3480. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ حَمْزَةَ الزَّيَّاتِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي جَسَدِي وَعَافِنِي فِي بَصَرِي وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ شَيْئًا وَحَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ هُوَ حَبِيبُ بْنُ قَيْسِ بْنِ دِينَارٍ وَقَدْ أَدْرَكَ عُمَرَ وَابْنَ عَبَّاسٍ وَاللَّهُ أَعْلَمُ .
Bize Ebû Küreyb anlattı, bize Muâviye b. Hişâm anlattı, Hamza ez-Zeyyât'tan, o Habîb b. Ebû Sâbit'ten, o Urve'den, o da Âişe'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) şöyle dua ederdi: "Allâhümme âfinî fî cesedî ve âfinî fî basarî vec'alhü'l-vârise minnî. Lâ ilâhe illallâhü'l-halîmü'l-kerîm. Sübhânallâhi rabbil-arşil-azîm. Vel-hamdü lillâhi rabbil-âlemîn." (Allah'ım! Bedenime afiyet ver, gözüme afiyet ver ve onu (gözümü/sağlığımı) bana vâris kıl (ölünceye kadar benimle kalsın). Halîm ve Kerîm olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce Arş'ın Rabbi olan Allah'ı tesbih ederim. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.) (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Muhammed'den (Buhârî'den) işittim, şöyle diyordu: "Habîb b. Ebû Sâbit, Urve b. Zübeyr'den bir şey işitmemiştir. Habîb b. Ebû Sâbit, Habîb b. Kays b. Dînâr'dır. Ömer ve İbn Abbâs'a yetişmiştir. Allah en iyisini bilir."