3419. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِمْرَانَ بْنِ أَبِي لَيْلَى، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي لَيْلَى، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَلِيٍّ، هُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ لَيْلَةً حِينَ فَرَغَ مِنْ صَلاَتِهِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تَهْدِي بِهَا قَلْبِي وَتَجْمَعُ بِهَا أَمْرِي وَتَلُمُّ بِهَا شَعَثِي وَتُصْلِحُ بِهَا غَائِبِي وَتَرْفَعُ بِهَا شَاهِدِي وَتُزَكِّي بِهَا عَمَلِي وَتُلْهِمُنِي بِهَا رَشَدِي وَتَرُدُّ بِهَا أُلْفَتِي وَتَعْصِمُنِي بِهَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ اللَّهُمَّ أَعْطِنِي إِيمَانًا وَيَقِينًا لَيْسَ بَعْدَهُ كُفْرٌ وَرَحْمَةً أَنَالُ بِهَا شَرَفَ كَرَامَتِكَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْفَوْزَ فِي الْعَطَاءِ وَيُرْوَى فِي الْقَضَاءِ وَنُزُلَ الشُّهَدَاءِ وَعَيْشَ السُّعَدَاءِ وَالنَّصْرَ عَلَى الأَعْدَاءِ اللَّهُمَّ إِنِّي أُنْزِلُ بِكَ حَاجَتِي وَإِنْ قَصَّرَ رَأْيِي وَضَعُفَ عَمَلِي افْتَقَرْتُ إِلَى رَحْمَتِكَ فَأَسْأَلُكَ يَا قَاضِيَ الأُمُورِ وَيَا شَافِيَ الصُّدُورِ كَمَا تُجِيرُ بَيْنَ الْبُحُورِ أَنْ تُجِيرَنِي مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ وَمِنْ دَعْوَةِ الثُّبُورِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْقُبُورِ اللَّهُمَّ مَا قَصَّرَ عَنْهُ رَأْيِي وَلَمْ تَبْلُغْهُ نِيَّتِي وَلَمْ تَبْلُغْهُ مَسْأَلَتِي مِنْ خَيْرٍ وَعَدْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ أَوْ خَيْرٍ أَنْتَ مُعْطِيهِ أَحَدًا مِنْ عِبَادِكَ فَإِنِّي أَرْغَبُ إِلَيْكَ فِيهِ وَأَسْأَلُكَهُ بِرَحْمَتِكَ رَبَّ الْعَالَمِينَ اللَّهُمَّ ذَا الْحَبْلِ الشَّدِيدِ وَالأَمْرِ الرَّشِيدِ أَسْأَلُكَ الأَمْنَ يَوْمَ الْوَعِيدِ وَالْجَنَّةَ يَوْمَ الْخُلُودِ مَعَ الْمُقَرَّبِينَ الشُّهُودِ الرُّكَّعِ السُّجُودِ الْمُوفِينَ بِالْعُهُودِ إِنَّكَ رَحِيمٌ وَدُودٌ وَأَنْتَ تَفْعَلُ مَا تُرِيدُ اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا هَادِينَ مُهْتَدِينَ غَيْرَ ضَالِّينَ وَلاَ مُضِلِّينَ سِلْمًا لأَوْلِيَائِكَ وَعَدُوًّا لأَعْدَائِكَ نُحِبُّ بِحُبِّكَ مَنْ أَحَبَّكَ وَنُعَادِي بِعَدَاوَتِكَ مَنْ خَالَفَكَ اللَّهُمَّ هَذَا الدُّعَاءُ وَعَلَيْكَ الاِسْتِجَابَةُ وَهَذَا الْجَهْدُ وَعَلَيْكَ التُّكْلاَنُ اللَّهُمَّ اجْعَلْ لِي نُورًا فِي قَبْرِي وَنُورًا فِي قَلْبِي وَنُورًا مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ وَنُورًا مِنْ خَلْفِي وَنُورًا عَنْ يَمِينِي وَنُورًا عَنْ شِمَالِي وَنُورًا مِنْ فَوْقِي وَنُورًا مِنْ تَحْتِي وَنُورًا فِي سَمْعِي وَنُورًا فِي بَصَرِي وَنُورًا فِي شَعْرِي وَنُورًا فِي بَشَرِي وَنُورًا فِي لَحْمِي وَنُورًا فِي دَمِي وَنُورًا فِي عِظَامِي اللَّهُمَّ أَعْظِمْ لِي نُورًا وَأَعْطِنِي نُورًا وَاجْعَلْ لِي نُورًا سُبْحَانَ الَّذِي تَعَطَّفَ الْعِزَّ وَقَالَ بِهِ سُبْحَانَ الَّذِي لَبِسَ الْمَجْدَ وَتَكَرَّمَ بِهِ سُبْحَانَ الَّذِي لاَ يَنْبَغِي التَّسْبِيحُ إِلاَّ لَهُ سُبْحَانَ ذِي الْفَضْلِ وَالنِّعَمِ سُبْحَانَ ذِي الْمَجْدِ وَالْكَرَمِ سُبْحَانَ ذِي الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ عَنْ كُرَيْبٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بَعْضَ هَذَا الْحَدِيثِ وَلَمْ يَذْكُرْهُ بِطُولِهِ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı, bize Muhammed b. İmrân b. Ebî Leylâ haber verdi, bana babam anlattı, bana İbn Ebî Leylâ anlattı, Dâvûd b. Ali'den -ki bu zat Abdullah b. Abbâs'ın oğludur-, o babasından, o da dedesi İbn Abbâs'tan nakletti. Dedi ki: Nebi'nin (s.a.v.) bir gece namazını bitirdikten sonra şöyle dediğini işittim: "Allah'ım senden katından öyle bir rahmet istiyorum ki, onunla kalbime hidayet veresin, işlerimi derleyip toparlayasın, dağınıklığımı birleştiresin, içimi (gizli hallerimi) ıslah edesin, dışımı (görünen hallerimi) yükseltesin, amelimi temizleyesin, bana doğru yolu (rüşdümü) ilham edesin, ülfetimi (dostlarımı) geri döndüresin ve beni her türlü kötülükten koruyasın. Allah'ım bana öyle bir iman ve yakin ver ki, ondan sonra küfür (inkar) olmasın. Öyle bir rahmet ver ki, onunla dünya ve ahirette senin kereminin şerefine nail olayım. Allah'ım senden ihsan edilenlerde kurtuluşu -kaza anında (kurtuluş) diye de rivayet edilmiştir-, şehitlerin konaklarını, mutlu insanların yaşantısını ve düşmanlara karşı zafer istiyorum. Allah'ım, görüşüm kısa kalsa ve amelim zayıf olsa da ihtiyacımı sana indiriyorum (arz ediyorum). Rahmetine muhtacım. Ey işleri hükme bağlayan, ey kalplerin şifası! Denizlerin arasını ayırdığın (veya koruduğun) gibi, beni de cehennem azabından, helak çağrısından ve kabir fitnesinden korumanı istiyorum. Allah'ım, görüşümün ulaşamadığı, niyetimin erişemediği ve istemeyi akıl edemediğim; yarattıklarından herhangi birine vaad ettiğin bir hayır veya kullarından herhangi birine vereceğin bir hayır varsa, ben de ona rağbet ediyor ve onu senden istiyorum. Ey Alemlerin Rabbi, rahmetinle (ver). Allah'ım, ey sağlam ipin ve doğru yolun sahibi! Senden cehennem tehdidi gününde emniyeti, ebediyet gününde ise Allah'a yakınlaştırılmış şahitler (melekler), rükû ve secde edenler ve ahitlerini yerine getirenlerle birlikte cenneti istiyorum. Şüphesiz sen çok merhametlisin, çok seversin (Vedûd) ve sen dilediğini yaparsın. Allah'ım bizi hidayet eden ve hidayet bulanlardan eyle; sapan ve saptıranlardan eyleme. Dostlarınla barışık, düşmanlarına düşman eyle. Seni seveni, senin sevginle sevelim; sana muhalefet edene, senin düşmanlığınla düşmanlık edelim. Allah'ım bu duadır, kabul etmek sana aittir. Bu gayrettir, güvenip dayanmak sanadır. Allah'ım kabrimde bir nur, kalbimde bir nur, önümde bir nur, arkamda bir nur, sağımda bir nur, solumda bir nur, üstümde bir nur, altımda bir nur, kulağımda bir nur, gözümde bir nur, saçımda bir nur, tenimde bir nur, etimde bir nur, kanımda bir nur ve kemiklerimde bir nur yarat. Allah'ım nurumu büyüt, bana (bol) nur ver ve benim için bir nur yarat. İzzeti (bir rida gibi) kuşanan ve onu (kullarına) buyuranı tesbih ederim. Yüceliği (bir elbise gibi) giyinen ve onunla ikramda bulunanı tesbih ederim. Tesbihin kendisinden başkasına yakışmadığı Zat'ı tesbih ederim. Fazilet ve nimet sahibini tesbih ederim. Şan ve kerem sahibini tesbih ederim. Celal ve ikram sahibini tesbih ederim." (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece İbn Ebî Leylâ'nın hadisinden, bu vecihle biliyoruz. Şu'be ve Süfyân es-Sevrî bu hadisin bir kısmını Seleme b. Küheyl aracılığıyla, Kureyb'den, o da İbn Abbas'tan, o da Nebi'den (s.a.v.) rivayet etmişler; fakat bu (kadar) uzunluğuyla zikretmemişlerdir.