1589. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، - وَهَذَا حَدِيثُ أَبِي كَامِلٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ هِلاَلٍ الْعَبْسِيُّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَ نَاسٌ - يَعْنِي مِنَ الأَعْرَابِ - إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا إِنَّ نَاسًا مِنَ الْمُصَدِّقِينَ يَأْتُونَا فَيَظْلِمُونَا . قَالَ فَقَالَ " أَرْضُوا مُصَدِّقِيكُمْ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنْ ظَلَمُونَا قَالَ " أَرْضُوا مُصَدِّقِيكُمْ " . زَادَ عُثْمَانُ " وَإِنْ ظُلِمْتُمْ " . قَالَ أَبُو كَامِلٍ فِي حَدِيثِهِ قَالَ جَرِيرٌ مَا صَدَرَ عَنِّي مُصَدِّقٌ بَعْدَ مَا سَمِعْتُ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ وَهُوَ عَنِّي رَاضٍ .
Bize Ebû Kâmil anlattı; bize Abdülvâhid -yani İbn Ziyâd- haber verdi (H); bize Osman b. Ebî Şeybe de anlattı; bize Abdürrahîm b. Süleyman haber verdi. –Bu [metin] Ebû Kâmil'in rivayetidir.– Muhammed b. Ebî İsmâil'den; bize Abdurrahman b. Hilâl el-Absî haber verdi; Cerîr b. Abdullah radıyallahu anh'dan; dedi ki: “Birtakım insanlar -yani bedeviler- Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]'e gelerek, ‘Gerçekten memurlardan (musaddıkîn) bazı kimseler bize gelip haksızlık (zulüm) ediyorlar’ dediler. Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem], ‘Zekât memurlarınızı razı edin!’ buyurdu. Onlar, ‘Ey Allah'ın Resulü! Bize haksızlık etseler de mi?’ dediler; ‘Haksızlık etseler de onları razı edin!’ buyurdu.” –Osman [kendi rivayetinde], ‘Zulme uğrasanız da [razı edin]’ [ifadesini] ekledi.– Ebû Kâmil, hadisi aldığı Cerîr'in şöyle dediğini nakletti: “Bunu Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]'den duyduğumdan beri, yanımdan ayrılan her zekât memuru mutlaka benden razı olarak ayrılmıştır.”