5080. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، وَمُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ الْحَرَّانِيُّ، وَعَلِيُّ بْنُ سَهْلٍ الرَّمْلِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حَسَّانَ الْكِنَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي مُسْلِمُ بْنُ الْحَارِثِ بْنِ مُسْلِمٍ التَّمِيمِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَحْوَهُ إِلَى قَوْلِهِ " جِوَارٌ مِنْهَا " . إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ فِيهِمَا " قَبْلَ أَنْ تُكَلِّمَ أَحَدًا " . قَالَ عَلِيُّ بْنُ سَهْلٍ فِيهِ إِنَّ أَبَاهُ حَدَّثَهُ وَقَالَ عَلِيٌّ وَابْنُ الْمُصَفَّى بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَرِيَّةٍ فَلَمَّا بَلَغْنَا الْمُغَارَ اسْتَحْثَثْتُ فَرَسِي فَسَبَقْتُ أَصْحَابِي وَتَلَقَّانِي الْحَىُّ بِالرَّنِينِ فَقُلْتُ لَهُمْ قُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ تُحْرَزُوا فَقَالُوهَا فَلاَمَنِي أَصْحَابِي وَقَالُوا حَرَمْتَنَا الْغَنِيمَةَ فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرُوهُ بِالَّذِي صَنَعْتُ فَدَعَانِي فَحَسَّنَ لِي مَا صَنَعْتُ وَقَالَ " أَمَا إِنَّ اللَّهَ قَدْ كَتَبَ لَكَ مِنْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ كَذَا وَكَذَا " . قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَأَنَا نَسِيتُ الثَّوَابَ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا إِنِّي سَأَكْتُبُ لَكَ بِالْوَصَاةِ بَعْدِي " . قَالَ فَفَعَلَ وَخَتَمَ عَلَيْهِ فَدَفَعَهُ إِلَىَّ وَقَالَ لِي ثُمَّ ذَكَرَ مَعْنَاهُمْ وَقَالَ ابْنُ الْمُصَفَّى قَالَ سَمِعْتُ الْحَارِثَ بْنَ مُسْلِمِ بْنِ الْحَارِثِ التَّمِيمِيَّ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ .
Amr b. Osmân el-Hımsî, Müemmel b. el-Fadl el-Harrânî, Ali b. Sehl er-Remlî ve Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî; hepsi el-Velîd'den, o Abdurrahman b. Hassân el-Kinânî'den, o Müslim b. Hâris b. Müslim et-Temîmî'den, o da Babasından nakletmiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem (önceki hadisin) benzerini; "Ondan (ateşten) bir berat (korunma)" sözüne kadar zikretti. Ancak (bu rivayette) her ikisinde de (sabah ve akşam); "Hiç kimseyle konuşmadan önce (bu duayı söyle)" ifadesini ekledi. Ali b. Sehl bu rivayette: "Babası ona anlattı" dedi. Ali ve İbn el-Musaffâ (rivayetlerinde şu olayı ekleyerek) dediler ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi bir müfrezeyle gönderdi. Baskın yapılacak yere vardığımızda atımı hızlandırdım ve arkadaşlarımı geçtim. Kabile (halkı) beni feryatlarla karşıladı. Onlara: 'Lâ ilâhe illallâh deyin, kurtulursunuz' dedim. Onlar da söylediler. (Müslüman oldular ve malları ganimet olmaktan çıktı). Arkadaşlarım beni kınadılar ve: 'Bizi ganimetten mahrum ettin' dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiğimizde, yaptığımı O'na haber verdiler. (Peygamber) beni çağırdı, yaptığımı güzel buldu (takdir etti) ve: 'Şüphesiz Allah onlardan her bir insan için sana şu kadar şu kadar (sevap) yazmıştır' buyurdu." (Ravi) Abdurrahman dedi ki: "Ben sevabı(n miktarını) unuttum." Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben benden sonrası için sana bir tavsiye (veya vasiyet) yazacağım" buyurdu. (Ravi) dedi ki: "(Dediğini) yaptı, (yazıyı) mühürledi ve bana verdi." Sonra (Ravi), onların (önceki ravilerin) hadisinin manasını zikretti. İbn el-Musaffâ dedi ki: "Ben Hâris b. Müslim b. Hâris et-Temîmî'yi babasından naklederken işittim."