Kıyametin Sıfatı, Rekâik ve Vera Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2444. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُهَاجِرِ، عَنِ الْعَبَّاسِ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ الْحَبَشِيِّ، قَالَ بَعَثَ إِلَىَّ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ فَحُمِلْتُ عَلَى الْبَرِيدِ ‏.‏ قَالَ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَيْهِ قَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ لَقَدْ شَقَّ عَلَى مَرْكَبِي الْبَرِيدُ ‏.‏ فَقَالَ يَا أَبَا سَلاَّمٍ مَا أَرَدْتُ أَنْ أَشُقَّ عَلَيْكَ وَلَكِنْ بَلَغَنِي عَنْكَ حَدِيثٌ تُحَدِّثُهُ عَنْ ثَوْبَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَوْضِ فَأَحْبَبْتُ أَنْ تُشَافِهَنِي بِهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو سَلاَّمٍ حَدَّثَنِي ثَوْبَانُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ حَوْضِي مِنْ عَدَنَ إِلَى عَمَّانَ الْبَلْقَاءِ مَاؤُهُ أَشَدُّ بَيَاضًا مِنَ اللَّبَنِ وَأَحْلَى مِنَ الْعَسَلِ وَأَكَاوِيبُهُ عَدَدُ نُجُومِ السَّمَاءِ مَنْ شَرِبَ مِنْهُ شَرْبَةً لَمْ يَظْمَأْ بَعْدَهَا أَبَدًا أَوَّلُ النَّاسِ وُرُودًا عَلَيْهِ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ الشُّعْثُ رُءُوسًا الدُّنْسُ ثِيَابًا الَّذِينَ لاَ يَنْكِحُونَ الْمُتَنَعِّمَاتِ وَلاَ تُفْتَحُ لَهُمُ السُّدَدُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ لَكِنِّي نَكَحْتُ الْمُتَنَعِّمَاتِ وَفُتِحَ لِيَ السُّدَدُ وَنَكَحْتُ فَاطِمَةَ بِنْتَ عَبْدِ الْمَلِكِ لاَ جَرَمَ أَنِّي لاَ أَغْسِلُ رَأْسِي حَتَّى يَشْعَثَ وَلاَ أَغْسِلُ ثَوْبِي الَّذِي يَلِي جَسَدِي حَتَّى يَتَّسِخَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ عَنْ ثَوْبَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَأَبُو سَلاَّمٍ الْحَبَشِيُّ اسْمُهُ مَمْطُورٌ وَهُوَ شَامِيٌّ ثِقَةٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmâil anlattı; bize Yahyâ b. Sâlih anlattı; bize Muhammed b. Muhâcir anlattı; Abbâs’tan; Ebû Sellâm el-Habeşî’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ömer b. Abdulazîz bana haber gönderdi (beni çağırdı). Bunun üzerine berîd (posta) bineğine bindirilip götürüldüm. Yanına girdiğimde: "Ey Müminlerin Emiri! Berîd bineği beni çok yordu," dedim. Ömer dedi ki: "Ey Ebû Sellâm! Sana eziyet etmek istemezdim. Ancak senin Sevbân’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den Havuz hakkında rivayet ettiğin bir hadis bana ulaştı. Ben de bunu senden bizzat dinlemek istedim." Ebû Sellâm dedi ki: Bana Sevbân anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Benim havuzum Aden ile Ammân el-Belkâ arası kadardır. Suyu sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Kadehleri gökteki yıldızların sayısıncadır. Kim ondan bir yudum içerse, ondan sonra bir daha asla susamaz. Oraya ilk gelecek olan insanlar Muhacirlerin fakirleridir. Onlar ki; saçları başları dağınık, elbiseleri kirlidir. Nimet içinde yaşayan (zengin) kadınlarla evlenemezler ve (yöneticilerin) kapıları onlara açılmaz.” Ömer dedi ki: "Fakat ben nimet içinde yaşayan kadınlarla evlendim. Kapılar benim yüzüme açıldı. Abdülmelik’in kızı Fâtıma ile evlendim. Şüphesiz ki ben de saçım dağılıncaya kadar başımı yıkamayacağım, kirleninceye kadar vücuduma değen elbisemi yıkamayacağım." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu veçhiyle garibtir. Bu hadis Ma’dân b. Ebî Talha; Sevbân; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yoluyla da rivayet edilmiştir. Ebû Sellâm el-Habeşî’nin ismi Memtûr’dur. Şamlıdır ve sika (güvenilir) biridir.