2989. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ وَلاَ يَقْبَلُ إِلاَّ طَيِّبًا وَإِنَّ اللَّهَ أَمَرَ الْمُؤْمِنِينَ بِمَا أَمَرَ بِهِ الْمُرْسَلِينَ فَقَالَ : (يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ ) وَقَالَ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ ) " . قَالَ "وَذَكَرَ الرَّجُلَ يُطِيلُ السَّفَرَ أَشْعَثَ أَغْبَرَ يَمُدُّ يَدَهُ إِلَى السَّمَاءِ يَا رَبِّ يَا رَبِّ وَمَطْعَمُهُ حَرَامٌ وَمَشْرَبُهُ حَرَامٌ وَمَلْبَسُهُ حَرَامٌ وَغُذِيَ بِالْحَرَامِ فَأَنَّى يُسْتَجَابُ لِذَلِكَ ". قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَإِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ وَأَبُو حَازِمٍ هُوَ الأَشْجَعِيُّ اسْمُهُ سَلْمَانُ مَوْلَى عَزَّةَ الأَشْجَعِيَّةِ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı, bize Ebû Nuaym anlattı, bize Fudayl b. Merzûk anlattı, Adiyy b. Sâbit'ten, o Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Şüphesiz Allah Tayyib'dir (temizdir/noksanlıklardan münezzehtir) ve sadece tayyib (temiz/helal) olanı kabul eder. Allah, müminlere de resûllere emrettiği şeyi emretmiştir. (Resûllere) şöyle buyurmuştur: (Ey Resûller! Temiz/helal olan şeylerden yiyin ve salih amel işleyin. Şüphesiz ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim) (Mü'minûn 23:51). (Müminlere de) şöyle buyurmuştur: (Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizin temiz/helal olanlarından yiyin...) (Bakara 2:172)." (Ebû Hureyre) dedi ki: "(Sonra Resûlullah), uzun yolculuğa çıkmış, saçı başı dağınık, toz toprak içinde kalmış ve ellerini semaya uzatıp: 'Ya Rab! Ya Rab!' diye dua eden bir adamı zikretti. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiştir. Böylesinin duası nasıl kabul edilsin?" Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu sadece Fudayl b. Merzûk'un hadisinden biliyoruz. Ebû Hâzim el-Eşceî'dir; adı Selmân'dır ve Azze el-Eşceiyye'nin azatlısıdır.