815. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَجَّ ثَلاَثَ حِجَجٍ حَجَّتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يُهَاجِرَ وَحَجَّةً بَعْدَ مَا هَاجَرَ وَمَعَهَا عُمْرَةٌ فَسَاقَ ثَلاَثًا وَسِتِّينَ بَدَنَةً وَجَاءَ عَلِيٌّ مِنَ الْيَمَنِ بِبَقِيَّتِهَا فِيهَا جَمَلٌ لأَبِي جَهْلٍ فِي أَنْفِهِ بُرَةٌ مِنْ فِضَّةٍ فَنَحَرَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ كُلِّ بَدَنَةٍ بِبَضْعَةٍ فَطُبِخَتْ وَشَرِبَ مِنْ مَرَقِهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ سُفْيَانَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ زَيْدِ بْنِ حُبَابٍ . وَرَأَيْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ فِي كُتُبِهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي زِيَادٍ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا فَلَمْ يَعْرِفْهُ مِنْ حَدِيثِ الثَّوْرِيِّ عَنْ جَعْفَرٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَأَيْتُهُ لاَ يَعُدُّ هَذَا الْحَدِيثَ مَحْفُوظًا . وَقَالَ إِنَّمَا يُرْوَى عَنِ الثَّوْرِيِّ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ مُجَاهِدٍ مُرْسَلاً .
Bize Abdullah b. Ebû Ziyâd el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb, Süfyân’dan, o Ca’fer b. Muhammed’den, o babasından, o da Câbir b. Abdullah’tan anlattı ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem üç defa hac yaptı. Hicret etmeden önce iki hac, hicret ettikten sonra da bir hac yaptı; ve bununla birlikte bir de umre yaptı. (Hicret sonrası haccında) altmış üç kurbanlık deve sevk etti. Ali de Yemen’den kurbanlıkların geri kalanını getirdi. Onların içinde Ebû Cehil’e ait, burnunda gümüş halka bulunan bir deve de vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları kesti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her deveden bir parça (alınmasını) emretti; bunlar pişirildi ve o da et suyundan içti." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Süfyân’ın hadisinden olup, bunu sadece Zeyd b. Hubâb rivayetinden biliyoruz. Abdullah b. Abdirrahmân’ı gördüm ki, o bu hadisi kitaplarında Abdullah b. Ebû Ziyâd’dan rivayet etmiştir. Dedi ki: Muhammed’e (Buhârî’ye) bunu sordum, o bunu Sevrî’nin, Ca’fer’den, o babasından, o Câbir’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayeti olarak tanımadı. Onu bu hadisi mahfûz sayarken görmedim. Ve dedi ki: Bu ancak Sevrî’den, Ebû İshâk’tan, o da Mücâhid’den mürsel olarak rivayet edilir.