5111. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَهُ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ نَجِدُ فِي أَنْفُسِنَا الشَّىْءَ نُعْظِمُ أَنْ نَتَكَلَّمَ بِهِ أَوِ الْكَلاَمَ بِهِ مَا نُحِبُّ أَنَّ لَنَا وَأَنَّا تَكَلَّمْنَا بِهِ . قَالَ " أَوَقَدْ وَجَدْتُمُوهُ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ " ذَاكَ صَرِيحُ الإِيمَانِ " .
Ahmed b. Yunus, Züheyr'den, o Süheyl'den, o babasından, o Ebû Hureyre'den nakletmiştir; dedi ki: Sahabilerden bazı kimseler (Resûlullah'a (sallallâhu aleyhi ve sellem)) gelerek dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! İçimizde öyle bir şey buluyoruz ki (hissediyoruz ki), onu konuşmayı çok büyük (bir günah) sayıyoruz -veya onu konuşmaktansa (dünyanın) bizim olmamasını tercih ederiz-." (Resûlullah) buyurdu ki: "Gerçekten böyle hissettiniz mi (bunu buldunuz mu)?" Onlar: "Evet" dediler. (Resûlullah) buyurdu ki: "İşte bu apaçık imandır."