3896. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنِ الْوَلِيدِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يُبَلِّغُنِي أَحَدٌ عَنْ أَحَدٍ مِنْ أَصْحَابِي شَيْئًا فَإِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَخْرُجَ إِلَيْهِمْ وَأَنَا سَلِيمُ الصَّدْرِ " . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَالٍ فَقَسَمَهُ فَانْتَهَيْتُ إِلَى رَجُلَيْنِ جَالِسَيْنِ وَهُمَا يَقُولاَنِ وَاللَّهِ مَا أَرَادَ مُحَمَّدٌ بِقِسْمَتِهِ الَّتِي قَسَمَهَا وَجْهَ اللَّهِ وَلاَ الدَّارَ الآخِرَةَ . فَتَثَبَّتُّ حِينَ سَمِعْتُهُمَا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَخْبَرْتُهُ فَاحْمَرَّ وَجْهُهُ وَقَالَ " دَعْنِي عَنْكَ فَقَدْ أُوذِيَ مُوسَى بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ زِيدَ فِي هَذَا الإِسْنَادِ رَجُلٌ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Yûsuf, İsrail'den, o Velîd'den, o Zeyd b. Zâide'den, o da Abdullah b. Mes'ûd'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Hiç kimse ashabımdan biri hakkında bana (hoşlanmayacağım) bir şey ulaştırmasın. Çünkü ben, kalbim selim (tertemiz) olduğu halde onların karşısına çıkmayı severim." Abdullah dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e bir mal getirildi, o da onu taksim etti. Oturan iki adamın yanına vardım, şöyle diyorlardı: "Vallahi Muhammed yaptığı bu taksimle ne Allah'ın rızasını ne de ahiret yurdunu kastetti." Onları duyduğumda durakladım, sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e gelip ona haber verdim. Yüzü kızardı ve şöyle buyurdu: "Beni (bu sözlerle) rahat bırak! Mûsâ'ya bundan daha fazlasıyla eziyet edildi de o sabretti." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten gariptir. Bu isnadda (araya) bir adam eklenmiştir.