2497. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ، بِحَدِيثَيْنِ أَحَدُهُمَا عَنْ نَفْسِهِ، وَالآخَرُ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّ الْمُؤْمِنَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَأَنَّهُ فِي أَصْلِ جَبَلٍ يَخَافُ أَنْ يَقَعَ عَلَيْهِ وَإِنَّ الْفَاجِرَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَذُبَابٍ وَقَعَ عَلَى أَنْفِهِ قَالَ بِهِ هَكَذَا فَطَارَ .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebû Muâviye haber verdi; A'meş'ten; Umâre b. Umeyr'den; Hâris b. Süveyd'den; Abdullah b. Mes'ûd bize iki hadis anlattı. Biri kendisinden (mevkûf), diğeri ise Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (merfû). Abdullah şöyle dedi: "Mümin, günahlarını, sanki bir dağın eteğinde oturmuş da dağ üzerine çökecekmiş gibi (büyük ve korkutucu) görür. Facir (günahkâr) ise günahlarını, burnunun üzerine konan bir sinek gibi görür. Ona şöyle der (eliyle kovalar), o da uçuverir."