3847. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِرَجُلٍ " مَا تَقُولُ فِي الصَّلاَةِ " . قَالَ أَتَشَهَّدُ ثُمَّ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِهِ مِنَ النَّارِ أَمَا وَاللَّهِ مَا أُحْسِنُ دَنْدَنَتَكَ وَلاَ دَنْدَنَةَ مُعَاذٍ . قَالَ " حَوْلَهُمَا نُدَنْدِنُ " .
Bize Yusuf b. Musa el-Kattan anlattı; bize Cerir anlattı; (o) A'meş'ten, (o) Ebu Salih'ten, (o da) Ebu Hureyre'den nakletti. O dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama: "Namazda ne diyorsun?" diye sordu. Adam: "Teşehhüd getiriyorum, sonra Allah'tan cenneti istiyorum ve cehennemden O'na sığınıyorum. Vallahi ben ne senin mırıldanmanı (fısıldayarak yaptığın uzun duaları) ne de Muaz'ın mırıldanmasını güzelce yapabiliyorum" dedi. Bunun üzerine Resulullah: "Biz de zaten o ikisi etrafında mırıldanıp duruyoruz" buyurdu.