1633. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَدِيِّ بْنِ الْخِيَارِ، قَالَ أَخْبَرَنِي رَجُلاَنِ، أَنَّهُمَا أَتَيَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ وَهُوَ يَقْسِمُ الصَّدَقَةَ فَسَأَلاَهُ مِنْهَا فَرَفَعَ فِينَا الْبَصَرَ وَخَفَضَهُ فَرَآنَا جَلْدَيْنِ فَقَالَ " إِنْ شِئْتُمَا أَعْطَيْتُكُمَا وَلاَ حَظَّ فِيهَا لِغَنِيٍّ وَلاَ لِقَوِيٍّ مُكْتَسِبٍ " .
Bize Müsedded anlattı; bize İsâ b. Yûnus anlattı; bize Hişâm b. Urve anlattı; babasından; Ubeydullah b. Adiy b. el-Hiyâr'dan [naklederek] şöyle demiştir: Bana iki adam, Veda Haccı'nda Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] zekât (sadaka) dağıtırken yanına gelip kendilerine de verilmesini istediklerini haber verdiler. [Resulullah] gözlerini üzerimizde yukarı-aşağı gezdirdi (bize tepeden tırnağa baktı) ve bizim güçlü-kuvvetli (celdeyn) olduğumuzu görünce şöyle buyurdu: “Dilerseniz size [zekâttan] veririm; ancak onda ne bir zenginin ne de çalışıp kazanmaya gücü yeten (kaviyyin müktesibin) birinin hakkı vardır.”