle) dediler:- 'Ey Allah'ın Resûlü! Niçin güldün?' (Resûlullah) buyurdu ki: 'Şüphesiz az önce bana bir sure indirildi.' Ve okudu: { Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik... } (Sureyi) sonuna kadar (okudu). Okuyunca şöyle buyurdu: 'Kevser nedir biliyor musunuz?' Dediler ki: 'Allah ve Resûlü daha iyi bilir.' Buyurdu ki: 'O, Rabbim Azze ve Celle'nin bana Cennet'te vaat ettiği bir nehirdir. Onun üzerinde çok hayır vardır. Onun üzerinde (öyle) bir havuz vardır ki, kıyamet günü ümmetim ona (su içmeye) gelecektir. Kapları yıldızların sayısı kadardır.'