3390. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَمْسَى قَالَ " أَمْسَيْنَا وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ أُرَاهُ قَالَ فِيهَا لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَسُوءِ الْكِبَرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ النَّارِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ " . وَإِذَا أَصْبَحَ قَالَ ذَلِكَ أَيْضًا " أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ " . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ بِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ لَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı, bize Cerîr anlattı, el-Hasan b. Ubeydullah'tan, o İbrâhîm b. Süveyd'den, o Abdurrahman b. Yezîd'den, o Abdullah (b. Mes'ûd)'dan nakletti. Dedi ki: Nebi (s.a.v.) akşama erdiğinde şöyle derdi: "Akşama erdik, mülk de Allah'a ait olarak akşama erdi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur." (Ravi) zannediyorum ki (hadiste) şunu da söyledi: "Mülk O'nundur, hamd O'nundur. O her şeye gücü yetendir. (Allah'ım!) Senden bu gecenin hayrını ve bundan sonrakilerin hayrını isterim. Bu gecenin şerrinden ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Tembellikten ve yaşlılığın kötülüğünden sana sığınırım. Cehennem azabından ve kabir azabından sana sığınırım." Sabaha erdiğinde de yine böyle: "Sabaha erdik, mülk de Allah'a ait olarak sabaha erdi..." derdi. (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şu'be bu hadisi bu isnadla İbn Mes'ûd'dan rivayet etmiş, (fakat) onu merfû kılmamıştır (Nebi'ye dayandırmamıştır).