5541. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُبَارَكِ - عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ بَيْنَا أَنَا قَائِمٌ، عَلَى الْحَىِّ وَأَنَا أَصْغَرُهُمْ، سِنًّا عَلَى عُمُومَتِي إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّهَا قَدْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ. وَأَنَا قَائِمٌ عَلَيْهِمْ أَسْقِيهِمْ مِنْ فَضِيخٍ لَهُمْ فَقَالُوا اكْفَأْهَا. فَكَفَأْتُهَا فَقُلْتُ لأَنَسٍ مَا هُوَ قَالَ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ. قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ كَانَتْ خَمْرُهُمْ يَوْمَئِذٍ فَلَمْ يُنْكِرْ أَنَسٌ.
Süveyd b. Nasr bize haber verdi. Dedi ki: Abdullâh -ki o İbnü'l-Mübârek'tir- bize haber verdi. O Süleyman et-Teymî'den, o Enes b. Mâlik'ten onlara şöyle haber verdiğini nakletti: Ben (bir mecliste) kabileme hizmet ediyordum ve yaşça en küçükleri bendim. O sırada bir adam geldi ve: "İçki haram kılındı" dedi. Ben o sırada onlara fadîh (hurma şarabı) sunuyordum. "Onu dök" dediler. Ben de onu döktüm. (Süleyman et-Teymî dedi ki): Enes'e: "O (döktüğün şey) neydi?" diye sordum. "Koruk hurma ve kuru hurma (karışımı)" dedi. (O sırada yanımızda bulunan) Ebû Bekir b. Enes: "O gün onların içkisi buydu" dedi, Enes de bunu reddetmedi.