5109. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَسَهْلُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - الْمَعْنَى - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اسْتَعَاذَكُمْ بِاللَّهِ فَأَعِيذُوهُ وَمَنْ سَأَلَكُمْ بِاللَّهِ فَأَعْطُوهُ " . وَقَالَ سَهْلٌ وَعُثْمَانُ " وَمَنْ دَعَاكُمْ فَأَجِيبُوهُ " . ثُمَّ اتَّفَقُوا " وَمَنْ آتَى إِلَيْكُمْ مَعْرُوفًا فَكَافِئُوهُ " . قَالَ مُسَدَّدٌ وَعُثْمَانُ " فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَادْعُوا اللَّهَ لَهُ حَتَّى تَعْلَمُوا أَنْ قَدْ كَافَأْتُمُوهُ " .
Müsedded ve Sehl b. Bekkâr anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Avâne anlattı; (ayrıca) bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; bize Cerîr anlattı; -manası aynı olmak üzere- el-A'meş'ten, o Mücâhid'den, o İbn Ömer'den; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim sizden Allah için (bir şerrin def edilmesini isteyerek) sığınırsa onu sığındırın (koruyun). Kim de sizden Allah için (bir şey) isterse ona verin." Sehl ve Osman (rivayetlerinde şu ilaveyi yaptılar): "Sizi davet edene icabet edin." Sonra (raviler şu kısımda) ittifak ettiler: "Size bir iyilik yapana karşılığını verin." Müsedded ve Osman (rivayetlerinde şu kısmı da) eklediler: "Eğer karşılık verecek bir şey bulamazsanız, ona karşılığını verdiğinizi bilinceye (kanaat getirinceye) kadar kendisine dua edin."