1401. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ بْنِ الْبَرْقِيِّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سَعِيدٍ الْعُتَقِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُنَيْنٍ، - مِنْ بَنِي عَبْدِ كُلاَلٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْرَأَهُ خَمْسَ عَشْرَةَ سَجْدَةً فِي الْقُرْآنِ مِنْهَا ثَلاَثٌ فِي الْمُفَصَّلِ وَفِي سُورَةِ الْحَجِّ سَجْدَتَانِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رُوِيَ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى عَشْرَةَ سَجْدَةً وَإِسْنَادُهُ وَاهٍ .
Bize Muhammed b. Abdürrahmân b. el-Berkî anlattı; bize İbn Ebî Meryem anlattı; bize Nâfi’ b. Yezîd haber verdi; el-Hâris b. Saîd el-Utekî’den, Abdullah b. Muneyn’den -Benî Abdikulâl’den-, Amr b. el-As’tan [radıyallahu anh] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona Kur’ân’da on beş secde [âyeti] okutmuştur; bunlardan üçü Mufassal’da, ikisi de Hac sûresindedir. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebü’d-Derdâ’dan [naklen] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den on bir secde [âyeti olduğu] rivayet edilmiştir ancak bunun isnadı zayıftır [vâhin].
1402. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، أَنَّ مِشْرَحَ بْنَ هَاعَانَ أَبَا الْمُصْعَبِ، حَدَّثَهُ أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ حَدَّثَهُ قَالَ قُلْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَفِي سُورَةِ الْحَجِّ سَجْدَتَانِ قَالَ " نَعَمْ وَمَنْ لَمْ يَسْجُدْهُمَا فَلاَ يَقْرَأْهُمَا " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; İbn Lehîa bana haber verdi; Mişrah b. Hâân Ebü’l-Mus’ab ona, Ukbe b. Âmir’in [radıyallahu anh] kendisine şöyle anlattığını söylemiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Hac sûresinde iki secde [âyeti] mi var?” diye sordum. “Evet; kim o iki secdeyi yapmayacaksa o iki âyeti okumasın” buyurdu.
1403. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ الْقَاسِمِ، - قَالَ مُحَمَّدٌ رَأَيْتُهُ بِمَكَّةَ - حَدَّثَنَا أَبُو قُدَامَةَ، عَنْ مَطَرٍ الْوَرَّاقِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسْجُدْ فِي شَىْءٍ مِنَ الْمُفَصَّلِ مُنْذُ تَحَوَّلَ إِلَى الْمَدِينَةِ .
Bize Muhammed b. Râfi’ anlattı; bize Ezher b. el-Kâsım anlattı -Muhammed [râvi]: “Onu Mekke’de gördüm” dedi-; bize Ebû Kudâme anlattı; Matar el-Verrâk’tan, İkrime’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhümâ] nakledildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret ettikten sonra Mufassal sûrelerinden hiçbirinde secde etmemiştir.
1404. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّجْمَ فَلَمْ يَسْجُدْ فِيهَا .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Vekî’ anlattı; İbn Ebî Zi’b’den, Yezîd b. Abdüllah b. Kuseyt’ten, Atâ b. Yesâr’dan, Zeyd b. Sâbit’ten [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e en-Necm sûresini okudum da [Nebi] onda secde etmedi.
1405. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ السَّرْحِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو صَخْرٍ، عَنِ ابْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ كَانَ زَيْدٌ الإِمَامَ فَلَمْ يَسْجُدْ فِيهَا .
Bize İbnü’s-Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bize Ebû Sahr anlattı; İbn Kuseyt’ten, Hârice b. Zeyd b. Sâbit’ten, o babasından, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den aynı manada [hadisi] nakletti. Ebû Dâvûd dedi ki: Zeyd [cemaate] imam idi da onda secde etmedi.
1406. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ سُورَةَ النَّجْمِ فَسَجَدَ فِيهَا وَمَا بَقِيَ أَحَدٌ مِنَ الْقَوْمِ إِلاَّ سَجَدَ فَأَخَذَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ كَفًّا مِنْ حَصًى أَوْ تُرَابٍ فَرَفَعَهُ إِلَى وَجْهِهِ وَقَالَ يَكْفِينِي هَذَا . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَلَقَدْ رَأَيْتُهُ بَعْدَ ذَلِكَ قُتِلَ كَافِرًا .
Bize Hafs b. Ömer anlattı; bize Şu’be haber verdi; Ebû İshâk’tan, el-Esved’den, Abdullah’tan [İbn Mes’ûd’dan radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem en-Necm sûresini okudu ve onda secde etti. Topluluktan secde etmeyen hiç kimse kalmadı. Lakin onlardan bir adam bir avuç çakıl taşı -veya toprak- alıp onu yüzüne doğru kaldırdı ve: “Bana bu yeter” dedi. Abdullah [İbn Mes’ûd] der ki: “Daha sonra o adamın kâfir olarak öldürüldüğünü gördüm.”
1407. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } وَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ } .
Bize Müsedded anlattı; bize Süfyân haber verdi; Eyyûb b. Mûsâ’dan, Atâ b. Mînâ’dan, Ebû Hüreyre’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber “İzâ’s-semâ’unşakkat” [el-İnşikâk] ve “İkra’ bi-ismi rabbikellezî halak...” [el-Alak] sûrelerinde secde ettik.
1408. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ الْعَتَمَةَ فَقَرَأَ { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } فَسَجَدَ فَقُلْتُ مَا هَذِهِ السَّجْدَةُ قَالَ سَجَدْتُ بِهَا خَلْفَ أَبِي الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم فَلاَ أَزَالُ أَسْجُدُ بِهَا حَتَّى أَلْقَاهُ .
Bize Müsedded anlattı; bize el-Mu’temir anlattı; dedi ki: Babamı [şöyle derken] işittim: Bize Bekr anlattı; Ebû Râfi’den nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Hüreyre [radıyallahu anh] ile beraber Ateme (yatsı) namazını kıldım. “İzâ’s-semâ’unşakkat” [el-İnşikâk] sûresini okudu ve [âyetinde] secde etti. Ben: “Bu secde nedir?” diye sorunca, şöyle dedi: “Ebü’l-Kâsım [Nebi] sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında [namaz kılarken] bu sûrede secde ettim; O’na kavuşana dek de onda secde etmeye devam edeceğim.”
1409. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَيْسَ { ص } مِنْ عَزَائِمِ السُّجُودِ وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْجُدُ فِيهَا .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; bize Vüheyb anlattı; bize Eyyûb anlattı; İkrime’den, İbn Abbâs’tan [radıyallahu anhümâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: “Sâd sûresi, [yapılması] kesin olan [azâim] secdelerden değildir; lakin ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i onda secde ederken gördüm.”
1410. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ { ص } فَلَمَّا بَلَغَ السَّجْدَةَ نَزَلَ فَسَجَدَ وَسَجَدَ النَّاسُ مَعَهُ فَلَمَّا كَانَ يَوْمٌ آخَرُ قَرَأَهَا فَلَمَّا بَلَغَ السَّجْدَةَ تَشَزَّنَ النَّاسُ لِلسُّجُودِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا هِيَ تَوْبَةُ نَبِيٍّ وَلَكِنِّي رَأَيْتُكُمْ تَشَزَّنْتُمْ لِلسُّجُودِ " . فَنَزَلَ فَسَجَدَ وَسَجَدُوا .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize İbn Vehb anlattı; Amr -yani İbnü’l-Hâris- bana haber verdi; İbn Ebî Hilâl’den, Iyâz b. Abdüllah b. Sa’d b. Ebî Serh’ten, Ebû Saîd el-Hudrî’den [radıyallahu anh] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minber üzerinde iken Sâd sûresini okudu. Secde [âyetine] gelince [minberden] inip secde etti, insanlar da onunla beraber secde ettiler. Başka bir gün yine o sûreyi okudu; secde [âyetine] gelince insanlar secde etmek için hazırlandılar [teşezzene]. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu [secde], ancak bir peygamberin tevbesidir; lakin sizin secde için hazırlandığınızı gördüm” buyurdu. Sonra [minberden] inip secde etti, onlar da secde ettiler.
1411. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ أَبُو الْجُمَاهِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ مُصْعَبِ بْنِ ثَابِتِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ عَامَ الْفَتْحِ سَجْدَةً فَسَجَدَ النَّاسُ كُلُّهُمْ مِنْهُمُ الرَّاكِبُ وَالسَّاجِدُ فِي الأَرْضِ حَتَّى إِنَّ الرَّاكِبَ لَيَسْجُدُ عَلَى يَدِهِ .
Bize Muhammed b. Osmân ed-Dımeşkî Ebü’l-Cümâhir anlattı; bize Abdülaziz -yani İbn Muhammed- anlattı; Mus’ab b. Sâbit b. Abdüllah b. ez-Zubeyr’den, Nâfi’den, İbn Ömer’den [radıyallahu anhümâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih yılında bir secde [âyeti] okudu. İnsanların hepsi onunla beraber secde ettiler; buna [hayvan üzerinde] binitli olanlar ve yerde secde edenler de dâhildir. Hatta öyle ki binitli olan kimse [hayvanından inmeden] elinin üzerine secde ediyordu.
1412. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي شُعَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، - الْمَعْنَى - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَيْنَا السُّورَةَ - قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ فِي غَيْرِ الصَّلاَةِ ثُمَّ اتَّفَقَا - فَيَسْجُدُ وَنَسْجُدُ مَعَهُ حَتَّى لاَ يَجِدُ أَحَدُنَا مَكَانًا لِمَوْضِعِ جَبْهَتِهِ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı. (H.) Bize Ahmed b. Ebî Şuayb da anlattı; bize İbn Nümeyr anlattı -[hadis] manaca aynıdır-; Ubeydullah’tan, Nâfi’den, İbn Ömer’den [radıyallahu anhümâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -İbn Nümeyr, namaz dışında [olduklarını] söyledi; sonra râviler birleşti- bize sûre okur ve [secde âyetine gelince] secde ederdi. Biz de onunla beraber secde ederdik; öyle ki hiçbirimiz alnını koyacak bir yer dahi bulamazdı.
1413. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْفُرَاتِ أَبُو مَسْعُودٍ الرَّازِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَيْنَا الْقُرْآنَ فَإِذَا مَرَّ بِالسَّجْدَةِ كَبَّرَ وَسَجَدَ وَسَجَدْنَا . قَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ وَكَانَ الثَّوْرِيُّ يُعْجِبُهُ هَذَا الْحَدِيثُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ يُعْجِبُهُ لأَنَّهُ كَبَّرَ .
Bize Ahmed b. el-Furât Ebû Mes’ûd er-Râzî anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Abdullah b. Ömer haber verdi; Nâfi’den, İbn Ömer’den [radıyallahu anhümâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize Kur’ân okurdu; secde [âyetine] uğradığında tekbir getirir [kebbera] ve secde ederdi. Biz de [onunla beraber] secde ederdik. Abdürrezzâk: “[Süfyân] es-Sevrî bu hadise hayran kalırdı [onu çok beğenirdi]” dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Onu beğenmesinin sebebi [hadisin] tekbir getirmeyi [zikretmesidir].
1414. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ رَجُلٍ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي سُجُودِ الْقُرْآنِ بِاللَّيْلِ يَقُولُ فِي السَّجْدَةِ مِرَارًا " سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ " .
Bize Müsedded anlattı; bize İsmâîl anlattı; bize Hâlid el-Hazzâ haber verdi; bir adamdan, Ebü’l-Âliye’den, Âişe’den [radıyallahu anhâ] nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin Kur’ân secdesinde [şu duayı] defalarca söylerdi: “Yüzüm; kendisini yaratan, gücü ve kuvvetiyle onda işitme ve görme [duygularını] var eden [Allah]’a secde etti.”
1415. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنَا أَبُو بَحْرٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ عُمَارَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو تَمِيمَةَ الْهُجَيْمِيُّ، قَالَ لَمَّا بَعَثْنَا الرَّكْبَ - قَالَ أَبُو دَاوُدَ يَعْنِي إِلَى الْمَدِينَةِ قَالَ - كُنْتُ أَقُصُّ بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ فَأَسْجُدُ فَنَهَانِي ابْنُ عُمَرَ فَلَمْ أَنْتَهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ ثُمَّ عَادَ فَقَالَ إِنِّي صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ - رضى الله عنهم - فَلَمْ يَسْجُدُوا حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ .
Bize Abdullah b. es-Sabbâh el-Attâr anlattı; bize Ebû Bahr anlattı; bize Sâbit b. Umâre anlattı; bize Ebû Temîme el-Hüceymî anlattı; dedi ki: Bineklileri -Ebû Dâvûd: “Yani Medine’ye” dedi- gönderdiğimizde, sabah namazından sonra kıssalar anlatır [akussu] ve [secde âyeti geçince] secde ederdim. İbn Ömer [radıyallahu anhümâ] bana bunu yasakladı. Üç defa karşı çıkıp [yapmaya devam ettim]; sonra [yine yanıma] dönüp şöyle dedi: “Şüphesiz ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, Ebû Bekir’in, Ömer’in ve Osmân’ın [radıyallahu anhüm] arkasında namaz kıldım; onlar güneş doğana dek [namazdan sonra] secde etmezlerdi.”